MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katkı Payı ve Katılma Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davalı-birleşen dosya davacısı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı/birleşen dosya davalısı ... vekili, evlilik birliği içinde davalı/birleşen dosya davacısı adına edinilen malvarlığı nedeni ile 20.000,00 TL alacağın tahsilini talep ve dava etmiş, birleşen davanın reddini savunmuştur. Davacı birleşen dosya davalısı vekili 16.03.2015 tarihli dilekçesi ile talep miktarını artırarak toplam 183.533,18 TL alacağın tahsilini talep etmiştir.
Davalı/birleşen dosya davacısı ... vekili, asıl davanın reddini savunmuş olup birleşen dava dilekçesi ile, evlilik birliği içinde davacı/birleşen dosya davalısı adına edinilen malvarlığı nedeni ile 50.000,00 TL alacağın tahsili talep ve dava etmiş
Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulü ile kısmen reddi ile, 164.500,00 TL alacağın tahsiline; birleşen davanın da kısmen kabulü ile kısmen reddi ile, 19.816,00 TL alacağın tahsiline karar verilmiştir. Hüküm, davalı/birleşen dosya davalısı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı/birleşen dosya davacısı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. a. Davalı/birleşen dosya davalısı vekilinin asıl davada faize yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK m. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 239/3.maddesi hükmüne göre; aksine anlaşma yoksa, tasfiyenin sona ermesinden başlayarak katılma alacağına ve değer artış payına faiz yürütülür. Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi buna ilişkin mahkeme kararının verildiği tarihtir.
Mahkemece, mal rejiminin tasfiyesi ile davacı lehine hüküm altına alınan katılma alacağına kararın verildiği 24.02.2015 tarihinden geçerli olmak üzere faiz uygulanmasına karar verilmesi gerekirken, yanlışa düşülerek keşif tarihinden itibaren faiz uygulanması yasal düzenlemeye ve Yargıtay uygulamalarına aykırıdır. Ne var ki, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın bu yönden düzeltilerek onanması uygun görülmüştür (HUMK m. 438/7, HMK 370/2).
b. Davalı/birleşen dosya davalısı vekilinin birleşen davada tasfiye konusu 131 ada 29 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının incelemesine gelince;
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK m. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar tasfiye edilir (TMK m. 235/1). Eşlere ait kişisel ve edinilmiş mallar, mal rejiminin sonra ermesi anındaki durumlarına (nitelik, seviye, aşama vs) göre değerlendirilir (TMK m. 228/1). Bu malların, kural olarak tasfiye anındaki (TMK m. 227/1 ve 235/1), sürüm (rayiç) değerleri (TMK m. 232, 239/1) hesaba katılır. Yargıtay ve Dairemizin uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir. Mahkemece, tasfiye konusu malın karara en yakın tarihteki sürüm değeri belirlenmelidir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, mahkemece tasfiyeye konu 131 ada 29 parsel sayılı taşınmaza yönelik katılma alacağı hesaplanırken karar tarihine en yakın değer esas alınması gerekirken, karar tarihinden yaklaşık iki yıl önceki keşif tarihindeki (06.06.2013) değerin esas alınarak karar verilmesi hatalı olmuştur. O halde, mahkemece, önceki karar bozulmakla değer güncelliğini yitirdiğinden, yeniden keşif yapılarak tasfiyeye konu taşınmazın bozma sonrası yeni karar tarihine en yakın güncelleştirilmiş piyasa sürüm (rayiç) değerinin uzman bilirkişiye tespit ettirilerek karar verilmesi gerekir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün (2.a) bentte açıklanan sebeple asıl davada hüküm fıkrasının (1) nolu bendinin (2.) satırında bulunan "keşif" ibaresinin çıkarılarak yerine "karar" ibaresinin yazılarak eklenmesine, HMK'nun 370/2. (HUMK'nun 438/7) maddesi uyarınca hükmün bu bölümünün düzeltilmiş bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA; Birleşen davada temyiz edilen hükmün yukarda (2.b) bendinde gösterilen sebeplerle 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA; davalı/birleşen dosya davacısının diğer temyiz itirazlarının yukarda 1. bentte gösterilen sebeplerle reddine, ve HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 22.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy