MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Davacı alacaklı vekili, 20.05.2010 tarihinde haczedilen makinaların borçluya ait olduğunu, haczin yapıldığı işyeri sahibinin, makinanın borçluya ait olduğunu bildirmesi üzerine haciz yapıldığını, istihkak iddiasında bulunan 3. kişinin borçlunun oğlunun ortağı olduğunu ileri sürerek, istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı 3. kişi ..., mahcuzun yetkilisi olduğu ...'ne ait olduğunu, borçlu şirket yetkilisi ....'ın, ...'nin sadece müdürü olduğunu, hissesinin bulunmadığını, daha sonra müdürlükten de ayrıldığını, ispat yükünün davacıda olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı borçlu davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; ...'nin ortağı olan ...'ın ...nin ortağı olan ...'ın oğlu olduğu, ayrıca ...'nin yetkilisinin, bu şirket adına istihkak iddiasında bulunan ... olarak gözüktüğü, ...'nin ortağı ...'ın, ayrıca ...'nin de ortağı olduğu, ...'ın nüfus kaydında, çocuklarının açık ve net gözüktüğü, yetkili tarafından istihkak iddiasının şirket adına yapıldığının kabulü gerektiği; bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında, her ne kadar ispat yükü davacıda ise de; istihkak iddiasında bulunan şirket ile borçlu şirket arasındaki hukuki ve fiili irtibat dikkate alındığında, istihkak iddia eden 3 kişinin, bu durumun aksini ispat etmesi gerektiği; bu hususun ispat edilemediği; haczin şekli, hacizdeki beyanlar, belgelerdeki kayıtlar dikkate alındığında haczedilen menkulün, borçluya ait olduğunun kabul edilmesi gerektiği; istihkak iddiasında bulunan şirket ile borçlu şirketin yetkilileri ve ortakları arasında bağlantı bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, alacaklının İİK'nun 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi davasına ilişkindir.
Dairemizce tesis edilen 04.07.2014, 08.04.2015 ve 19.11.2015 tarihli geri çevirme kararlarından sonra, 19.11.2015 tarihli geri çevirme kararına istinaden dava dosyasına beyanda bulunan Av. ..., 27.01.2016 tarihli beyan dilekçesinde; sadece davalı ...'un vekili olduğunu ifade etmiştir. Buna göre, hükmü temyiz eden Avukat ...'in davalılardan ...'nin vekili olmadığı, mezkur şirketin temsilcisi olan ...'un vekili olduğu anlaşılmıştır. Buna göre, hükmü temyiz eden, Avukat ...'in davalı şirket ... adına temyiz hak ve yetkisi yoktur. Yukarıda anılan geri çevirme kararlarından sonra, geri çevirme kararlarının gereği olarak, davalı ...'nin ticaret sicil adresi dikkate alınarak usulune uygun yapılan tebligattan sonra ise şirket tarafından yapılmış herhangi bir temyiz başvurusu olmamıştır.
İİK'nun 99. maddesi uyarınca alacaklı tarafından açılan istihkak davalarında dava, istihkak iddiasında bulunan 3. kişi ile dosyanın durumu dikkate alınarak borçluya karşı açılır. Haciz tutanağı içeriğinden ve davalı ...'un cevap dilekçesinden, ... tarafından .... yararına istihkak iddiasında bulunulduğu görülmektedir. Bu sebeple, temyize konu davada, davalı 3. kişi konumundaki şirketin temsilcisi olan ...'un sıfatı bulunmamaktadır. Bu doğrultuda, verilen hükmü temyiz etme hakkının bulunduğundan da söz edilemez.
Mahkemece, 27.05.2010 tarihli dava dilekçesinde, davalı olarak gösterilen ... hakkında taraf sıfatı (pasif husumet ehliyeti) yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde bu davalı hakkında da esasa ilişkin karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün İİK'nun 366. ve HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
469,80 TL peşin harcın temyiz eden davalı ...'a iadesine, 03.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.