MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Katkı Payı Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı ... vekili, dava dilekçesinde belirtilen taşınmazlar nedeniyle mal rejiminin tasfiyesi ile alacak isteğinde bulunmuştur.
Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazların 01.01.2002 tarihinden önce taraflar arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde davalı ... adına tescil edildiği, davacının çalışma belgelerinden 20.08.2001 tarihinden itibaren çalışmaya başladığının anlaşıldığı, dava konusu taşınmazların mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilmiş olması nedeniyyle davacının taşınmazların davalı ... adına tescil edildiği tarih itibariyle çalışma kaydının bulunmadığı, katkıda bulunduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Eşler, 09.11.1979 tarihinde evlenmiş, 08.01.2008 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (TKM 170.m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı Yasa'nın 10, TMK 202/1.m). Tasfiyeye konu 15611 ada 16, 17 ve 18 parsel sayılı taşınmazlar, eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 16.08.2000 tarihinde satın alınarak davalı eş adına tescil edilmiş, 16.03.2005 tarihinde ... isimli kişiye satılarak devredilmiş, tasfiyeye konu 18516 ada 3 parsel sayılı taşınmaz, yine eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 12.01.1995 tarihinde satın alınarak davalı eş adına tescil edilmiş, 16.03.2005 tarihinde ... isimli kişiye satılarak devredilmiş, tasfiyeye konu 215 ada 7 parsel sayılı taşınmaz 03.08.1984 tarihli tapu kaydına dayalı olarak yapılan tespit neticesinde 09.02.1988 tarihinde tapulama yoluyla davalı eş adına tescil edilmiştir. Dosya arasındaki teknik bilirkişi raporundan 215 ada 7 parsel sayılı taşınmaz üzerinde 01.01.2002 tarihinden önce yapılmış bir yapı bulunduğu anlaşılmaktadır. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (4721 s.lı TMK 179 m).
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 s.lı HMK 33 m). İddianın ileri sürülüş şekline, tasfiyeye konu taşınmazların edinme tarihlerine ve tasfiyeye konu 215 ada 7 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki yapının 01.01.2002 tarihinden önce yapıldığı teknik bilirkişi raporundan anlaşıldığına göre dava, katkı payı alacak isteğine ilişkindir.
Mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmişse de, bu karara katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki; davacı tanık beyanları, davacı tarafın çalıştığına dair çalışma belgeleri ve tüm dosya kapsamına göre davacının dava konusu malların edinildiği tarihten önce düzenli olarak çalıştığı ve dava konusu malların edinilmesine katkıda bulunduğu anlaşılmaktadır. Ne var ki, dosya kapsamında eşlerin dava konusu malların edinilmesine katkı oranlarını belirleyecek yeterli veri olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, TMK 4. ve TBK 50. madde uyarınca, hukuk ve hakkaniyete uygun bir katkı oranı takdir edilerek, bu oranın dava konusu malların dava tarihi itibariyle belirlenen değerleriyle çarpılarak bulunacak miktar yönünden talep miktarı da gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, mahkemece dosya kapsamı ve hesap bilirkişi raporu dikkate alınmadan davacı tarafın hiç katkısı bulunmadığı görüşünden hareketle davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasa ile hakkaniyete aykırı olmuştur. Mahkemece yapılması gereken iş, dosya kapsamında bulunan bilirkişi raporu da dikkate alınmak suretiyle gerekirse ek rapor veya başka bir bilirkişiden rapor alınmak suretiyle davacının dava konusu malların edinilmesinde katkısı olduğu düşünülerek hakkaniyete uygun bir katkı payı alacağına hükmetmekten ibarettir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu nedenle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz eden davacıya iadesine, 02.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.