MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı ... vekili, evlilik birliği içinde davalı erkek adına edinilen iki adet araç ve bir adet taşınmaz bulunduğunu izah ederek edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL alacağın faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüyle 1.700,00 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Tasfiyeye konu taşınmazın, bedelinin tamamının ya da bir kısmının kredi ile karşılanması durumunda, kredi veren kuruluşa yapılan geri ödemelerin isabet ettiği dönemden, miktarından ve taksit sayısından hareketle mal rejiminin tasfiyesi sonucunda eşlerin alacak miktarları belirlenir. 4721 sayılı TMK'nun 202/1.maddesi gereğince edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde yapılan ödemelerde, eşler lehine değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacak hakları doğabilecektir. Kredi borcu ödemelerinin bir kısmının mal rejiminin devamı süresince, bir kısmının da daha sonraki tarihlerde yapılmasında, mal rejiminin geçerli olduğu dönemin sonrasına sarkan ödemeler, dava konusu taşınmazın borcu kabul edilerek tasfiye gerçekleştirilir.
Yukarıda açıklandığı gibi iki döneme yayılan kredi borcu ödeme tablosu mevcut olduğunda; öncelikle, mal rejiminin sona erdiği tarihte henüz vadesi gelmediği için ödenmemiş kredi borç miktarının, toplam kredi borcuna oranı bulunur. Sonra bulunan bu kredi borç oranının, taşınmazın toplam satın alım bedeli karşısındaki oranına dönüşümü gerçekleştirilir. Tespit edilen bu oranın, taşınmazın tasfiye tarihindeki(karara en yakın) sürüm(rayiç) değeri ile çarpılmasıyla borç miktarı belirlenir. Bu ilke ve esaslara göre saptanan taşınmazın borç miktarı, tasfiye tarihindeki sürüm değerinden düşüldükten sonra kalan miktar, değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı hesaplamasında göz önünde bulundurulur.
Buna göre; öncelikle, tasfiyeye konu taşınmazın satın alma bedeli, bunun kredi ile ve varsa kredi dışında eşlerin kendi imkanları ile karşıladıkları miktarlar ve oranları ile tasfiye (karara en yakın) tarihindeki sürüm (rayiç) değeri ayrı ayrı belirlenmelidir.
Açıklamalar doğrultusunda hesaplama yapılabilmesi için, iddia ve savunma çerçevesinde, taşınmazın satın alınmasına ilişkin akit tablosuyla birlikte tapu kaydı, kredi sözleşmesi ve kredi borcu ödeme tablosu dahil finans kuruluşu kayıtları, ihtiyaç duyulması halinde eşlerin malın alınmasında katkı olarak kullandıklarını ileri sürdükleri malvarlıklarına ilişkin sair belgeler bulundukları yerlerden getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde göz önünde bulundurulmalıdır. Uyuşmazlığın çözümünde kullanılabilecek belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden oluşan kuruldan da yardım alınmalıdır.
İzah edilen ilke ve esaslar ışığında somut uyuşmazlık incelendiğinde, Mahkemece, tasfiyeye konu edilen 10 nolu mesken yönünden, taşınmazın edinilmesinde 140.000,00 TL konut kredisi, davalıya babası tarafından gönderilen 3.500,00 TL para ve ... plaka sayılı aracın satışından elde edilen 30.000,00 TL nin kullanıldığı, aracın taraf beyanları dikkate alınarak edinilmiş mal karinesi gereği edinilmiş mal olarak kabul edildiği gerekçesiyle bilirkişice yapılan hesaplama benimsenmek suretiyle davacı lehine yazılı şekilde katılma alacağına hükmedilmiş ise de; hükme esas alınan rapor incelendiğinde yapılan hesaplama yönteminin hatalı olduğu anlaşılmaktadır.
Hesaplamada, taşınmazın tamamı konut kredisi ile karşılanarak satın alınmış gibi sadece evlilik birliği içinde ödenen taksitlerin kredinin toplam maliyetine oranından yola çıkılarak katılma alacağı hesap edilmiştir. Ne var ki dosya kapsamından anlaşıldığı ve Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere meskenin 180.000,00 TL'na satın alındığı ve bu paranın sadece 140.000,00 TL'sının davalı adına çekilen 120 ay vadeli konut kredisi ile karşılandığı sabittir. Bankadan çekilen kredinin 4 taksiti evlilik birliği içinde, kalan ödemeler ise mal rejiminin sona erdiği tarihten sonraya tekabül etmektedir. Boşanma dava tarihinden sonraki ödemelerin taşınmazın borcu olarak gözetilmesi doğru ise de değerlendirme yaparken taşınmazın alım bedeli 180.000,00 TL'nın içinde kredinin belli bir oran olduğu, geri kalan kısmın sadece 3.500,00 TL'sının davalı erkeğin kişisel malı olup, kalan miktarın ise edinilmiş mallardan karşılandığı gözetilmemiştir.
Mahkekemece yapılacak iş, 180.000,00 TL alım bedelinin 140.000,00 TL'sının banka kredisi, 3.500,00 TL'sının davalının babasından gelen kişisel malı olan para ve geri kalan kısmın ise edinilmiş mallardan karşılandığı dikkate alınarak yukarıda izah edilen Daire'nin yerleşmiş ilke ve esaslarına uygun şekilde gerekli oranlanmalar, TMK 230. maddesi uyarınca denkleştirmeler yapılmalı ve sonucuna göre davacının katılma alacağı belirlenmelidir. Mahkemece, bu yönden hatalı tanzim edilen rapor hükme esas alınarak yazılı alacak miktarına hükmedilmesi bozma nedeni yapılmıştır.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davacı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1). bentte gösterilen nedenle reddine, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 12.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy