MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Alacak
... ile ... aralarındaki alacak davasının reddine dair ... 1. Aile Mahkemesi'nden verilen ... sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 11.10.2016 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı vekili Avukat ... geldi. Karşı taraftan davalı vekili Avukat ... geli. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... vekili, davalı eşin kişisel mallarından evlilik birliği içerisinde elde ettiği gelirlerin yasa gereği edinilmiş mal olduğunu belirterek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle 500.000,00 TL katılma alacağının davalıdan tahsilini ve yapılacak hesaplamada 01.01.2002 sonrası davacının katılma alacağını azaltmak kasdıyla yapılan devirlerin de dikkate alınmasını talep etmiştir. 20.04.2006 tarihli dilekçe ile davalıya ait kira, intifa ve zirai gelir getiren kişisel malları taşınmazlar ile davalının ortağı olması nedeniyle kar payı, yönetim ücreti ve yapılan yatırımlardan gelir elde ettiği ... Çelik sanayi ve Ticaret A.Ş, ... Ziraat Aletleri Sanayi ve Ticaret A.Ş, ... Traktör Makina Sanayi ve Ticaret A.Ş ve ... Sanayi ve Ticaret Ltd Şti olmak üzere 5 adet şirket açıklanmıştır.
Davalı ... vekili, katılma alacağı talep edilebilmesi için ortada edinilmiş bir mal ya da hak olması gerektiğini, davacının kumar müptelası olup bu nedenle bir hayli giderini müvekkilin karşıladığını, katılma alacağını azaltmak kasdıyla yapılmış bir devir olmadığını, tarafların parayı harcadıklarını, yurt dışı gezilerine gittiklerini belirtmiş, tasarruf ederek satın alınan tek edinilmiş malın da Kuşadası'ndaki yazlık olduğunu, bunun da 1/2 hisse ile davacı ile davalı adına tescil edildiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının kişisel mallarının gelirlerinin boşanma dava tarihi olan 20/10/2005 tarihinde davalının mal varlığında mevcut olmadığı, bu nedenle kural olarak tasfiye hesabına mal rejiminin sona erdiği esnada mevcut olan mal varlıklarının dahil edilebileceği göz önünde tutulduğunda davacı lehine katılma alacağının doğmadığı ve edinilmiş mallara katılma rejiminde hakimin takdir hakkı bulunmadığından 6098 sayılı TBK'nun 50 ve 51 maddeleri gereğince hakkaniyete uygun değerlendirilme yapılmasının mümkün olmadığı, ayrıca Kuşadası'nda 5 numaralı bağımsız bölüm taşınmazın 11/04/2005 tarihinde edinildiği belirlenmiş ise de 1/2 şer hissesi taraflara dolayısı ile 1/2 hisse davacı kadına verilmiş olduğundan bu taşınmaza göre hesaplama yapılması ve bilirkişiden yeniden ek rapor aldırılması sonuca etkili bulunmayacağından kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK 33. m). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacak hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK 229.m) ve denkleştirmeden (TMK 230.m) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK 219.m) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK 231.m) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK 236/1.m). Katılma alacağı Yasa'dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.
Artık değere katılma alacak miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm(rayiç) değerleri esas alınır(TMK 227/1, 228/1, 232 ve 235/1. m). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.
Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir(TMK 222. m). Değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır.
Somut olaya gelince taraflar, 28.10.1991 tarihinde evlenmiş; 20.10.2005 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, 27.10.2008 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM 170.m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın 10, TMK 202/1.m). Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK 179.m).
Mahkemece, davaya konu kişisel malların gelirinin tespiti amacıyla bankalardan tarih aralığı belirtilmeksizin "davalı ... adına bankanızda kayıtlı çeksiz mevduat hesaba ilişkin bilgilerin" gönderilmesi istenmiş, ... A.Ş Genel Müdürlüğü, .... Bankası A.Ş ... şubesi, ... Bankası A.Ş ... şubesi ve ... A.Ş Genel Müdürlüğü dosyaya gönderdikleri karşılık yazılarda davacı adına açılmış banka hesabı bulunduğu ancak hesapta bakiye para bulunmadığını bildirmişlerdir. Yazışma yapılan diğer bankalar ise davalı adına açılmış herhangi bir hesabın bulunmadığını bildirmişlerdir.
Diğer yandan davacı tarafça açıklama dilekçesinde geçen şirketlerden ... Çelik sanayi ve Ticaret A.Ş, ... Ziraat Aletleri Sanayi ve Ticaret A.Ş, Aygüpaş ... Gıda Üretim ve Pazarlama A.Ş ve ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. yönünden davalı eşin şirketlerde hissedar olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar dosya arasında getirtilen mali tablolar ve vergi kayıtlarında adı geçen şirketlerin 2002-2005 yılları arasında kar zarar durumu bildirilmiş ise de adı geçen şirketlerden elde edilen gelirin yatırıma dönüştürülüp dönüştürülmediği sermaye arttırımı yapılıp yapılmadığı konusunda herhangi bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, yukarıda adı geçen dört bankaya yeniden yazı yazılarak 01.01.2002 ve mal rejiminin sona erdiği 20.10.2005 tarihi itibariyle davalının banka hesap hareketlerinin gönderilmesinin istenmesi, bundan sonra ihtiyaç duyulması halinde gelen evrakların bankacı bilirkişiye gönderilmesi, TMK 229. maddesi gereği eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar ile mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler mal rejiminin sona erdiği anda mevcutmuş gibi tasfiyeye dahil edileceğinin gözönünde bulundurulması; belirtilen dört şirket yönünden ise 01.01.2002 ve mal rejiminin sona erdiği 20.10.2005 tarihleri arası döneme ilişkin şirket bilançoları getirtilerek aynı zaman diliminde elde edilen karın yatırıma dönüştürülüp dönüştürülmediği, sermaye arttırımında kullanılıp kullanılmadığının belirlenmesi için hesap uzmanı ve mali müşavir bilirkişiden rapor aldırılıp tüm deliller toplandıktan sonra belirtilen dönem içinde şirket gelirinin olup olmadığı, gelirin bulunması durumunda mal rejiminin sona erdiği anda mevcut olup olmadığı, gelir gerçekleşmiş ancak mevcut değilse bunun hayatın olağan akışına uygun bulunup bulunmadığı göz önünde tutularak iddia ve savunma doğrultusunda karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile hüküm tesisi hatalı olmuştur.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davacı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacının diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1). bentte gösterilen nedenle reddine, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.350,00 TL Avukatlık Ücreti'nin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalıya verilmesine ve taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 27,70 TL peşin harcın temyiz eden davacıya iadesine, 11.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy