MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı üçüncü kişi vekili; 05.02.2016 tarihli haciz esnasında mülkiyeti müvekkili şirkete ait malların haczedildiğini, haciz adresinin boş bir şekilde AVM yönetiminden kiralandığını, müvekkili şirket ile borçlu şirket arasında devir ilişkisi olmadığını öne sürerek, istihkak iddialarının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, borçlu şirketin İİK'nin 44. maddesine uygun bir şekilde ticareti terk etmediğini, faaliyetine haciz adresinde devam ettiğini, borçlu şirket sahibinin sürekli haciz adresi civarında gezindiğini ve haciz araçları gelince ortadan kaybolduğunu, iki şirketin aynı işyerinde aynı alanda faaliyet göstermelerinin aralarındaki organik bağı gösterdiğini, borcun doğum tarihinden sonra mal kaçırmak için örtülü işyeri devri yapıldığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, dava konusu haczin dayanak senette yer alan borçlu adresinde yapıldığı, bu durumda mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olduğu, borçlu şirketin tüzel kişiliğinin sona ermediği, borcun doğum tarihinden sonra kurulan üçüncü kişi şirketin borçlu ile aynı iş yerinde aynı alanda faaliyete başladığı, iki şirket arasında irtibat bulunduğu, borçlu şirketin mal kaçırma gayesi ile muvazaalı şekilde üçüncü kişi şirketi kurdurduğu, tüm bunların yanısıra mülkiyet karinesinin aksinin üçüncü kişi şirketçe ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre; dava konusu 05.02.2016 tarihli haciz takip dayanağı senette yer alan borçlu adresinde gerçekleştirilmiş ise de, borçlu şirkete ödeme emrinin haciz adresinde tebliğ edilmediği, haciz esnasında borçlu şirkete ait evrak bulunmadığı, üçüncü kişi şirketin borcun doğum tarihinden önce haciz adresinden farklı bir adreste kurulduğu, borçlu şirket ile organik bağının bulunmadığı, borçlu şirketin 31.07.2015 tarihinde haciz adresinden taşınma kararı aldığı, üçüncü kişi şirketin ise 01.08.2015 tarihinde haciz adresinde şube işyeri açılması kararı aldığı, haciz yapılan işyerine ilişkin olarak üçüncü kişi şirket ile AVM yönetimi arasında 01.07.2015 tarihinde imzalanan kira sözleşmesi ile işyerinin 01.08.2015 tarihinde üçüncü kişiye teslim edileceğinin, işyeri açılışının ise 01.09.2015 tarihinde yapılacağının, mecurun üçüncü kişi tarafından münhasıran züccaciye satış mağazası olarak "... ..." ismi ile işletileceğinin kararlaştırıldığı, İİK'nin 8. maddesi uyarınca aksi ispat edilene kadar muteber olan haciz tutanağı içeriğine göre, AVM yönetiminden adres sorulduğu ve adresin "..." mağazası olduğunun beyan edildiği, tüm bunların yanı sıra AVM yönetimince işyerinin üçüncü kişi şirkete teslimi için 27.800 USD teminatın kiracı tarafından depo edilmesinin ve ilgili sigorta poliçelerinin kiracı üçüncü kişi tarafından yaptırılmasının şart koşulduğu anlaşılmıştır.
Buna göre, somut olayda mülkiyet karinesi davacı üçüncü kişi lehine olup, davanın İİK mad. 96 gereğince üçüncü kişi tarafından açılması ispat yükünün yer değiştirmesine neden olmaz. Mülkiyet karinesinin aksinin davalı alacaklı tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir.
Davalı alacaklı tarafından delil olarak gösterilen takip dosyası ve ticaret sicil kayıtları mülkiyet karinesinin aksini ispata yeterli değildir.
O halde, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, davanın kabulü yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile reddine yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nin 366 ve HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 27.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.