MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın reddine dair kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemiz'in 17.12.2015 gün ve 2014/14157 Esas, 2015/22757 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Davacı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, vekil edeninin, davaya konu 46 ada 14 parsel sayılı taşınmazı yirmi yıldan fazla süredir malik sıfatı ile kullandığını, kayıt malikinin ise yirmi yıldan fazla bir süre önce öldüğünü açıklayarak, tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; “Davanın reddine” ilişkin olarak verilen 27.1.2011 tarih ve 2002/921 E, 2011/41 K. sayılı karar, Dairenin 6.12.2011 tarih ve 2011/4081 E, 2011/6665 K, sayılı kararı ile, “Kayıt maliki S... daha önce öldüğü dikkate alınarak tapulama tespitinin yapıldığı 1971 yılından mirasçılar adına intikalin yaptırıldığı 16.10.2006 tarihine kadar taşınmazın davacının 20 yılı aşkın malik sıfatı ile zilyet ve tasarrufunda olduğunun yerel bilirkişi ve tanıklarca ifade edildiği, davada TMK'nun 713/2.maddesinde yazılı kazanma süresi ve koşullarının gerçekleştiği belirlendiğine göre çözülmesi gereken sorun yargılama sırasında taşınmazı tapuda satın alan ...'in alımında iyi niyetli olup olmadığı, TMK'nun 1023 ve 1024.maddelerinden yararlanıp yararlanamayacağı konusunda hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekir” gerekçesi ile bozulmuş, bozma üzerine yapılan yargılama neticesinde, Mahkemece; “Taşınmazı satın alan ...'in iyiniyetle taşınmazı edindiği” gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiş ve Dairenin 17.12.2015 gün ve 2014/14157 E., 2015/22757 K. sayılı ilamıyla Mahkeme kararının ONANMASINA karar verilmiş ve davacı vekili süresinde Karar Düzeltme talebinde bulunmuştur.
Her ne kadar, Mahkemece, bozma ilamına uyularak, yazılı gerekçeler ile ret kararı verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli değildir.
Bozma sonrasında, Mahkemece dinlenen davalı ... tanığı, ...; “Ben emlak işi yapmaktayım, davalı ...'yü müşterimiz olduğu için tanıdım, inşaat yapacak arsa aradığını söylemişti, dava konusu yerin sahibi olduğunu söyleyen üç kişi ofisimize gelerek müşteri bulmamızı istediler, ...e haber verdik, O da gelip baktı beğendi, ancak ekilmiş çiçekler vardı, arsanın sahipleri bu çiçekler kimin diye sordular, onlar da karşıdaki komşu ...'ün dediler, o sırada bir bayan çıktı ve ...'ün gelini olduğunu ve bu çiçekleri biz ekiyoruz dediğini hatırlıyorum, davadan filan bize bahsetmedi” davacı tanığı ...; “Ben davacının komşusuyum, davacı 35 yıldır burayı kullanmaktadır, ben ...'i 8-10 yıldır tanıyorum, davalı ... de emlakçı olduğu için tanıyorum, ben de bu çevrede emlakçılık yapıyordum, hatta o dönemde tapuyla birlikte birkaç kişi dava konusu taşınmazın sahibi olduğunu iddia edip satmak istediler, ancak biz buranın davacının olduğunu bildiğimiz için satma işine karışmadık, daha sonra meslektaşım ... vasıtasıyla buranın ...'e satıldığını öğrendim, ... bu mevkinin insanıdır, dava konusu yerin davacı ...'e ait olduğunu bilebilecek biridir, zaten o zamanki iş yeri de buradan 500-600 metre mesafededir” şeklinde beyanda bulunmuşlardır.
Davacı vekili tarafından, 10.3.2007 tarihli dilekçe ekinde, davalı ...'e ait olduğu bildirilen, ...'in emlak alım - satımı, inşaat ve müteahhitlik işi yaptığına dair Kartvizit ibraz edilmiştir.
Dosya arasında mevcut, 12.11.2006 tarihli satış sözleşmesinden, satış bedelinin 115.000-TL olarak kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.
Gerek taraf tanık beyanlarından, gerek davacı yan beyanlarından, gerekse de dosya arasında bulanan belgelerden, davalı ...'in emlakçılık yaptığının, yargılama sırasında, ilan yapılan....ve dava konusu yer ile davalı ...'in o tarihteki iş yeri arasındaki mesafenin çok yakın olduğunun iddia edildiği anlaşılmakta olup, Mahkemece bu hususlarda yeterli araştırma inceleme yapılmadığı gibi, dosyaya sunulan satış sözleşmesinde 115.000 -TL satış bedeli kararlaştırıldığı anlaşılmış olmakla, bu bedelin ödenip ödenmediği, ödendi ise ne şekilde ödendiği hususu da araştırılmamıştır.
Hal böyle olunca, Mahkemece yapılacak iş; davalı ...'in satış tarihinde ve öncesinde, emlakçılık işi yapıp yapmadığı, yapıyor ise gerek dava konusu yer, gerekse de ilan yapılan İ...ı ile; davalı ...'in o tarihte iş yeri arasındaki mesafenin zabıta marifetiyle araştırılması, ayrıca, H.M.K'nun 169.maddesi çerçevesinde, davalı ... isticvap edilerek, satış sözleşmesinde kararlaştırılan 115.000-TL bedeli ödeyip ödemediği, ödedi ise ödemeye ilişkin belgesinin bulunup bulunmadığı hususlarının sorulması, bildirmesi halinde belgelerin temini ile dosya arasına konulması, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre davalı ...'in T.M.K'nun 1023.maddesi çerçevesinde iyi niyetli olup olmadığı hususunun karara bağlanması gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK'nun 442/3. maddesi gereğince, davacı vekilinin, karar düzeltme isteğinin kabulüne; Dairenin 17.12.2015 gün ve 2014/14157 E., 2015/22757 K. sayılı ONAMA İLAMININ KALDIRILMASINA ve açıklanan sebeplerle yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA, HMK'nun 442/1 maddesi gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, istek halinde peşin alınan temyiz ve karar düzeltme harcının karar düzeltme isteyene iadesine, 19.9.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy