MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı ... Çeçen vekili, dava dilekçesinde belirtilen taşınmaz nedeniyle mal rejiminin tasfiyesi ile alacak isteğinde bulunmuştur.
Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne, 72.930,50-TL'nin karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK 33. m). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Eşler, 15.08.1988 tarihinde evlenmiş, 25.02.2011 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM 170.m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı Yasanın 10, TMK 202/1.m). Tasfiyeye konu 4757 ada 1 parseldeki 161/1071 hisse, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 09.09.2004 tarihinde davalının babası Bahtiyar Çeçen'den satış yoluyla davalı eş adına tescil edilmiş olup dosya arasındaki 13.05.2015 tarihli teknik bilirkişi raporuna göre taşınmaz üzerinde 20-25 yıllık tek katlı kargir bir yapı bulunmaktadır. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK 179.m).
Mahkemece tarafların dava konusu taşınmazı evlilik birliği içerisinde edindikleri, her ne kadar davalı taraf taşınmazın babası tarafından hibe edildiğini iddia etmişse de, bu yöndeki savunmasını destekleyen herhangi bir somut delilin dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle taşınmazın değerinin yarısı olan 72.930,50-TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmişse de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki; az yukarıda açıklandığı üzere dava konusu taşınmazın 645/1071 hissesi öncesinde davalının babası adına tapuda kayıtlı iken 09.09.2004 tarihinde 161/1071 hissesi babasından davalı oğluna satış suretiyle temlik edilmiştir. Ayrıca, 09.09.2004 tarihli aynı resmi senet ile davalının babasının anılan dava konusu taşınmazda davalı ile birlikte diğer üç oğluna da satış göstermek suretiyle hisseler devrettiği de anlaşılmaktadır. Yine dosya arasındaki 13.05.2015 tarihli teknik bilirkişi raporundan taşınmaz üzerindeki 4 bölme halinde inşa edilmiş tek katlı kargir yapının 20-25 yıllık olduğu anlaşılmaktadır. Tüm bu hususlar göz önünde bulundurulduğunda, babadan oğula bu şekilde yapılan taşınmaz hissesi ve üzerindeki yapıya ilişkin devrin bedelsiz ve bağış niteliğinde olduğunun kabulü gerekir. Yargıtay ve Dairemizin yerleşik uygulamaları da bu yöndedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.02.1997 tarih ve 1996/710 Esas - 1997/72 Karar numaralı kararı). Bu karinenin aksinin davacı tarafından kanıtlanması gerekir. Ne var ki, dosya kapsamına göre davacının kişisel mal savunmasının aksini iddia ve ispat etmediği, taşınmazın bedelinin ödendiğine dair herhangi bir belge ve delil sunmadığı anlaşıldığına göre, öncesinde babası adına kayıtlı olan taşınmaz hissesi ve üzerindeki yapının davalıya devrinin bedelsiz olduğunun kabulü ile davalının kişisel malı olduğu değerlendirilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 16.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy