MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili, 17/10/2014 tarihinde borçluya ait iş yerinde yapılan fiili haciz sırasında borçluya ait ...plakalı kamyon ile birlikte üzerinde bulunan ve müvekkiline ait İngersoll Rand Marka Kompresörün de haczedilerek muhafaza altına alındığını, mahcuzun mülkiyetinin müvekkiline ait olduğunu belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın istihkak davası olduğu ve nispi harca tabi olduğu, davacı tarafça dava dilekçesinde harca esas değerin 1.000 TL olarak gösterildiği, yargılama aşamasında eksik harcın tamamlanması konusunda davacı tarafa 2 haftalık kesin süre verildiği halde süresi içerisinde harcın yatırılmadığı, davacı tarafça miktar belirtilmediğinden geçerli bir kesin sürenin mevcut olmadığı iddia edilerek yeniden süre talebinde bulunulduğu, ancak davaya konu haciz edilen mal bir adet taşınır maldan ibaret olup, kıymet takdiri yapıldığı, gerek alacak miktarı gerekse istihkak davasına konu edilen malın miktarının icra dosyası kapsamında tartışmasız ve belirgin olduğu, davanın vekil ile takip edildiği, harca esas değerin bilinebilir olduğu, kaldı ki tereddüt halinde mahkeme kalemine müracaat ile eksik harcın tamamlanmasının her zaman mümkün olduğu, harç tamamlanmadan yargılamaya devam olunamayacağı, dava değeri bilindiği halde dava dilekçesinde 1.000 TL olarak gösterildiği, verilen kesin süreye rağmen eksik harcın tamamlanmadığı gerekçesi ile kesin süre içerisinde harç ikmal edilmediğinden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3. kişinin İİK'nun 96 vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 30 ve 32. maddeleri uyarınca davacı, dava harçlarını ödemek zorundadır. Anılan kanun maddelerinde, harcın ödenmemesi halinde yargılamaya devam olunamayacağı ve müteakip işlemlerin yapılamayacağı öngörülmüştür. Dava açılırken peşin olarak ödenmesi gereken harcın eksik ödenmesi halinde, eksik harcın ne şekilde tamamlatılacağı 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 30. maddesinde açıklanmıştır. Buna göre; dava harçlarının eksik ödendiğinin yargılama sırasında anlaşılması halinde, yalnızca o celseye devam olunur ve davacı tarafa eksik harcı tamamlaması için uygun bir mehil verilir. Harç tamamlanmadıkça yargılamaya devam olunmaz. Mahkemece verilen süre içinde eksik harcın tamamlanmaması halinde, dosyanın işlemden kaldırılmasına karar vermek gerekir. Bu doğrultuda, dava dosyası hakkında öncelikle işlemden kaldırma kararı verilmesi, işlemden kaldırma tarihinden itibaren üç ay içinde harç tamamlanarak dava yenilenmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilebileceği gözetilmeden doğrudan davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Öte yandan, her ne kadar temyiz dilekçesinde nispi harç talebinin yasaya aykırı olduğu belirtilmişse de bilindiği üzere istihkak davalarında, hacizli malların değeri ile alacak miktarından hangisi az ise onun üzerinden hesaplanacak şekilde dava harcının nispi olarak yatırılması gerekir. Bu doğrultuda mahkemece de eksik harcın tamamlanması için davacı vekilinin de hazır bulunduğu 15.09.2015 tarihli duruşmada tesis edilen 3 nolu ara kararla harcın ikmali için 2 haftalık kesin süre verilmişse de, yatırılması gerekli harç miktarı açıkça belirlenmediğinden verilen kesin sürenin hüküm ve sonuçlarını doğurduğundan bahsedilemez. Bu sebeple; somut olayda, hacizli malların değeri ile alacak miktarından hangisi az ise onun üzerinden hesaplanacak şekilde dava harcının miktarının net olarak belirlenmesi, hesaplanan miktarın yatırılması için kesin süre verilmesi, sürenin sonuçlarının doğru bir biçimde ara karar veya çıkartılacak muhtırada gösterilmesi, kesin süreye uymamanın yaptırımının da açıklıkla ihtar edilmesi ve oluşacak sonuca göre yukarıda açıklanan yollar izlenerek sonuca varılması gerekirken belirtilen hususlar gözardı edilerek davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nun 366. ve HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 06.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.