MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Davacı alacaklılar vekili, üçüncü kişi ile borçlu arasında organik bağ bulunduğunu, hacze konu mahcuzların borçlu şirkete ait olduğunu açıklayarak davanın kabulü ile davalı üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddine ve tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı üçüncü kişi vekili, hacze konu menkul malların müvekkiline ait olduğunu, borçlu ile müvekkili arasında organik bağ bulunmadığını, haciz yapılan işyerinin iki bölümden oluştuğunu, bir kısmının mülkiyetinin müvekkiline ait olduğunu, diğer kısmın ise kiralandığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu, usulüne uygun davetiye tebliğine karşın duruşmaya katılmamış, cevap da vermemiştir.
Mahkemece borçlu ve 3. kişi şirketlerin faaliyet alanlarının aynı olduğu, davalı her iki şirket arasında organik bağ bulunduğu, davalı 3. kişi vekili tarafından sunulan belgelerin hacizli malların 3. kişi şirkete ait olduğuna ilişkin ispat gücünün bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir
Hüküm, davalı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK'nun 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
1-Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere, usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı üçüncü kişi vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine;
2-İİK'nun 264. maddesinin 1. fıkrası “Dava açılmadan veya icra takibine başlanmadan evvel ihtiyati haciz yaptırmış olan alacaklı; haczin tatbikinden, haciz gıyabında yapılmışsa haciz tutanağının kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde takip talebinde (Haciz veya iflas) bulunmaya veya dava açmaya mecburdur. 4. fıkrası ise, "Alacaklı bu müddetleri geçirir veya davasından yahut takip talebinden vazgeçerse veya takip telebi kanuni müddetlerin
geçmesiyle düşerse veya dava dosyası muameleden kaldırılıp da bir ay içinde dava yenilenmezse veya davasında haksız çıkarsa ihtiyati haciz hükümsüz kalır..." hükmüne amirdir.
Somut olayda; davacı alacaklılar Mustafa Sarı ve ... vekili, 11.09.2013 tarihinde aldığı ihtiyati haciz kararını, 23.09.2013 tarihinde uygulamış ve haciz sırasında alacaklılar vekili hazır bulunmuş olmasına rağmen, İİK'nun 264. maddesi gereğince alacaklı Mustafa Sarı tarafından 7 gün içerisinde borçlu hakkında takip başlatılmadığından ihtiyati haciz kararı kendiliğinden alacaklı Mustafa Sarı için hükümsüz hale gelmiştir. İhtiyati haciz hükümsüz kaldığından istihkak davası da konusuz kalmaktadır. Bu durumda davacı alacaklı Mustafa Sarı’nın açtığı dava ile ilgili olarak “konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı ... Sarı yönünden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Davalı 3. kişi vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine, yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile davacı alacaklı Mustafa Sarı’nın açtığı istihkak davası yönünden BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın temyiz edene iadesine, 24.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.