MAHKEMESİ : ...2. Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti
... ile ... ve dahili davalı ... Belediye Başkanlığı aralarındaki muhdesatın tespiti davasının kabulüne dair ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 26.11.2013 gün ve 119/550 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, ortaklığın giderilmesi davasına konu edilen ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan binanın vekil edeni tarafından yaptırıldığını açıklayarak vekil edenine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, dava konusu binanın vekil edeninin davacıya vermiş olduğu paralar ile yaptırıldığını, davacının sadece inşaat işlerini takip ettiğini açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuş, dahili davalı ... Belediye Başkanlığı dava konusu bina ile ilgili bir taleplerinin olmadığını açıklamıştır.
Mahkemece, tanık beyanlarına göre binanın davacı tarafından yapıldığı, davalının davacıya borç vermesinin eldeki dava yönünden etkisinin olmayacağı gerekçeleriyle davanın kabulüne, 2302 ada 7 parsel sayılı taşınmazda bulunan tribleks binanın davacı ...'ya aidiyetinin tespitine, nispi karar harcı 11.492,47 TL harçtan peşin harç mahsup edilerek 11.367 TL harcın, 860 TL yargılama gideri ve 1.320 TL vekalet ücretinin davalı Diler'den alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre yazılı şekilde hüküm verilmiş olmasında işin esası yönünden bir isabetsizlik bulunmadığından aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve işin esasına yönelik davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Dava, muhdesat tespiti isteğine ilişkindir.
Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 sayılı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukuku'nda, muhdesattan, bir arazi üzerinde yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları
./.
anlamak gerekir. Muhdesat, sahibine arazi mülkiyetinden ayrı, bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bağşetmez. Muhdesat sahibinin hakkı, sadece şahsi bir haktır (TMK 722, 724, 729 maddeler). Taşınmaz üzerindeki bina, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
Ne var ki; çoğun içinde azda vardır kuralı gereğince, muhdesatın mülkiyetinin aidiyetinin tespiti isteğinin, muhdesatı meydana getirenin tespitini de kapsadığı kabul edilmelidir. Muhdesatın aidiyeti isteğiyle açılan bu tür davalarda, güncel hukuki yararın mevcut olması ve iddianın kanıtlanması durumunda muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesi gerekir.
Somut olayda; dosyanın içeriğine, toplanan delillere ve tanık beyanlarına göre dava konusu binanın davacı tarafından meydana getirildiği sabit olmuştur. Mahkemece tribleks binanın davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesi gerekirken, muhdesatın aidiyetine karar verilmesi doğru değilse de, bu husus yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Bundan ayrı; dava konusu muhdesatların üzerinde bulunduğu ... parsel sayılı taşınmazın davacı ve davalılar adına paylı mülkiyet şeklinde kayıtlı olduğu, davalı ...’ın 146/430 pay sahibi olduğu anlaşılmıştır. Davanın değeri ise muhdesatın davalıların paylarına isabet eden değeridir (zemin bedeli hariç). Buna göre, yargılama sonucunda hüküm altına alınan nispi karar ve ilam harcı ile aynı şekilde 6100 sayılı HMK'nun 326/2. maddesi uyarınca yargılama giderinden ve davacı yararına takdir edilen vekalet ücretinden her bir davalının tapu payları oranında sorumlu tutulmaları gerekirken; binanın toplam değeri üzerinden 11.492,47 TL nispi karar ve ilam harcı belirlenerek peşin harcın mahsubu ile 11.367 TL harcın davalı Diler'den tahsiline karar verilmesi doğru olmamıştır. Davalı ... vekilin temyiz itirazları bu yönden de yerinde olup hükmün bu nedenle bozulması gerekmekteyse de; bu hususda yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir (HUMK. m. 438/7).
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, hükmün 1. fıkrasındaki “....davacıya aidiyetinin tespitine...” cümlesinin çıkarılmasına, yerine “...davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine..” cümlesinin yazılmasına; 2. fıkrasındaki "nispi karar harcı 11.492,47 TL'den peşin harcın mahsubu ile eksik 11.367 TL harcın davalı Diler'den tahsiline” cümlesinin hükümden çıkartılarak yerine "nispi karar harcı 3902,09 TL'den peşin harcın mahsubu ile eksik 3776,62 TL harcın davalı Diler'den tahsiline ” cümlesinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca ONANMASINA, diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) numaralı bentte gösterilen sebeple reddine, taraflarca HUMK’nun 440/1 maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme talebinde bulunulabileceğine ve 1.452,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı ...'a iadesine, 20.04.2016 tarihînde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy