MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil, Mal Rejiminden Doğan Alacak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... vekili 13 nolu dava konusu taşınmazın muvazaalı olarak davalı eşi ... tarafından dava edilen diğer şahıslara devir edildiğini, muvazaaya dayalı olarak tapu kaydının oluşturulduğunu, evlilik birliğinin devamı sırasında edinilen ...’deki 13 nolu dava konusu taşınmazın kredi kullanılarak alındığını, katkı payı nedeniyle 1/2 tapu kaydının iptalini ve kendi adına ½ hissenin tescili, olmadığı takdirde davalı eski eşi ... adına tescili, bununda mümkün olmaması halinde taşınmazın ½ değerinin tespiti ile şimdilik 5.000 TL katılma alacağının dava tarihinden itibaren kanuni faizi ile tahsilini istemiştir.
Davalılar vekili, davalı ...’nin evlenmeden önce ...’da çalışarak kazandığı 10.000,00 Euro’yu dava konusu dairenin inşaatini yapan dayısına verdiğini ve dava konusu bağımsız bölüm olan 13 nolu taşınmazın inşaat bitiminde mülkiyetinin tapuda davalı ...’ye verileceğini dayısının taahhüt ettiğini, müvekkili ...'nin evlendikten sonra 50.000 Euro kredi çektiğini ve bunun 28.500 Euro’sunu 13.10.2006’da daireyi yapan dayısı ...’ya gönderdiğini, müvekkili ...’nin toplam 38.500,00 Euro ile evi aldığını, taşınmazın kalan 36 bin Euro kredi borcunu ödeyemeyince, davalı ...’nin kredi borcunun ödenmesi şartıyla davalı olan dayısı ...'ya sattığını, ancak dayısının oğluna yatırım olsun diye tapuyu oğlu ... üzerine yaptığını, onunda işleri kötü gidince davalı ...’nin annesi ...’ın kredileri ödemesi üzerine, taşınmazın ...’a satıldığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabülüne karar verilmesi üzerine; hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava ... 4.Aile Mahkemesi tarafından görülerek çözüme kavuşturulmuştur. Davacı dava dilekçesinde, muvazaaya dayalı olarak tapu kaydının oluşturulduğunu, taşınmazın katkı payı nedeniyle 1/2 tapu kaydının iptalini ve kendi adına ½ hissenin tescili, olmadığı takdirde davalı eski eşi ... adına tescili, bununda mümkün olmaması halinde taşınmazın ½ değerinin tespiti ile şimdilik 5.000 TL katılma alacağının dava tarihinden itibaren kanuni faizi ile tahsili isteğinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Taraf vekillerinin sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
1-) Davacının boşandığı eşi ... ile diğer davalılar arasında gerçekleştirildiği ileri sürülen muvazaalı işlem davacı yönünden haksız eylem niteliğinde bulunduğuna göre, hükmün 2.bendindeki yazılı tapu kaydının iptali ve davalı eski eş adına tesciline yönelik istek bakımından uyuşmazlığın çözüm yeri genel muvazaa kapsamında olup, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nun 1 ve devamı maddeleri ile 818 sayılı BK'nun 18. (TBK.m.19) maddesi gereğince Genel Mahkemelerdir. Aile Mahkemeleri'nin bu tür davalara bakma görev ve yetkileri bulunmamaktadır. Katılma alacağı ile TMK’nun 241. maddesine dayalı isteğin ise 4787 sayılı Aile Mahkemeleri'nin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanununun 4. maddesinde yazılı; 4721 sayılı TMK'nun ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere (TMK'nun m.118-395) maddelerinden kaynaklanan bütün davaların Aile Mahkemesi'nde (veya Aile Mahkemesi sıfatı ile) bakılacağına ilişkin olan düzenleme nedeniyle Aile Mahkemeleri'nde görülmesi gerekir. Görev kamu düzeni ile ilgili olduğundan iddia ve savunma olarak ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında Mahkemece re'sen göz önünde bulundurulur. Mahkemece her üç istek yönünden de Aile Mahkemesi sıfatı ile davaya bakılarak hüküm kurulmuştur.
Bu nedenle, hükmün 2.bendindeki yazılı tapu kaydının iptali ve davalı eski eş ... adına tesciline yönelik istek bakımından davanın tefriki ile ayrı bir esasa kaydının yapılması ve tefrik edilecek davaya Asliye Hukuk Mahkemesi bakması gerekmektedir. Hukuk Genel Kurulu’nun 26.09.2012 tarih ve 2012/8-192 Esas, 2012/629 Karar sayılı kararı ile mal rejimi davalarında muvazaa nedeniyle açılan davaların sonucunun beklenmesine de gerek bulunmamaktadır. Muvazaa nedeniyle açılan tapu iptali ve tescil davasının olumlu sonuçlanması halinde, davacının mal rejimi nedeniyle alacağı kararla hak ettiği alacağının tahsilini kolayca sağlayabilecektir. Bunun dışında mal rejimi davasına bir etkisi olmayacaktır. Şayet muvazaa iddiasına dayanmayıp, sadece tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde mal rejiminden kaynaklanan alacak denilmiş olsaydı terditli istek kabul edilip birlikte görülmesi mümkün olabilirdi.
2-) Hükmün 3. bendinde davalı ... adına açılan davanın reddi doğrudur. Her ne kadar davalı ...’un soyadı yanlış yazılmışsa da, bu durum maddi hata olup mahallinde düzeltilmesi mümkün olduğundan ayrıca bozma nedeni yapılmamıştır.
3-) Hükmün 4. bendinde davacının isteği, iddianın ileri sürülüş şekline göre artık değere katılma isteği yönündedir. Davacının bu talebi kabul edilmiştir. Ancak hükmün 4. bendinde her ne kadar davacı ...’ın adı ve soyadı yanlış yazılmışsa da, bu durum maddi hata olup mahallinde düzeltilmesi mümkün olduğundan ayrıca bozma nedeni yapılmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile ile Usul ve Kanuna aykırı görülen hükmün görev yönünden 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 29,20 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 6,70 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 17.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy