MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Şikayet
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Alacaklı vekili icra mahkemesine başvurusunda,... İş Mahkemesi'nin 2011/256 Karar sayılı ilamına istinaden müvekkili aleyhine ilamlı icra takibi başlatıldığını, takip devam ederken borçlu tarafından icranın geri bırakılması kararı alındığını, dayanak ilamın Yargıtay'ca bozulduğunu, bozma sonrası mahkemesince yeni bir karar verildiğini, İcra Müdürlüğü'nden yeni ilama göre dosya hesabı çıkarılması ve teminatın paraya çevrilmesi İçin talepte bulunulduğunu, İcra Müdürlüğü'nce taleplerinin kabul edildiğini, ancak bu sırada borçlu tarafından yeni ilamın temyiz edilmesi üzerine, İcra Müdürlüğü'nün 25/5/2015 tarihinde teminat mektubunun paraya çevrilmemesi yönünde karar aldığını ve 28/5/2015 tarihin de borçluya 90 günlük mehil vesikası verdiğini, İcra Müdürlüğü'nün bahsi geçen her iki işleminin hukuka aykırı olduğunu belirterek, iptalini istemiştir.
Borçlu vekili cevap dilekçesinde, dayanak ilamın bozulması üzerine mahkemesince yeni bir karar verildiğini, İcra Müdürlüğü işlemlerinin hukuka uygun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, yeni ilama göre yeniden yapılan hesaplama, teminat mektubunun paraya çevrilmesi ve alacaklı tarafa ödenmesi işleminin usul ve yasaya uygun olduğu, bu sebeple İcra Müdürlüğü'nce verilen 25/5/2015 ve 28/5/2015 tarihli kararların kaldırılması gerektiği gerekçesi ile şikayetin kabulüne karar verilmiş, hüküm borçlu vekilince temyiz edilmiştir.
1-Borçlu vekilinin vekilinin, İcra Müdürlüğü'nün 28/05/2015 tarihli mehil vesikası verilmesi kararına ilişkin temyiz istemine ilişkin olarak;
İcra mahkemesi kararlarından hangilerinin temyiz olunabileceği özel hükümlerle ve genel olarak da İİK'nun 363. maddesinde birer birer açıklanıp gösterilmiştir. Bunların dışında kalan mahkeme kararları kesindir. Yargıtay’ca incelenmesi istenen 28/02/2015 tarihli karar bu maddelerle tespit edilen kararlar arasına girmeyip kesin nitelikte bulunduğundan temyiz dilekçesinin REDDİNE,
2-Borçlu vekilinin İcra Müdürlüğü’nün 25/05/2015 tarihli kararına ilişkin temyiz istemine ilişkin olarak;
Somut olayda, icra takibine dayanak .... İş Mahkemesi'nin 2011/946 Esas 2013/256 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 01/12/2014 tarihli ve 2014/23240 Esas 2014/33912 Karar sayılı ilamı ile, ihbar tazminatı yönünden tazminat talebinin reddi gerektiği, diğer alacak kalemleri yönünden ise faize ilişkin kısım yönünden bozulmuştur. Mahkemesince, yeniden yapılan yargılama neticesinde, ihbar tazminatının (bozmaya uyma kapsamında) reddine, faize ilişkin hükümde ise, direnilmesine karar verilmiştir.
Yine, Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda yeniden yapılan yargılama sonucunda verilen ilam neticesinde, borçlu bahsi geçen ilama karşı temyiz yoluna başvurmuş, 16/07/2015 tarihinde (şikayet tarihinden sonra) icranın geri bırakılması kararı almıştır.
Bir mahkemenin Yargıtay Dairesi'nce verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK). Mahkeme'nin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02,1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Hukuk Genel Kurulu’nun 23.10.2002 tarih ve 2002/11-663 Esas, 2002/847 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere bozma kapsamı dışında kalan hüküm bölümü onanmış sayılır.
Yine, 28.11.1956 tarih, 15/15 sayılı İBK’nun ve HGK'nun 17.03.1954 tarih ve 3/40-49 sayılı kararı gereğince her dava açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirilir.
Tüm bu açıklamalar ışığında, İcra takibi dayanağı olan ilamın, Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 1/12/2014 tarihli ve 2014/23240 Esas 2014/33912 Karar sayılı ilamı ile, ihbar tazminatı talebinin reddi gerektiği, diğer alacak kalemleri için de faiz yönünden bozulduğu, bu durumda, İhbar tazminatı dışındaki asıl alacaklar bozma kapsamı dışında bırakıldığı, anılan bu alacaklar için yukarıda bahsedilen açıklamalar uyarınca, icra takibine devam olunmasında bir usulsüzlük bulunmadığı açıktır. Bu durumda, İcra Mahkemesince, bahsi geçen asıl alacaklar için (alacakların faizi bozma kapsamı dışında kaldığından faizsiz halleri ile) teminat mektubunun paraya çevrilerek takibe devam olunmasını sağlar şekilde hüküm verilmesi gerekirken, tüm alacaklar kalemleri için takibe devam olanağı sağlar şekilde şikayetin tümden kabulü doğru değildir.
SONUÇ: Borçlu vekilinin yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz dilekçesinin İİK’nun 363, 365/3, Ek 1. maddeleri uyarınca REDDİNE; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 27,70 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 06.04.2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy