MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tapu İptali Ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün dahili davalı ... vekili, davalılar ... ve arkadaşları vekili davalı ... Tuhaf, davalı ..., davalı ..., davalı ... ..., davalı ..., davalı ... ve davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacılar vekili, davalıların murisi ... adına kayıtlı 884 parsel sayılı taşınmazın müvekkillerinin babası ...'e malik tarafından satıldığını, bu hususta tapuya 1962 yılında şerh verildiğini, 1972 yılında tapu kayıtlarının eski malik adına tescil edildiğini, taşınmazın 20 yıldan fazla bir zamandan beri müvekkillerinin elinde olduğunu ve davalıların miras bırakanı adına kayıtlı taşınmazın tapu kaydının hukuki değerini yitirdiğini belirterek dava konusu gayrimenkulün tapu kaydının iptali ile müvekkilleri adına miras hisseleri oranında tesciline karar verilmesini istemiştir.
Yargılama aşamasında, davacılar vekili, davalarını yalnızca TMK’nin 713/2 hükmüne hasrettiklerini bildirmiştir.
Davalı ..., hak düşürücü sürenin geçtiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili, davacılar tarafından daha önce Gaziantep 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/221 Esas sayılı dosyası ile açılan davanın takipsiz bırakılması nedeni ile açılmamış sayılmasına karar verildiğini, davalıların murisinin 1961 yılında vefat etmesi nedeniyle 1962 yılında tapuya şerh konulmasının mümkün olmadığını, kadastro tespitinden sonra 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, iddia ederek davanın reddini savunmuştur.
Dahili davalı ... vekili, TMK’nin 713/2 maddesinde aranan şartların gerçekleşmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne, dava konusu 884 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile, davacıların murisleri ...'ün mirasçılık belgesinde belirtilen miras payları oranında adlarına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Hüküm bir kısım davalılar vekilleri ile dahili davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden, dava, TMK'nin 713/2 maddesindeki ölüm nedenine dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir
Bilindiği gibi; konusu para veya para ile değerlendirilebilen bir şey (malvarlığı, mamelek hakkı) olan (yani, konusu belli bir değerle ilgili bulunan) davalarda karar ve ilam harcı nispidir. Nispi karar ve ilam harcının dörtte biri dava açarken davacıdan peşin olarak alınır. Peşin olarak ödenecek olan bu dörtte bir karar ve ilam harcı, dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden hesaplanır. Ayrıca, harç ikmal edilmemesinin yasal sonuçları da 492 sayılı Yasanın 30 ve 32. maddesinde duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirtilmiştir.
Harçlar Yasası'nın 30 ve 32. madde hükümleri gereğince, harca tabi bir davada harç tamamlatılmadan davanın esasına girilemez, ancak bu eksikliğin giderilmesi için ilgili tarafa süre verilmelidir. Mahkemece davacıya harcı tamamlatması için usulüne uygun olarak süre tanınması, yatırılması gerekli harcın miktarının hesaplanarak ilgili muhtıraya derc edilmesi, harcın yatırılması halinde işin esasına girilerek olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi, harcın belirlenecek süre içerisinde yatırılmaması halinde ise Harçlar Yasası'nın 30. maddesi gereğince, dosyanın, işlemden kaldırılıp (HMK. 150 m.), yasal süresi içinde yenilenmediği takdirde açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davanın, 10.000,00 TL üzerinden harç ödenmek suretiyle açıldığı, keşfen dava konusu taşınmazın değeri tespit edilmeden karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu, harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun mahkemece kendiliğinden (re’sen) gözetileceğini düzenlemiş ve buyurucu nitelikteki 32. maddesinde yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağını öngörmüştür.
Hal böyle olunca, öncelikle dava konusu 884 nolu parsel ile ilgili olarak keşfen saptanacak dava değeri üzerinden harcın tamamlanması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulması doğru değildir.
Kabule göre de, tapu iptali ve tescil davalarında öncelikle husumet kayıt malikine, kayıt maliki ölmüş ise saptanacak mirasçılarına yöneltilerek açılır. Dava konusu taşınmaz “...” adına kayıtlı olup mirasçılarının taraf olarak gösterildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda Hazine’nin somut olayda pasif dava ehliyeti bulunmamaktadır. Dahili davalı ... yönünden husumetten red kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Dahili davalı ... vekili, davalılar ... ve arkadaşları vekili, davalı ..., davalı ..., davalı ..., davalı ... ..., davalı ..., davalı ... ve davalı ...’ın temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nin 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre Dahili davalı ... vekili, davalılar ... ve arkadaşları vekili, davalı ..., davalı ..., davalı ..., davalı ... ..., davalı ..., davalı ... ve davalı ...’ın sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nin 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, 03.03.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy