MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı vekili, davalı 3. kişi Bankaya 22.07.2015 ve 03.08.2015 tarihlerinde borçlunun mevduat hesaplarına haciz konulması için haciz müzekkeresi gönderildiğini, haciz müzekkerelerine cevap olarak davalı 3. kişi Bankanın rehin hakkının olduğunun ileri sürmesi üzerine istihkak prosedürünün izlenmesine karar verildiğini ve netice olarak iş bu davayı açtıklarını, davalı Bankanın sözkonusu para üzerinde hapis ve rehin hakkı bulunmadığı gibi, bu iddiaların borçluyu koruma amacına yönelik mücerret iddiadan ibaret olduğunu iddia ederek davanın kabulü ile davalı 3. kişi Bankanın istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı borçlu vekili,dava konusu edilen ve davalı 3. kişi banka lehine yasalar ve sözleşmeler gereği rehinli bulunan müvekkili şirket hesaplarına ilişkin işlemlerin yapıldığı tarihlerde, borçlu şirketin ödenmemiş kredi borçları olması nedeniyle davalı 3. kişi Bankanın mevduat üzerinde riskleri ve rehin hakkı bulunduğundan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı 3. kişi vekili, borçlu şirket ile akdedilen sözleşmelerde Bankanın borçlu şirketin alacakları üzerinde rehin, takas ve mahsup hakkı olduğunun kabul edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalı Bankanın İİK 89/1 haciz ihbarnamesine itirazının istihkak iddiası niteliğinde olmadığı, haczin işlendiği ve kendi rehin haklarının bulunduğu yönündeki bir açıklamadan ibaret olduğu, alacaklının, Bankanın vermiş olduğu cevabın doğru olmadığı kanaatinde olması durumunda İİK 89. maddesi uyarınca başvuru hakkının bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK 99. madde gereğince 3.kişinin istihkak iddiasının kaldırılması talebine ilişkindir.
Borçlunun üçüncü kişi Bankadaki mevduat alacağı, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 106/2. maddesi gereğince menkul hükmündedir. Bankadaki mevduat, menkul haczi gibi icra müdürlüğünce bankaya yazılacak yazı ile haczedilebileceği gibi, İİK'nun 89. maddesindeki uygun olarak düzenlenen haciz ihbarnamesi ile de haczedilebilir. Bu takdirde İİK'nun 89. ve bunu izleyen maddelerde yazılı hukuki sonuçlar doğar.
İİK'nun 89. maddesi uyarınca gönderilen haciz ihbarnamesine karşı üçüncü kişi bankanın, borçluya ait mevduat hesabı üzerinde rehin hakkının olduğunu ileri sürmesi, itiraz niteliğinde olup, alacaklı İİK'nun 89/4. maddesi uyarınca üçüncü kişinin cevabının aksini icra mahkemesinde ispat ederek üçüncü kişinin İİK'nun 338/1. maddesi hükmüne göre cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahkum edilmesini isteyebilir. (HGK'nun 28.3.2012 tarih ve 2011/12-849-242 sayılı kararı).
Üçüncü kişinin haciz müzekkeresine karşı mevduat hesabı üzerinde rehin hakkı bulunduğunu ileri sürmesi ise, İİK'nun 96/1 uyarınca istihkak iddiası niteliğinde olup, icra müdürünün istihkak prosedürünü düzenleyen İİK'nun 96-97 maddelerinde yazılı kurallara göre işlem yapması gerekir.
Somut olayda, borçlu şirketin hesaplarında bulunan paraların haczi için davalı 3. kişi Bankaya 09.02.1015, 03.08.2015 tarihlerinde 89/1 haciz ihbarnamesi gönderildiği, 21.07.2015 ve 03.08.2015 tarihlerinde ise haciz müzekkeresi gönderildiği, banka tarafından yasal süresi içerisinde ayrıntılı olarak verilen cevapta, şube nezdinde bulunan borçluya ait hesap üzerine kendilerinin rehin,hapis ve takas mahsup haklarından sonra gelmek kaydı ile haciz şerhinin işlendiğinin bildirildiği, bunun üzerine icra müdürlüğünce 12.10.2015 tarihinde İİK.'nın 99. maddesi uyarınca işlem yapıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davalı 3. kişi bankanın 03.08.2015 tarihli haciz müzekkeresine karşı, takip borçlusunun kendisinden olan alacağı üzerinde rehin hakkı bulunduğuna dair beyanı, İİK'nun 96/1 uyarınca istihkak iddiası niteliğinde olup, mahkemece eldeki davanın İİK 99. maddesi uyarınca istihkak iddiasının reddi davası olarak görülüp sonuçlandırılması gerekirken yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nun 366. ve HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 28.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy