MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı üçüncü kişi vekili ve davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili, takip borçlusu olan ...'un vekil edeni şirketteki hisselerini devrederek ortaklıktan ayrıldığını, ayrıldıktan sonra ... Boru ünvanlı şirket kurarak ticari hayatına devam ettiğini, borçlunun hisselerini devrettiği 21.02.2012 tarihinden itibaren müvekilli şirket ile herhangi bir bağının kalmadığını belirterek davanın kabulünü talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, hacizde borçlu adına bir çok evrakın bulunduğunu, borçlunun davacı üçüncü kişi şirketin eski ortağı olduğunu ve haciz mahalli ile fiili bağlantısı bulunduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, haciz mahallinde borçluya ait evrakların bulunduğu, borçlunun üçüncü kişi şirketin eski ortağı olduğu, ispat yükü kendinde olan davacının mülkiyetini ispatlayıcı herhangi bir belge sunamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava, 3. kişinin İİK'nin 96 vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre haciz, davacı üçüncü kişi şirketin ticaret siciline tescilli olan adresinde yapılmıştır. İcra takibi, 30.08.2014 ve 02.09.2014 tanzim tarihli bonolara dayanmaktadır. Borçlu, üçüncü kişi şirketteki hisselerini borcun doğumundan önce 21.02.2012 tarihinde devrederek, üçüncü kişi şirketten ayrılmıştır. Bu durumda İİK'nin 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi üçüncü kişi lehine olup, haciz mahallinde bulunan 2014 tarihli evrakların da borçlu adına olmayıp borçlunun kurucusu olduğu iddia edilen Hes Boru şirketine ait olduğu gözetildiğinde, bulunan evrakların yasal karinenin aksinin ispatı için yeterli olmadığı dikkate alınarak, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK'nin 366 ve 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının bozma nedenine göre incelenmesine yer olmadığına, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 26.03.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.