MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Katkı Payı Alacağı ve Katılma Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı ... vekili, dava dilekçesinde belirtilen taşınmazlar nedeniyle mal rejiminin tasfiyesi ile alacak isteğinde bulunmuştur.
Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazların 2002 yılından önce alınması sebebiyle davacının ancak katkı payı talebinde bulunabileceği ve talebin de bu yönde olduğu fakat davacının ev hanımı olduğu, dava konusu taşınmazlara bir gelir elde ederek katkısının bulunmadığı, davacının bu taşınmazlara başka bir şekilde katkısının olduğuna dair bir delil ve belge de sunmadığı, bir kısım davacı tanıklarının beyanlarında geçen ziynetlere ilişkin de somut bir anlatımın bulunmadığı, davacıdan duyulan olguların dile getirildiği, buna karşın davalı tarafça sunulan kooperatif kayıtları ve ödemelere ilişkin belgeler ile davalı tanıklarının somut anlatımları ve davalının çalışarak ve babasının desteği ile taşınmazları yaptığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davacının katkı payı alacağına dair davasının reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- a) Davacı vekilinin Üçevler Mahallesindeki 3094 ada 1 parseldeki 2 nolu bağımsız bölüme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Tasfiyeye konu taşınmazın kooperatif üyeliği yoluyla edinilmesi halinde, kooperatife yapılan ödemelerden ve bu ödemelerin isabet ettiği dönemlerden hareketle, mal rejiminin tasfiyesi ile eşlerin alacak miktarları belirlenir. Kooperatif ödemelerin 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 170.maddesi gereğince mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 01.01.2002 tarihinden önceki dönemde tamamlanması durumunda eşler lehine katkı payı alacağı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 202/1. maddesi gereğince edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 01.01.2002 tarihinden sonraki dönemde tamamlanmasında ise değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacak hakkı doğabilecektir.
Kooperatif ödemelerinin bir kısmının mal ayrılığı bir kısmının da edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemlerde yapılmasında; mal ayrılığı dönemindeki ödemelere her bir eşin yaptığı katkı oranı, daha sonra geçerli olacak edinilmiş mallara katılma rejimine kişisel mal olarak geçeceği kabul edilmektedir.
Buna göre; mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde(01.01.2002 tarihine kadar) eşlerin kooperatif ödemelerine yaptıkları katkı oranı, 743 sayılı TKM, Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri ile Yargıtay ve Dairemizce kabul edilen "katkı payı alacağı" hesaplama yöntemi göz önünde bulundurularak belirlenmelidir. Kişisel mal olarak kabul edilen bu katkı oranı, 01.01.2002 tarihinden sonra geçerli olacak edinilmiş mallara katılma rejimi kurallarına göre, hesap edilecek "değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacak" miktarlarının tespitinde gözetilecektir.
Bunun için, öncelikle iddia ve savunmalar doğrultusunda kooperatif üyeliğine ve ödemelere ilişkin belgeler, eşlerin katkıda kullandıklarını ileri sürdükleri malvarlıkları(miras, ziynet, bağış vs) ile mal ayrılığı dönemine ilişkin düzenli ve sürekli gelirlerine(maaş, gündelik, kar payı vs) ilişkin belgeler bulundukları yerlerden eksiksiz olarak getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde göz önünde bulundurulmalıdır. İhtiyaç duyulması halinde, değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır.
Somut olaya gelince; eşler, 11.09.1991 tarihinde evlenmiş, 27.08.2012 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir(TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı(743 sayılı TKM 170.m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir(4722 sayılı yasanın 10, TMK 202/1. m). Tasfiyeye konu 3094 ada 1 parseldeki 2 nolu bağımsız bölüm kooperatife üye olunmak suretiyle edinilmiş, davalı tarafından kooperatife 29.05.1995 tarihinde üye olunmuş, 2 nolu bağımsız bölüm 23.12.2008 tarihinde ferdileşme yoluyla davalı eş adına tescil edilmiş ve 30.06.2009 tarihinde 3.kişiye satılarak devredilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır(TMK 179.m).
Mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmişse de bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, her ne kadar mahkemece davacının talebinin katkı payı alacağına ilişkin olduğu değerlendirilerek bu yönden inceleme ve araştırma yapılmışsa da, davalının 29.05.1995 tarihinde kooperatife üye olduğu ve dava konusu 2 nolu bağımsız bölümün 23.12.2008 tarihinde ferdileşme suretiyle davalı adına tapuya tescil edildiği anlaşıldığına göre ve davacı vekilinin dava dilekçesinde dava konusu taşınmazın 2002 yılından sonra edinildiği şeklindeki açıklaması karşısında, davacının talebinin mal rejiminin tasfiyesinden doğan alacağa ilişkin ve bu kapsamda edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi sonucu oluşacak artık değere katılma alacağına da ilişkin olduğu kabul edilmelidir. Taşınmaz kooperatif üyeliği yoluyla edinildiğine göre, 01.01.2002 tarihinden itibaren davalı adına tescil edildiği 23.12.2008 tarihine kadar yapılan ödemeler, yasal edinilmiş mallara katılma döneminde yapıldığından ve davalının kişisel malı ile ödendiği ileri sürülmediğinden tasfiyeye tabi edinilmiş mal olduğunun kabulü gerekir. Ne var ki, tasfiyeye konu taşınmazın mal rejiminin sona erdiği boşanma dava tarihinden 3 yıl önce 30.06.2009 tarihinde elden çıkarıldığı anlaşıldığına göre TMK'nun 229/2.maddesi uyarınca davacının katılma alacağını azaltma kastıyla devredilip devredilmediği üzerinde de durulması gerekir. Mahkemece, bu taşınmazın katılma alacağını azaltma kastıyla devredilip devredilmediği tartışılıp değerlendirildikten sonra, eşin katılma alacağını azaltma kastıyla devredilmediğinin anlaşılması halinde şimdiki gibi davanın reddine, eşin katılma alacağını azaltma kastıyla devredildiğinin anlaşılması halinde, dava konusu taşınmaz üzerinde keşif yapılarak tasfiye tarihindeki sürüm(rayiç) değerinin belirlenmesi, kooperatif üyeliğine ilişkin üyelik kayıtları, ödemelere ilişkin kayıt ve belgeler getirtilerek, mal ayrılığı rejimi döneminde yapılan ödemeler ile edinilmiş mallara katılma rejimi döneminde yapılan ödemelerin toplam ödemeye oranının belirlenmesi, davacının katılma alacağının yukarıda belirtilen ilke ve esaslara göre usulüne uygun olarak hesaplanması açısından dosyanın konusunda uzman bir hesap bilirkişisine tevdi edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
b) Davacı vekilinin Gökçeören Köyündeki taşınmaz üzerindeki binaya ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacak hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden(TMK 229.m) ve denkleştirmeden(TMK 230.m) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının(TMK 219.m) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin(TMK 231.m) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır(TMK 236/1.m). Katılma alacağı Yasa'dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.
Artık değere katılma alacak miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm(rayiç) değerleri esas alınır(TMK 227/1, 228/1, 232 ve 235/1. m). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.
Mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmişse de bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, dosyadaki bilgi ve belgelere göre ... Köyündeki dava konusu taşınmazın 3.kişi adına kayıtlı iken 12.04.2001 tarihinde satış yoluyla davalı adına tescil edildiği anlaşıldığına göre, dava konusu taşınmazın zemini açısından istek, katkı payı alacağı isteğine ilişkin olup mahkemece bu yönden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak davacı vekili dava dilekçesinde bu taşınmaz üzerinde 3 katlı bina bulunduğunu belirterek bu yönden de mal rejiminin tasfiyesi ile alacak isteğinde bulunmuştur. Ne var ki, mahkemece bu hususta herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmadan davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunduğu belirtilen binaya ilişkin belediyeden varsa yapı ruhsatı vb.belgelerin getirtilmesi, dava konusu taşınmaz üzerinde keşif yapılarak, taşınmaz üzerinde bina bulunup bulunmadığının, varsa ne zaman yapıldığının, binanın 01.01.2002 sonrası yapılan kısmının olup olmadığının tespit edilerek 01.01.2002 tarihinden sonra yapılan kısım var ise, tarafların iddia ve savunmaları kapsamında davacının artık değere katılma alacağının hesaplanması gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2-a) ve (2-b) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle reddine, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 09.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy