MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı 3. kişi vekili, haciz yapılan 2221 ada 4 parsel sayılı taşınmazın vekil edeni tarafından satın alındığını, taşınmazda bulunan ve dökümü yapılan menkul malların devralındığını, borçlu ... ......... A.Ş'ye ait olan bazı markaların noterden düzenlenen marka devri sözleşmesi ile devir ve satın alındığını, davacı 3. kişi şirketin borçlu şirkete hammadde tedarik ettiğini, bu nedenle borçlu şirketten her daim alacaklı pozisyonunda olduğunu, 3. kişi şirketin satış tarihi itibariyle borçlu şirketten alacağı olduğunu ancak tahsil edemediğini bu alacaklara karşılık olarak üzerine çek verilmek sureti ile taşınmazın satın alındığını, taraflar arasında muhtelif tarih ve faturalar düzenlendiğini ve satışı bu şekli ile resmileştirdiklerini belirterek, istihkak iddiasının kabulünü talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, mülkiyet karinesinin borçlu yararına olduğunu, haciz mahallinde borçluya ait kayıt belge ve mamüller üzerinde haciz uygulandığını, borçlunun bilgisayar kayıtları ve üretim hammaddelerinin haciz mahallinde tespit edildiğini, borçlunun mal kaçırmakta olup muvazaalı devir yapıldığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, taşınmazın haciz tarihinden sonra satışının yapıldığı, borçlu şirketin haciz tarihinde taşınmazın maliki olup, haciz yapılan adreste faaliyet gösterdiği, davacı 3.kişi şirket tarafından işletmenin devralındığı beyan edilmiş ise de işletmeyi devralan 3. kişinin işletmenin borçlarından sorumlu olması gerektiği, borcun doğumundan sonra yapılan devrin mal kaçırmaya yönelik danışıklı işlem niteliğinde bulunduğu, kaldı ki devir gerçek kabul edilse bile İİK’nin 44 ve TBK'nin 202. madde gereklerinin yerine getirildiği ispat edilmediğine göre devrin alacaklıya karşı ileri sürülemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK’nin 96. maddesine dayalı 3. kişinin istihkak iddiasına ilişkindir.
Davalı alacaklı 05.12.2014 tarihinde hesap kat ihtarnamesi ve genel kredi sözleşmesine dayanarak takip başlatmış ve 08.12.2014 tarihinde dava konusu haciz işlemi yapılmıştır. Davacı 3. kişi tapuda fabrika binası niteliğindeki taşınmazı ve içindeki demirbaşları borçludan olan alacağına mahsuben 03.12.2014 tarihinde satın aldığını ve kalan bedeli de çek mukabilinde ödediğini ileri sürmüştür. Bu durumda Mahkemece davacı 3. kişinin mahcuzları alacağa mahsuben satın alıp almadığı ve dava dilekçesinde belirtildiği gibi borçlunun 3. kişiye borcunun bulunup bulunmadığına ilişkin ticari defterler ve kayıtlar üzerinde inceleme yapılarak karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm kurulmuş olması yerinde görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı 3. kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK'nin 366. ve 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 05.02.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy