MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Alacak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı ... vekili, evlilik birliği kurulmadan önce davalı tarafından 616 ada 43 parsel sayılı taşınmazda bulunan 13 nolu bağımsız bölümün satın alındığını, anılan taşınmazı satın almak için davalının bankadan kredi çektiğini, davacıdan bu krediye kefil olmasını istemesi üzerine davacının kefil olduğunu, taşınmazı satın aldıktan sonra davalının ödemeleri yapmasını davacıdan istediğini, bu nedenle davacının tüm kredi taksitlerini davalının banka hesabına yatırdığını ileri sürerek 10.000 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiş, 11.02.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile 18.308,84 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne, 18.308,84 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davalı vekilinin faiz başlangıcına yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Davacı taraf, evlilik birliği kurulmadan önce davacının, davalının kullandığı banka kredisine kefil olduğu, davalının ödemeleri yapmasını davacıdan istemesi üzerine tüm kredi taksitlerini davalının banka hesabına yatırdığından bahisle 10.000,00 TL’nin davalıdan tahsilini istemiş, 11.02.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 18.308,84 TL’ye çıkarmıştır. Mahkemece, toplam 18.308,84 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmiştir. Oysa ki, davacı ıslah dilekçesi ile arttırdığı miktara ancak ıslah tarihinden itibaren faiz isteme hakkına sahiptir. Mahkemece 10.000,00 TL'ye dava tarihinden, bakiyesine ise ıslah tarihinden itibaren yasal faizi uygulanmasına karar verilmesi gerekirken tüm miktara dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HMK’nun 438/7 maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte gösterilen sebeplerle temyiz olunan hükmün 1.bendindeki "18.308,84 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine '' ibaresinin çıkarılarak yerine ''18.308,84 TL alacağın 10.000,00 TL'sine dava tarihinden itibaren, 8.308,84 TL'ye ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, '' ibaresinin yazılarak eklenmesine, Yerel Mahkeme hükmünün HMK'nun 370/2. (HUMK'nun 438/7) maddesi uyarınca düzeltilmiş bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA; davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarda 1. bentte gösterilen sebeplerle reddine, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyize edene iadesine, 31.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.