MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı ... vekili ile diğer davalı ... tarafından ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, dava konusu 130 ada 129 parsel numaralı taşınmazın kadastro tespitinden sonra ancak askı ilanından önce harici senetle davalıların miras bırakanı ...’tan satın alındığını, tescil öncesi murisin vefatı nedeniyle taşınmazın müvekkiline verilemediğini belirterek, davalılar murisi adına olan tapunun iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
Davalılar ..., ... ve ... dava konusu taşınmazın müteveffa ...'tan satın aldığının doğru olmadığını, müteveffa ... ile davacı arasında tam ve geçerli bir satış iradesi ve akdi kurulmuş olsa idi bu sözleşmeyi tapu sicilinde resmi sözleşme akdetmek sureti ile icra edip, tapu kaydının devrini de yapabileceğini, bu işlemlerin yapılmamış olması taraflar arasında tam ve geçerli bir satış iradesinin kurulmadığını gösterdiğini belirterek, davanın reddini talep etmişlerdir.
Diğer davalılar, ... ile ... ise, 30.06.2015 tarihli keşifteki beyanlarında davayı kabul etmişlerdir.
Mahkemece, davacı vekilinin ... ile ... arasında yapılan tarla alım-satım sözleşmesini sunduğu, sözleşmenin 11/02/2007 tarihinde yapıldığı, kadastro tespitinden önce yapılan bu sözleşmenin geçerli olduğu, 30/06/2015 tarihli keşifte dinlenilen mahalli bilirkişilerin de taraflar arasında satış işleminin yapıldığını doğrular nitelikte beyanda bulundukları gerekçesiyle davanın kanulüne, ... ili, ... ilçesi, ... köy/mahallesi, ... mevkiinde bulunan 130 ada 129 parsel sayılı taşınmazın davalıların murisi ... adına olan tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, karar verilmiş; hüküm, davalılardan ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de; tapulu taşınmazların satışı TMK'nun 706, BK'nın 213 (6098 sayılı TBK'nun 237.), 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26 ve Noterlik Kanunu'nun 60 ve 89. maddeleri gereğince, resmi şekilde yapılmadıkça hukuken geçerli bir sonuç doğurmaz ve satın alana herhangi bir mülkiyet hakkı bahşetmez. TMK'nın 706. maddesinde öngörülen resmi şekil bir ispat şartı olmayıp, bir geçerlilik şekil şartıdır. Bu sebeple resmi memur önünde yapılmayan harici satış senetlerine değer verilemez ve buna dayalı olarak iptal ve tescil isteğinde bulunulamaz. Dava, nizalı taşınmazın kadastro tespitinin yapıldığı 2002 yılından sonra ancak (31.12.2012 tarihli) kesinleşme tarihinden önce 11.02.2007 tarihli tarla alım satım sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil olarak açılmış ise de; dava konusu parsele kadastro çalışmaları esnasında 03.08.1935 tarih ve 12 sıra ile 11.03.1975 tarih ve 13 sıra nolu tapu kayıtlarının uygulandığı anlaşıldığına göre, taşınmazın kadastro öncesi de tapulu olması nedeniyle 2007 yılında yapılan harici satış kural olarak, geçerli bir hukuki sonuç doğurmaz ve haricen satın alana herhangi bir hak bahşetmez
Tüm bu açıklamalar göz önüne alınarak; mahkemece yapılacak iş; yeniden fen, mahalli bilirkişiler ve tanıklar aracılığıyla 130 ada 129 parselin bulunduğu yerde keşif yapılmak suretiyle yukarıda ifade edilen ve kadastro kadastro çalışmaları sırasında uygulanan tapu kayıtları tedavülleri ile birlikte bulundukları yerlerden getirtildikten sonra, dayanak tapu kayıtlarının zemine uygulanması, taşınmazın kapsamda kalıp kalmadığının denetime elverişli bilirkişi raporu ile kesin olarak belirlenmesi, kapsamda kalması halinde kadastro tespiti öncesinde tapulu taşınmazların harici satımının geçersiz olacağından bu sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulmuş bulunması usul ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Davalılar ... ve ...’nın temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine , peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 16.05.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy