MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı ... vekili, evlilik birliği içinde edinilen 613 ve 651 parsel sayılı taşınmazlar ile 27 TF 600 plaka sayılı araç nedeniyle 30.000,00 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiş; 30.06.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile talep miktarını artırarak toplam 76.675,00 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, davacının boşanmada kusurlu olmasından dolayı katılma alacağına hak kazanamadığını, ayrıca evlilik birliği içerisinde işlerinin bozulması nedeniyle 01.02.2010 düzenleme ve 15.02.2011 ve 01.02.2011 vade tarihli iki adet senet karşılığı borçlandığını, bu borçları ödemek amacıyla taşınmazlar ve aracı sattığını, senet bedellerinin tasfiye hesabında dikkate alınması gerektiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece,davanın kısmen kabulüne, 34.950 TL alacağın karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin alacak ve faizin gayrimenkul ve araçların satış tarihinden itibaren tahsiline yönelik taleplerinin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1 -Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir(6100 sayılı HMK 33. m). iddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacak hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden(TMK 229.m) ve denkleştirmeden(TMK 230.m) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının(TMK 219.m) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin(TMK 231.m) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır(TMK 236/1.m). Katılma alacağı Yasa'dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.
Artık değere katılma alacak miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm(rayiç) değerleri esas alınır(TMK 227/1, 228/1, 232 ve 235/1. m). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.
Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir(TMK 222. m).
Yukarıdaki değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır.
Somut olaya gelince; eşler, 16.04.2003 tarihinde evlenmiş, 19.01.2011 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK m.225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir(4722 sayılı yasanın 10, TMK 202/1.m). Tasfiyeye konu 613 ve 651 parsel sayılı taşınmazlar ile ... plaka sayılı araç, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 03.03.2008 ve 03.01.2005 tarihlerinde satın alınarak, davalı eş adına tescil edilmiş, taşınmazlar boşanma dava tarihinden 9 gün önce 10.01.2011 tarihinde, araç ise boşanma dava tarihinden 5 gün önce 14.01.2011 tarihinde 3.kişiye satılarak devredilmiş, davalı tarafça bu devirlerden elde edilen gelirin işlerinin bozulmasından kaynaklanan borçların ödenmesinde kullanıldığı, anılan borçlara ilişkin iki adet senet mevcut olduğu, senetlerdeki borç miktarının artık değer hesabında dikkate alınması gerektiği savunulmuş, Mahkemece her ne kadar, davalının bu savunmasına itibar edilmiş ise de; sözü edilen borçların dava konusu malların edinilmesi, iyileştirilmesi ve korunmasından kaynaklandığı iddia ve ispat edilmediği, kaldı ki, yukarıda açıklandığı üzere tasfiyeye konu taşınmazların boşanma dava tarihinden 9 gün önce, aracın ise boşanma dava tarihinden 5 gün önce 3. kişiye devredildiği, davalı eşin anılan devirlerden elde ettiği gelirleri borçlarını ödemede kullandığını soyut nitelikli tanık beyanları haricinde güçlü ve inandırıcı delillerle kanıtlayamadığı, davalının savunmasında ileri sürdüğü 01.02.2010 düzenleme ve 15.02.2011 ve 01.02.2011 vade tarihli iki adet senedin tanzimi her zaman mümkün olan nitelikte senetler olduğu anlaşıldığından, davalı eşin 3. kişilere olan şahsi borcunun tasfiye hesabında gözetilerek davacı eş için daha az artık değere katılma alacağı hesaplanması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle REDDİNE, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 596,86 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 1.790,57 TL'nin temyiz eden davalıdan alınmasına, 31.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy