MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil, Elatmanın Önlenmesi, Yıkım
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, tescil davasının kabulüne, birleşen elatmanın önlenmesi ve yıkım davasının ise reddine karar verilmiş olup hükmün davalı ve birleşen dosya davacısı ... ile dahili davalı ... vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili asıl davada, dava dilekçesinde hudutları belirtilen tahminen 300 m2'lik alanın tapuda kayıtlı olmadığını, taşınmazı dava dışı ... satın alındığını, ... ’ında öncesinde ilgili yeri ... ’dan satın aldığını, vekil edeni lehine zilyetlikte kazanma koşullarının oluştuğunu açıklayarak, davaya konu taşınmazın vekil edeni adına tesciline karar verilmesini istemiştir."
Asıl davada davalı Hazine vekili, davanın reddini savunmuştur.
Asıl davada dahili davalı ... vekili, husumetten ve esastan davanın reddini savunmuştur.
Birleşen dava davacı (Hazine) vekili, dava dilekçesinde sınırları ve miktarı gösterilen yerin devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan tescil harici yerlerden olduğunu, davalın dava dilekçesine ekli krokide B harfi ile gösterilen yere müdahalede bulunduğunu belirterek davalı tarafından yapılan elatmasının önlenmesine ve evin kal’ine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, (Asıl Davada) davacının tescil isteminin kabulü ile “... ili ... ilçesi ... Mahallesi ... Mevkiinde bulunan jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi ... 20/06/2015 tarihli ek raporunda A3 rumuzu ile gösterilen 308,77 m² alanlı taşınmazın tek katlı prefabrik ev ve bahçesi vasfı ile adanın son parsel numarası verilerek..” davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, (Birleşen davada) davacı hazinenin açtığı meni müdahale ve kal davasının reddine karar verilmiş, hüküm Asıl dava davalısı ve birleşen dosya davacısı Mal Müdürlüğü ile Asıl dava dahili davalısı ... vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Davalar, kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik hukuksal nedenine dayalı olarak TMK.nun 713/1 ve 996 maddeleri ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesine göre açılan tescil ile elatmanın önlenmesi ve kal istemlerine ilişkindir.
30.05.2007 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren 22.05.2007 tarihli 5663 sayılı Kanunla değiştirilen 2863 sayılı Yasa'nın 11.maddenin 2. cümlesinde “.... Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurullarınca birinci grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunduğu taşınmazlar ile 1. ve 2. derece arkeolojik sit alanlarındaki taşınmazlar zilyetlik yoluyla iktisap edilemez” hükmüne yer verilmiştir. 11.maddenin değişik son şekline göre Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurullarınca birinci grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunduğu taşınmazlar ile 1. ve 2. derece arkeolojik sit alanlarının iktisabı mümkün değildir.
Mahkemece, her ne kadar asıl davanın kabulüne ve birleşen davanın ise reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Söyle ki; mahkemece uyuşmazlığın tespitinde, teknik bilirkişilerin rapor ve krokileri eklenerek dava konusu taşınmazın tespit dışı bırakılma nedeni ve tarihi Kadastro Müdürlüğü'nden usulüne uygun olarak araştırılmadığı, TMK.nun 713/4.maddesi uyarınca dava konusunun gazete ile bir defa ve ayrıca taşınmazın bulunduğu yerde uygun araç ve aralıklarla en üç defa ilan edilmesi ve son ilandan başlayarak 3 aylık itiraz süresinin beklenilmesi gereğinin yerine getirilmediği, 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca, davacı yönünden senetsiz araştırması yapılırken, davacının, dava dışı ... ile ... eklemeli zilyetliğine dayandığı hususu gözardı edilerek ... ile ... hakkında senetsizden miktar araştırmasının yapılmadığı, birleşen davada dava ... ’a ihbar edilmesine rağmen birleştirme işlemi sonrası yapılan yargılamada ... ’ın taraf olarak gösterilmediği anlaşılmaktadır.
O halde, sağlıklı bir sonuca varılması için öncelikle dava konusu taşınmazın tescil harici bırakılma tarihinden sonrasına ait 3 adet stereoskopik hava fotoğrafı Harita Genel Komutanlığından getirtilerek bu hava fotoğrafları kullanılarak üretilmiş memleket haritaları ile temin edilebilen en eski ve yeni tarihli uydu fotoğrafları istenilerek dosya arasına konulması, gerektiğinde dosya kapsamında yer alan belgeler haricinde güncel durumu göstermesi açısından kadastro paftasının onaylı örneği eklenmek suretiyle, nizalı taşınmazın bulunduğu yerle ilgili Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu İl Müdürlüğü'nden ya da Bölge Müdürlüğü'nden dava konusu yeri kapsayan harita ile hangi derece ve nitelikteki sit alanı kapsamında kaldığını gösteren son karar, harita ve belgelerin ikmal edilmesi ve dava konusu taşınmazın tespit dışı bırakılma nedeni ve tarihi Kadastro Müdürlüğü'nden usulüne uygun olarak tam olarak araştırılması yapıldıktan sonra, taşınmazların bulunduğu yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, 3 kişilik zirai bilirkişi, Orman Yüksek Mühendisi, Arkeolog, jeodezi ve fotogrametri uzmanı harita mühendisinden oluşan bilirkişi kurulu ile dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı yapılacak keşifte, yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, taşınmazın öncesinin devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde imar-ihyaya konu edilip edilmediği, imar-ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği etraflıca sorulup, maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; uzman ziraat bilirkişilerden çekişmeli taşınmazın toprak yapısı ile komşu parsellerin toprak yapısının mukayese edilmesi suretiyle ve çekişmeli taşınmaz bölümlerinin toprak yapısı ve niteliğini belirtir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, rapor ekinde taşınmazı değişik yönlerden çekilmiş komşu taşınmazlar ile arasındaki sınırları gösterecek şekilde renkli fotoğrafların eklenmesi istenilmeli, bu yerlerin önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğu, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığının, zilyetliğin ne şekilde sürdürüldüğünün belirlenmesi istenilmeli jeodezi ve fotogrametri uzmanı harita mühendisi bilirkişiye hava ve uydu fotoğrafları üzerinden bilimsel yöntemlerle (hava fotoğrafı ve memleket haritası ile kadastro paftası ölçeği harita çizim programları aracılığıyla eşitlenerek çekişmeli taşınmazın konumunun çevre parsellerle birlikte harita üzerinde gösterilmesi, hava fotoğrafları ile kadastro paftası çakıştırılıp stereoskop aletiyle) inceleme yaptırılarak; çekişme konusu taşınmazın imar-ihyasına en erken ne zaman başlanıldığının ve ne zaman tamamlandığının, arazinin ekonomik amacına uygun olarak zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine çalışılmalı, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu İl Müdürlüğü'nden ya da Bölge Müdürlüğü'nden gönderilecek son karar, harita ve belgeler üzerinde uzman arkeolog bilirkişisinden tarafların ve Yargıtay’ın denetimine açık gerekçeli rapor alınmalı, tescile karar verilen taşınmazın bu belgelere ve mevcut duruma göre 1. veya 2. derece arkeolojik sit alanı sayılan yerlerden bulunup bulunmadığı belirlenmeli ve mahkeme gözlemi de tutanağa yansıtılmalıdır.
Öte yandan davacı dava konusu yeri 22.06.1996 tarihli harici satış senediyle ... ...’dan satın aldığını bildirdiğine göre, bu senedin yapılacak keşifte teknik, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla zemine uygulanması, senedin iddia edilen taşınmaza ait olup olmadığının belirlenmesi, yerel bilirkişi ve tanıkların HUMK.nun 258 ve 259. maddeleri gereğince keşifte dinlenmelerinin sağlanması, aynı zamanda taşınmaza komşu parsellere ait kadastro tutanakları ve ekleri ile kadastro sırasında bu parsellere revizyon gören tapu ve vergi kayıtlarının bulunduğu yerlerden getirtilerek dosya arasına konulması, yukarıda açıklandığı biçimde bu kayıt ve belgelerin keşifte uygulanması, komşu kayıtların taşınmaz yönünü ne gösterdiği üzerinde durulması, teknik bilirkişiden bu konuda rapor alınması, davacının taşınmazı satın aldığı 22.06.1996 tarihinden davanın açıldığı 15.06.2004 tarihine kadar bağımsız 20 yıllık zilyetliğinin bulunmadığı ve TMK.nun 996. maddesi gereğince satıcısının da eklemeli zilyetliğine dayanıldığı göz önünde tutularak Satıcı ... ... ile önceki zilyet olduğu belirtilen ... ... bakımından 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi gereğince miktar araştırmasının yapılması, davacı ile satıcısının belgesizden taşınmaz edinip edinmediğinin Kadastro ve Tapu Sicil Müdürlüğü ile zilyetliğe dayalı tescil davası açıp açmadıklarının o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulması, belgesizden edinilen taşınmazlara ait kadastro tutanağı ve ekleri ile tapu kayıtlarının Tapu Sicil Müdürlüğünden, zilyetliğe dayalı tescil davaları var ise, dava dosyalarının ait olduğu mahkemelerden getirtilerek dosya arasına konulması, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesinde açıklanan sınırlamalar yönünden gözönünde tutulması, TMK.nun 713/4 ve 5.fıkraları gereğince keşif sonucu elde edilen teknik bilirkişinin rapor ve krokisine göre gerekli yerel ve gazete ilanlarının yöntemine uygun bir biçimde yapılması, ilanın yapıldığı gazete ile ilan tutanaklarının dosya arasına konulması, yasal üç aylık sürenin dolmasının beklenilmesi ve birleşen dava ihbar edileni ... ...’ın davaya usulüne uygun katılımının sağlanması ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş bulunması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, Asıl dava Davalısı ve Birleşen dosya davacısı Mal Müdürlüğü ile Asıl dava dahili davalısı ... vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 13/06/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy