MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, vekil edeninin, davaya konu 31269 ada 138 parsel sayılı taşınmazdaki, davalılar adına kayıtlı bulunan 101/138 hisseyi, davalılardan satın aldığını, 12.000 TL bedel ödeyerek taşınmaza yerleştiğini, 1990 yılına kadar kendisi oturduktan sonra, taşınmazı kiraya verip kendisinin Fransa'ya gittiğini, davalıların 2010 yılına kadar hiçbir şekilde taşınmaz ile ilgilenmediklerini, ancak 13.10.2010 tarihinde vekil edeninin kiracısına karşı meni müdahale ve ecrimisil davası açtıklarını, davalıların miras bırakanı SadettinYılmaz'ın 1979 yılında vefat ettiğini, vekil edeninin taşınmazı 1987 yılında satın aldığını, davalıların ise 21.10.2009 tarihinde intikal yaptırdıklarını açıklayarak, dava konusu taşınmazın, davalılar adına kayıtlı bulunan 101/138 payının iptali ile vekil edeni adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, satış tarihinde vekil edenleri ... ve...l'in küçük olduğunu ve satış yapmalarının söz konusu olamayacağını, davacının, meni müdahale ve ecrimisil davasında, taşınmazı sadece mirasçılardan ...'den satın aldığını beyan ettiğini, ...'nin taşınmazı bir yıllığına davacıya kiraladığını, davaya konu taşınmazı haksız olarak işgal eden ... adlı kişiye karşı meni müdahale ve ecrimisil davası açıldığını, taşınmazın vergilerinin vekil edeni ... taraından ödendiğini ve DASK poliçesinin de yine bu vekil edeni tarafından yaptırıldığını beyanla davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, “Davacı, taşınmazı 1987 yılınının Eylül ayında satın aldığını söylemektedir. Taşınmazın imaren tapusunun oluştuğu tarih 26/02/1987 tarihidir. Tapuda malik olarak ismi geçen ... 09/10/1979 tarihinde vefat etmiştir. Tapunun düzenlendiği tarih itibariyle tapuda hissedar yapılan ... ölüdür. Bu durumda tapu düzenleniş tarihi itibariyle asıl hissedar olan kişiler ...'ın mirasçılarıdır. Davacı da taşınmazı hissedarlardan satın aldığını iddia etmektedir. Bu haliyle harici satın alma işleminin yapıldığı tarih itibariyle asıl tapu maliki olması gerekli olan kişiler sağdır. Davacının davalı olarak gösterdiği kişiler dışında da tapuda hissedar olan kişiler vardır. Tanık anlatımlarına göre de taşınmaz nizasız kullanılmamıştır. Zaman zaman önceki kullanıcılar arasındnda nizalar doğmuştur. Davacı taraf ayrıca tapunun diğer hissadarlarını da dava da taraf olarak göstermemiştir. Tüm bu nedenler birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının reddi yoluna gidilmiştir” gerekçesi ile, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Mahkemece her ne kadar belirtilen gerekçeler ile ret kararı verilmiş ise de, Mahkemenin bu gerekçelerine katılma imkanı bulunmamaktadır.
Dava, TMK'nun 713/1. fıkrasındaki kazanmayı sağlayan zilyetlik ve 2. fıkrasında yer alan, “…maliki 20 yıl önce ölmüş…” hukuki sebeplerine dayalı olarak açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
1- Mahkemece; davacının davalı olarak gösterdiği kişiler dışında da tapuda hissedar olan kişilerin bulunduğu, davacı tarafın, ayrıca tapunun diğer hissadarlarını da dava da taraf olarak göstermediği açıklanarak bu husus ret kararına gerekçe yapılmıştır.
Bilindiği üzere, kural olarak, tapu iptali ve tescil davalarında, dava, kayıt malikine, kayıt maliki ölüyse mirasçılarına yöneltilerek açılır. Bundan ayrı olarak, paylı mülkiyette her pay birbirinden bağımsız olarak dava konusu edilebilir.
Somut olayda, davaya konu taşınmazın 101/138 hissesi, her ne kadar davalıların kendi arasında ... mirasçıları olarak, elbirliği mülkiyeti şeklinde tapuda kayıtlı ise de, taşınmazın 19/38 payı Yakup Yalçın, 18/138 payı ise Tevfik Çelik isimli, (imar ile) tapuya paydaş yapılan kişiler adına paylı mülkiyet olarak kayıtlıdır. Davacı tarafından, davalılar adına elbirliği şeklinde kayıtlı olan 101/138 payın iptali istenmiş olup, ... mirasçılarının tamamı davada davalı olarak yer almıştır. Hal böyle olunca, Mahkemenin gerekçesinin aksine, paylı mülkiyette her payın birbirinden bağımsız olarak dava konusu edilebileceği kuralı gereğince, davalılar dışındaki pay maliklerinin davada yer almasına gerek yoktur.
2- 26.01.2007 gün ve 2005/1-2007/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere; olağanüstü zamanaşımı ile taşınmazın mülkiyetinin kazanılması 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713. maddesinde düzenlenmiştir. Sözü edilen maddenin birinci fıkrası “Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı; davasız ve aralıksız olarak 20 yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi ...taşınmazın mülkiyet haklarının tapu kütüğüne tescilini isteyebilir.” Zilyetliğin kazanma sağlayabilmesi için 20 yıllık sürenin “Davasız” sürmesi zorunludur. Maddenin ikinci fıkrasında da zilyetliğin aynı koşullar arasında geçirilmesi gerekliliği vurgulanmıştır. Burada kanun koyucu, zilyetliğin davaya konu olmamasını amaçlamıştır. “Davasız” sözcüğü açık ve emredici bir hükümdür. Borçlar Kanunu’nun 133/2. maddesine göre alacaklı borçluya karşı mahkemede dava açarak ya da karşılıklı bir iddia ileri sürerek alacağını dermeyan ettiği takdirde, zamanaşımı kesilir.
Somut olayda, davalılar tarafından, ...10.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/499 sayılı dosyası ile açıldığı bildirilen meni müdahale ve ecrimisil davasının açılması tarihine kadar, davacı aleyhine başkaca bir dava açıldığı iddia ve ispat edilmiş değildir. Taraflar arasında yaşandığı iddia edilen ve Mahkemece niza olarak kabul edilen olayların, az yukarıda yapılan açıklamalar ışığında niza sayılamayacağı açıktır.
Hal böyle olunca, davaya konu 31269 ada 22 parsel sayılı taşınmaza ait tapu kaydının, ilk tesis tarihten itibaren atlanmaksızın tüm geldi ve gittileriyle, taşınmazdaki hisselerin intikaline ilişkin resmi senetler, akit tabloları ve varsa dayanağı belgeler ile birlikte ilgili Tapu Müdürlüğü'nden getirtilerek dosyaya arasına alınması, ondan sonra toplanmış ve toplanacak delillere göre hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı ve yerinde olmayan gerekçelerle ret kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,
14.11.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.