MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, fazlaya dair taleplerin reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı ... vekili, dava dilekçesinde belirtilen 16 nolu daire nedeniyle, mal rejiminin tasfiyesi ile kredi borcu düşüldükten sonra kalan serbest piyasa değerinin yarısı üzerinden şimdilik 50.000-TL katılma alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının davasının kısmen kabulüne, davalının çekmiş olduğu kredi ile ailesinden alınan 5.000-TL nakit ile 4 cumhuriyet altını olan 7.820-TL'nin kendi katkısı olduğu tespit edilerek yeniden yapılan hesaplama içeriğine göre 31.676,60-TL katkı alacağının davalıdan tahsiline, fazlaya dair taleplerin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK m. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacak hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK m. 229) ve denkleştirmeden (TMK m. 230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK m. 219) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK m. 231) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK m. 236/1). Katılma alacağı Yasa'dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.
Artık değere katılma alacağı miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri esas alınır (TMK m. 227/1, 228/1, 232 ve 235/1). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.
Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK m. 222).
Tasfiyeye konu taşınmazın, bedelinin tamamının ya da bir kısmının kredi ile karşılanması durumunda, kredi veren kuruluşa yapılan geri ödemelerin isabet ettiği dönemden, miktarından ve taksit sayısından hareketle mal rejiminin tasfiyesi sonucunda eşlerin alacak miktarları belirlenir. 4721 sayılı TMK'nin 202/1.maddesi gereğince edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde yapılan ödemelerde, eşler lehine değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacak hakları doğabilecektir. Kredi borcu ödemelerinin bir kısmının mal rejiminin devamı süresince, bir kısmının da daha sonraki tarihlerde yapılmasında, mal rejiminin geçerli olduğu dönemin sonrasına sarkan ödemeler, dava konusu taşınmazın borcu kabul edilerek tasfiye gerçekleştirilir.
Yukarıda açıklandığı gibi iki döneme yayılan kredi borcu ödeme tablosu mevcut olduğunda; öncelikle, mal rejiminin sona erdiği tarihte henüz vadesi gelmediği için ödenmemiş kredi borç miktarının, toplam kredi borcuna oranı bulunur. Sonra bulunan bu kredi borç oranının, taşınmazın toplam satın alım bedeli karşısındaki oranına dönüşümü gerçekleştirilir. Tespit edilen bu oranın, taşınmazın tasfiye tarihindeki(karara en yakın) sürüm(rayiç) değeri ile çarpılmasıyla borç miktarı belirlenir. Bu ilke ve esaslara göre saptanan taşınmazın borç miktarı, tasfiye tarihindeki sürüm değerinden düşüldükten sonra kalan miktar, değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı hesaplamasında göz önünde bulundurulur.
Buna göre; öncelikle, tasfiyeye konu taşınmazın satın alma bedeli, bunun krediyle ve varsa kredi dışında eşlerin kendi imkanları ile karşıladıkları miktarlar ve oranları ile tasfiye(karara en yakın) tarihindeki sürüm(rayiç) değeri ayrı ayrı belirlenmelidir.
Açıklamalar doğrultusunda hesaplama yapılabilmesi için, iddia ve savunma çerçevesinde, taşınmazın satın alınmasına ilişkin akit tablosuyla birlikte tapu kaydı, kredi sözleşmesi ve kredi borcu ödeme tablosu dahil finans kuruluşu kayıtları, ihtiyaç duyulması halinde eşlerin malın alınmasında katkı olarak kullandıklarını ileri sürdükleri malvarlıklarına ilişkin sair belgeler bulundukları yerlerden getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde göz önünde bulundurulmalıdır. Uyuşmazlığın çözümünde kullanılabilecek belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden oluşan kurulundan da yardım alınmalıdır.
Somut olaya gelince; eşler, 22.01.2006 tarihinde evlenmiş, 12.07.2012 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK m.225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı Yasanın m. 10, TMK m. 202). Tasfiyeye konu ... ada ... parseldeki 16 nolu bağımsız bölüme ilişkin üyelik hakkı, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 19.08.2011 tarihinde kooperatife üye olunmak suretiyle edinilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK m. 179).
Mahkemece, davalının çekmiş olduğu kredi ile ailesinden alınan 5.000-TL nakit ve 4 cumhuriyet altını olan 7.820-TL'nin kendi katkısı olduğu kabulünden hareketle 31.676,60-TL katılma alacağına hükmedilmişse de; bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, dava konusu 16 nolu bağımsız bölüme ilişkin kooperatif üyeliğinin 19.08.2011 tarihinde davalının abisi ...'ün İş Bankasındaki 1207-55665 numaralı vadesiz TL hesabından 89.500-TL çekilmek ve satıcıya ödenmek suretiyle edinildiği dosya içerisindeki makbuzlar, hesap ekstresi, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Ayrıca bu paranın da, dosya içerisindeki tanık beyanları, bilirkişi raporları ve tarafların beyanları ile tüm dosya kapsamından davalı tarafından çekilen kredi, davalının annesi tarafından 16.08.2011 tarihinde çekilen kredi ve yatırım karşılığı olan altınlar ile takı bedellerinin kuyumcuda bozdurulduktan sonra edinilen para karşılığı olduğu, yine tanık beyanları, düğün fotoğrafları ve davalı ve annesi tarafından çekilen kredilerin çekilme tarihleri ile davalının abisi ...'ün hesabına yatırılma tarihleri dikkate alındığında 89.500-TL'nin biriktirildiği anlaşılmakla, bu satış bedeli içindeki davalının annesi tarafından çekildiği ve aynı tarihte davalının abisi ...'ün hesabına yatırıldığı anlaşılan 34.000-TL'nin tarafların edinilmiş malı olmayıp davalının annesine ödenmesi gereken borç olduğu düşünülmelidir. Bu durumda, mahkeme tarafından davanın niteliği de gözetilerek, davalının kişisel malı olduğu belirlenen 7.820-TL ile 34.000-TL'nin denkleştirmede dikkate alınması, alımda kullanıldığı anlaşılan 35.000-TL kredinin boşanma dava tarihi öncesine isabet eden kısmının edinilmiş mal, sonrasına isabet eden kısmının davalı kadının kişisel malı olduğunun, edinme değerinden kalacak bakiye bölümün aksi ispatlanamadığından edinilmiş mal olduğunun gözetilmesi, karar bozulmakla değer güncelliğini yitirdiğinden tasfiyeye konu taşınmazın bozma sonrası yeni karar tarihine en yakın güncelleştirilmiş piyasa sürüm (rayiç) değeri belirlenip artık değer ve davacının katılma alacağının bulunması gerekirken, bu hususlar dikkate alınmadan dosya kapsamına uygun düşmeyen denetime elverişli olmayan birtakım gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davacı vekili ile davalı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nin 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nin 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde ayrı ayrı iadesine 12.09.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy