MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı 3. kişi vekili, müvekkili Bankaya gönderilen 11/01/2013 tarihli haciz müzekkeresi ile borçlunun hak ve alacaklarının haczi ile blokeye alınan tutarların gönderilmesinin istendiğini, bu yazıya müvekkili Bankanın itiraz ettiğini, borçlunun müvekkili Banka nezdinde doğmuş bir hak ve alacağı bulunmadığını, gönderilen haciz müzekkerelerine İİK'nun 89/2. maddesi kapsamında süresi içinde cevap verildiğini ve itiraz edildiğini, müvekkili Bankanın rehin hakkı sahibi olduğunu, borçludan aynı zamanda alacaklı olunduğunu, davalı alacaklının haczinden önce, borçlunun hesaplarında başka haciz ve blokelerin olduğunu iddia ederek, istihkak davasının kabulü ile davalı alacaklının tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davacı Bankanın, rehin sözleşmesi sunmadığını, rehin hakkı iddiasının hukuki olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere ve alınan bilirkişi raporuna göre; haciz tarihi itibari ile davacı 3. kişinin muaccel hale gelen bir alacağının mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK'nun 96 ve devamı maddeleri gereğince 3. kişi tarafından açılmış istihkak istemine ilişkindir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; davacı üçüncü kişi Banka tarafından borçlu şirkete çeşitli tarihlerde ve miktarlarda çek koçanı verildiği, söz konusu çeklerin bir kısmının borçlu tarafından ödendiği, bir kısmının çalındığının Bankaya bildirildiği, bir kısmının ise akıbetinin bilinmediği, Bankanın karşılıksız ve akibeti bilinmeyen, henüz ibraz edilmeyen çeklerle ilgili çek sorumluluk tutarlarına istinaden 251 adet çek yaprağına karşılık 129.765,00 TL tutarında borçluya kredi tahsis ettiği anlaşılmaktadır.
Buna göre, davacı üçüncü kişi Banka ve borçlu arasında Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesi bulunmaktadır. Davacı üçüncü kişi Banka'nın dayandığı rehin, hapis, takas ve mahsup hakkının, anılan kredi sözleşmelerinin imzalandığı tarihte doğduğunun kabulü gerekir. Bununla birlikte üçüncü kişi Banka'nın borçlusuna karşı ileri sürebildiği rehin, hapis, takas ve mahsup hakkını, borçlusunun alacaklısına karşı da ileri sürebilmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay’ın ve Dairemiz'in yerleşik uygulaması da bu yöndedir (HGK 28.03.2012 tarih ve 2011/12–849 esas 2012/242 karar). Gerçekten de TMK’nun 881. maddesinde: “Halen mevcut olan veya henüz doğmamış olmakla beraber doğması kesin veya olası bulunan herhangi bir alacak, ipotekle güvence altına alınabilir…” düzenlemesi yer almaktadır. Buna göre; anılan düzenleme alacak rehnine kıyasen uygulandığında, ileride doğacak alacakların da rehnedilebileceği sonucuna varılabilir. Ne var ki bu gibi durumlarda Banka'nın üçüncü kişi sıfatı ile istihkak iddiasında bulunabilmesi için, haciz kararının alındığı tarih itibarı ile kredi borcunun tamamının ödenmemiş olması, uzmanlık gerektiren bu durumun bilirkişi ya da bilirkişilere tespit ettirilmesi, belirlenen geri ödemesi yapılmamış kredi alacağı veya çek varsa bu miktar ile sınırlı olmak üzere üçüncü kişi Bankanın dava konusu hesaplar üzerinde rehin, hapis, takas ve mahsup hakkının bulunduğunun kabul edilmesi gerekir. Haciz tarihi itibarı ile varsa kredi borcunun tamamı veya keşide edilen çeklerin ödemesi yapılmış ise bu kez üçüncü kişinin dayandığı kredi sözleşmesinden doğan rehin hakkının alacaklıya karşı ileri sürülmesi mümkün olmayacaktır.
Somut olayda, 3. kişi Banka ile borçlu arasında imzalanan kredi sözleşmelerinden doğan borcun var olup olmadığı var ise ödenip ödenmediği gibi hususlar, taraflarca sunulan belgelerin içeriğinden ve bilirkişi raporundan anlaşılamamaktadır.
Mahkemece yapılması gereken iş, öncelikle üçüncü kişi Banka'dan, davalı borçlu Şirket ile Banka arasında imzalanan sözleşmelerin tarihini gösterir onaylı bir örneği ile ödeme planının ve varsa tahsilât makbuzlarının getirtilip, alacaklının başlattığı bu takibe konu borcun doğduğu tarih ve takip tarihi itibarı ile Banka'ya olan borcun varlığını koruyup korumadığı, borç var ise ne kadar olduğu ve borçlunun hesap hareketleri incelettirilerek, Banka tarafından rehin, hapis, takas ve mahsup hakkı ileri sürüldükten sonra, borçlunun hesabından serbestçe tasarruf edip etmediğinin belirlenmesi için banka hesap işleri konusunda uzman bilirkişiden Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi raporu alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekir. Aynı şekilde bankanın, çekle işleyecek hesap açarken ve çek karnesi verirken gerekli basiret ve itinayı göstermek zorunda olduğu da dikkate alındığında, rehin hakkını sadece karşılıksız kalan çekler ve ibraz edilmeyen çekler ile ilgili olarak ileri sürebileceğinin kabulü gerekir. Bu nedenle haciz tarihi itibarı ile tamamen ya da kısmen karşılıksız kalan çeklerden doğan yasal sorumluluk miktarı ile henüz muhatap bankaya ibraz edilmeyen çek yapraklarından kaynaklanan risk miktarı toplamının banka kayıtları üzerinde yaptırılacak teknik bilirkişi eli ile de saptanmalıdır.
Mahkemece belirtilen tüm bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan ve özellikle yetersiz bilirkişi raporuna dayanarak eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı biçimde karar verilmesi isabetli olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 15.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy