MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katkı Payı Alacağı
... ile ... aralarındaki katkı payı alacağı davasında mahkemenin görevsizliğine dair .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 07.12.2015 gün ve 354/235 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... vekili, davacının evlilik birliği içinde Akbank'tan 48 ay vadeli kredi çektiğini, daha sonra davacı ile davalının boşandığını, tarafların çekilen kredi borcundan ortak sorumlu oldukları ve yarısını davalının ödeyeceği konusunda anlaştıklarını, ancak davalının ödeme yapmaması nedeniyle davacının kredi borcunu ödemeye devam ettiğini açıklayarak boşanma dava tarihi olan 11.04.2013 tarihinden sonrasına tekabül eden kredi ödemelerinin yarısına yönelik alacak isteğinde bulunmuştur.
Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kredinin evlilik birliği içerisinde çekildiği, edinilmiş mal olarak kabulü gerektiği, bu itibarla Aile Mahkemesi'nin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, evlilik birliği içinde çekilen 48 ay vadeli kredinin mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı 11.04.2013 tarihinden sonrasına tekabül eden (karşılık gelen) borç miktarının yarısının davalıdan tahsili isteğine ilişkindir. Söz konusu talebin, mal rejiminin tasfiyesi ile ilgisi bulunmayıp Türk Borçlar Kanunu genel hükümleri çerçevesinde genel mahkemelerde görülmesi gereken uyuşmazlık niteliğinde olması nedeniyle 4787 sayılı Aile Mahkemeleri'nin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun'un 4. maddesi gereğince aile mahkemelerinin görevi kapsamında değildir. Dava görevli Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açıldığı halde, uyuşmazlığın hatalı nitelendirilmesi sonucunda görevli mahkemenin aile mahkemesi olduğuna değinilerek yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi doğru değildir. Şu durumda, mahkemece davaya kaldığı yerden devam edilerek uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde çözüme kavuşturulması gerekir.
Anılan yönün gözetilmemesi usul ve Yasa'ya aykırı olup kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu nedenle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve 29,20 TL peşin harcın temyiz eden davacıya iadesine, 13.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy