MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil, Katkı Payı Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili ve duruşmalı olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine duruşma istemi gider olmadığından reddedilmiş olmakla, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı ... vekili, davalı ile evli olduğu dönemde davacının babasından intikal eden kooperatif hissesini üçüncü bir kişiye devrettiğini, davalı eşinin nakte ihtiyacı olması sebebiyle elde ettiği parayı davalı eşine verdiğini, buna karşılık davalı eşin ileride edinilecek binanın tapusunu kendisine verme taahhüdünde bulunduğunu ancak dava konusu taşınmazın davalı tarafından kendi adına satın aldığını ileri sürerek, 11 numaralı bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ve davacı adına tesciline, olmadığı takdirde katkı payından dolayı şimdilik 20.000,00 TL'nin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, çekişme konusu bağımsız bölümün kendisi tarafından satın alındığını, davacının inanç ilişkisini yazılı olarak kanıtlaması gerektiğini, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilerek dava konusu 11 numaralı bağımsız bölüme ait tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline dair karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilerek Yargıtaya temyiz incelemesine gönderilmiş olup, Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 03/05/2011 tarih 2011/1465 Esas, 2011/5999 Karar sayılı ilamında "..7.10.1953 tarihli ve 7/8 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında vurgulandığı üzere; sicilde eşlerden biri adına kayıtlı bulunan bir taşınmazın, gerçekte kendi namına satın alınması gerektiğini ve bedelini de kendisinin verdiğini ileri sürerek kaydın adına tashihini isteyen diğer eşin bu isteğinin kabul edilebilmesi için, aralarında Türk Medeni Kanununun 706. maddesi hükmüne göre düzenlenmiş resmi bir sözleşme olması gerekir. Böyle bir sözleşme yoksa davacının mülkiyet aktarımı için geçerli bir hukuki nedene dayandığından söz edilemez ve mülkiyet iddiası dinlenemez. Salt bedelin davacı tarafından ödenmiş olması veya eşler arasında temsil ilişkisinin bulunması da kaydın iptalini gerektirmez. Mahkemece yapılan bu saptama bir yana bırakılarak dinlenen tanık sözlerine değer tanınmak suretiyle ilk kademedeki istemin yazılı olduğu şekilde kabulü açıklanan nedenlerle doğru olmamıştır. Davacının katkı payından kaynaklanan alacak isteminin değerlendirilmesine gelince
mahkemece yapılması gereken iş; davacı eşe çekişme konusu taşınmazın kazanılmasında katkı payı olup olmadığı hususundaki tüm delillerini isteyip toplamak, aynı konuda davalıdan delillerini sorup saptamak, özellikle davacının 31.10.1991 tarihinde babasından intikal eden kooperatif hissesinin devri ile elde ettiği gelir de dikkate alınarak kazanmada davacı eşin katkısının ne olduğu tarafların gelir durumlarına bakarak araştırmak, gerek duyulursa bilirkişi incelemesi yaptırılarak taşınmazın değerine göre oranlama suretiyle davacı katkı payının davalıdan tahsiline karar vermek gerektiği" izah edilerek hüküm bozmaya sevk edilmiştir. Bozmadan sonra yapılan yargılamada davacı vekili harcını yatırmak suretiyle sundukları 03.04.2013 tarihli dilekçe ile 40.000,00 TL olarak talep miktarını arttırmıştır.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, davacının tapu iptal ve tescil talebinin reddine, tarafların incelenen sosyal ve ekonomik durumları, özellikle davacının babasından kalan İzmir'de bulunan taşınmazı satarak elde ettiği gelir gözetilerek, 743 sayılı TMK'nın yürürlükte olduğu ve eşler arasında taşınmazın edinme tarihi itibariyle mal ayrılığı rejimin geçerli olduğu kocanın evin geçimine yapacağı katkı oranı da düşünülerek dava konusu yapılan 20.000,00 TL'nin dava tarihi olan 13/01/2003 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bozmadan sonra ıslah mümkün olmadığından davacı tarafın ıslah talebinin reddine şeklinde hüküm tesis edilmiştir.
1- Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre, davacı vekilinin tüm ve davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece davacının ıslahla arttırılan miktarın reddine karar verilmiştir. Reddedilen miktar toplam 20.000,00 TL olup, kararın verildiği tarih itibariyle geçerli AAÜT'ne göre davalı lehine 2.400,00 TL vekalet ücreti hükmedilmesi gerekirken bu hususta karar verilmemesi doğru olmamıştır. Ne var ki, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden bozma sebebi yapılmamış, hükmün vekalet ücretine ilişkin kısmının HUMK'un 438/7 (HMK 370) maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda 2 nolu bentte gösterilen nedenler ile vekalet ücretine ilişkin olarak hükmün " Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 2.400,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine," bendinden sonra gelmek üzere " Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 2.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, " ibaresinin hükme eklenmesine, Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'nun 438/7. fıkrası gereğince düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, davacı vekilinin tüm ve davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1). bentte gösterilen nedenle reddine, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 29,20 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 6,70 TL'nin davacıdan alınmasına, peşin harcın istek halinde davalıya iadesine 27.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy