MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katkı Payı Alacağı Ve Katılma Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı ... vekili, dava ve açıklama dilekçelerinde bahsi geçen iki adet taşınmaz, iki adet araç ile ev eşyalarının evlilik birliği içinde edinildiğini açıklayarak mal rejiminin tasfiyesi ile alacak isteğinde bulunmuştur.
Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin istemin reddine, bu doğrultuda, ... İli ... İlçesi ... ada ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin istemin reddine, ... İli ... İlçesi ... parsel sayılı taşınmaz yönünden 15.000-TL davacının davalıdan katkı payı alacağı olduğunun kabulüne, ... plakalı araca yönelik istemin reddine, ... plakalı araç yönünden 9.100-TL artık değer katılma alacağı olduğunun kabulüne, ev eşyaları yönünden 3.112,50-TL katkı payı alacağı olduğunun kabulüne, sonuç olarak davacının davalıdan toplam alacağı olan 27.112,50-TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekili ile davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davacı vekili ile davalı vekilinin dava konusu taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 Sayılı HMK mad.33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, katkı payı alacağı ve artık değere katılma alacağı isteklerine ilişkindir.
Tasfiyeye konu taşınmazın kooperatif üyeliği yoluyla edinilmesi halinde, kooperatife yapılan ödemelerden ve bu ödemelerin isabet ettiği dönemlerden hareketle, mal rejiminin tasfiyesi ile eşlerin alacak miktarları belirlenir. Kooperatif ödemelerinin 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 170. maddesi gereğince mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 01.01.2002 tarihinden önceki dönemde tamamlanması durumunda, eşler lehine katkı payı alacağı, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 202/1. maddesi gereğince edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 01.01.2002 tarihinden sonraki dönemde tamamlanması halinde ise değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı hakkı doğabilecektir.
Kooperatif ödemelerinin bir kısmının mal ayrılığı, bir kısmının da edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemlerde yapılmasında; mal ayrılığı dönemindeki ödemelere her bir eşin yaptığı katkı oranı, daha sonra geçerli olacak edinilmiş mallara katılma rejimine kişisel mal olarak geçeceği kabul edilmektedir.
Buna göre; mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde (01.01.2002 tarihine kadar) eşlerin kooperatif ödemelerine yaptıkları katkı oranı, 743 Sayılı TKM, Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri ile Yargıtay ve Dairemizce kabul edilen "katkı payı alacağı" hesaplama yöntemi göz önünde bulundurularak belirlenmelidir. Kişisel mal olarak kabul edilen bu katkı oranı, 01.01.2002 tarihinden sonra geçerli olacak edinilmiş mallara katılma rejimi kurallarına göre, hesap edilecek "değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı" miktarlarının tespitinde gözetilecektir.
Bunun için, öncelikle iddia ve savunmalar doğrultusunda kooperatif üyeliğine ve ödemelere ilişkin belgeler, eşlerin katkıda kullandıklarını ileri sürdükleri malvarlıkları (miras, ziynet, bağış vb.) ile mal ayrılığı dönemine ilişkin düzenli ve sürekli gelirlerine (maaş, gündelik, kar payı vb.) ilişkin belgeler bulundukları yerlerden eksiksiz olarak getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde göz önünde bulundurulmalıdır. İhtiyaç duyulması halinde, değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır.
Somut olaya gelince; eşler, 22.06.1988 tarihinde evlenmiş, 28.05.2008 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK mad.225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 Sayılı TMK'nin yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 Sayılı TKM mad.170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 Sayılı Yasa mad.10, TMK mad.202/1). Tasfiyeye konu ... İli ... ilçesi 2650 parseldeki 6 nolu bağımsız bölüm, kooperatif üyeliği yoluyla edinilmiş, kooperatife 21.08.1990 tarihinde üye olunmuş, dava konusu taşınmaz 26.06.2002 tarihinde davalı eş adına tescil edilmiştir. Tasfiyeye konu ... İli ... İlçesi ... ada ... parseldeki 16.daire nitelikli taşınmaza ilişkin kooperatif üyeliği davalı eşin babası tarafından 05.03.1999 tarihinde davalı eşe daha sonra 02.02.2008 tarihinde davalı eş tarafından müşterek çocuk ...'e devredilmiş, dava konusu taşınmaz 05.03.2008 tarihinde müşterek çocuk ... adına tapuda tescil edilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK mad.179).
Mahkemece, hükme esas alınan 01.06.2015 tarihli hesap bilirkişi raporundan hareketle, ... İli ... İlçesi ... ada ... parseldeki 16.daire nitelikli taşınmazın davalının kişisel malı olduğu için davacının bu malda herhangi bir alacak hakkı bulunmadığından bu taşınmaza ilişkin istemin reddine, ... İli ... İlçesi ... parsel 6 nolu dubleks mesken nitelikli taşınmaz malın 01.01.2002 tarihinden önce edinilip tasfiye tarihinden önce elden çıkartıldığı için 4721 sayılı yasanın 227.maddesi uyarınca davacının katkı payı alacağı karşılığına ilişkin hakkaniyete uygun olmak üzere 15.000-TL davacının davalıdan katkı payı alacağı olduğunun kabulü ile bu miktar yönünden davanın kabulüne karar verilmişse de; bu karara katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki; gerek hükme esas alınan 01.06.2015 tarihli hesap raporunu düzenleyen bilirkişi, gerekse mahkeme tarafından, dava konusu taşınmazların birbiriyle karıştırıldığı anlaşılmaktadır. Zira, mahkemece ... İli ... İlçesi ... parsel 6 nolu dubleks mesken nitelikli taşınmazın tasfiye tarihinden önce elden çıkartıldığı belirtilmişse de, dosya arasındaki tapu kaydından anılan taşınmazın halen davalı eş adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Yine dosya arasındaki tapu kayıtları ve sair evraklar dikkate alındığında, ... İli ... İlçesi ... ada ... parseldeki 16.daire nitelikli taşınmaza ilişkin kooperatif üyeliğinin, davalı eşin babası tarafından 05.03.1999 tarihinde davalı eşe daha sonra 02.02.2008 tarihinde davalı eş tarafından müşterek çocuk ...'e devredildiği, dava konusu taşınmazın 05.03.2008 tarihinde müşterek çocuk ... adına tescil edildiği görülmektedir. Yine mali müşavir bilirkişi tarafından varsayımsal birtakım hesaplamalar yapılmak suretiyle tarafların gelirleri konusunda 27.11.2014 tarihli bilirkişi raporunun düzenlenerek sunulduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda bahsi geçen her iki bilirkişi raporu da az yukarıda açıklanan Daire'nin ilke ve uygulamalarına uygun hesaplamalar içermediğinden hüküm kurmaya elverişli değildir. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, davacı eşin 1991-1992-1993-2000-2001 yıllarında sigorta kaydı bulunmakta olup, davalı eş ise bankacı olarak çalışmıştır.
Mahkemece her iki taşınmazla ilgili kooperatif ödemelerine ilişkin kayıtların ilgili kooperatiflerden, ayrıca Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nden getirtilerek ödemelerin hangi tarihlerde ve kim tarafından yapıldığının üzerinde durulması, davacının SGK kayıtlarından evlilik birliği içinde çalıştığı saptanmakla, 01.01.2002 öncesinde yapılan ödemelerde katkısının bulunduğunun kabulü ile tarafların çalışmalarına ve gelirine ilişkin belgelerin getirtilmesi veya taraflara anılan belgeleri elden sunmaları için süre ve imkân verilmesi, çalışmanın sabit olmasına rağmen, çalışılan bir kısım döneme ilişkin belgelere ulaşılamaması durumunda, ilgili meslek kuruluşlarından ve/veya bilirkişilerden o döneme ilişkin yaklaşık gelir durumu sorulup belirlenerek, malın edinildiği tarihe kadar ki eşlerin tüm gelirlerinin ayrı ayrı tespitine çalışılması, daha sonra önceki bilirkişiler dışında, konusunda uzman bilirkişiden taşınmazların bozma sonrası yeni karar tarihine en yakın piyasa sürüm değerlerinin tespit ettirilmesi, hesap bilirkişisinden de rapor alınarak, davacının katkı payı alacağı ve katılma alacağının bulunup bulunmadığının, varsa miktarının usulüne uygun olarak, Daire uygulamaları da gözetilerek yeni alınacak bilirkişi raporundaki değerler dikkate alınarak belirlenmesi gerekirken dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davacı vekili ile davalı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı vekili ile davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle reddine, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 26/09/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy