MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil, Katkı Payı Alacağı, Katılma Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı ve davalı vekili taraflarından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı ... vekili, evlilik birliği içinde maaşı ve emekli ikramiyesi ile alımına katkıda bulunduğu davalı erkek adına kayıtlı 7 adet taşınmaz ve 1 adet araç yönünden mal rejiminin tasfiyesi ile tespit edilecek katkı payı oranınca davalı adına olan kaydın iptali ile davacı adına tescilini, olmadığı takdirde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100.000,00 TL alacağın davalıdan tahsilini talep etmiştir. Birleşen ... Aile Mahkemesi 2015/251 esas sayılı dosyada, asıl dava dosyasında faiz talep etmeyi unuttuklarını açıklayarak davalıdan alacak ödettirilirken yasal faizin dava tarihi itibariyle bunun mümkün olmaması halinde tasfiye tarihi itibariyle ödettirilmesine karar verilmesi talep edilmiş, harca esas değer 185.000,00 TL olarak bildirilmiştir. Harcını yatırmak suretiyle sundukları 27.09.2013 tarihli dilekçe ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla iptal ve tescil taleplerini yineleyerek alacak isteği 300.000,00 TL olarak arttırılmıştır
Davalı ... vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davacının dava konusu yerlerden 1508 parsel sayılı taşınmaz ile 656 ada 7 nolu parsellere ilişkin herhangi bir alacak hakkının bulunmadığı, diğer dava konusu taşınmazlarda 461 ada 55 sayılı parselden 177.750,00 TL katılma alacağı ile 2734 ada 2, 3, 4 ve 5 nolu parseller üzerinden katkı ve katılma alacağının bulunduğu, buradaki taşınmazın arsa değeri, taşınmaz üzerindeki tribleks yapı ve ağaçların değerinden 162.126,83 TL katkı payı alacağı ve 348.762,02 TL'de katılma alacağı olmak üzere toplam katkı ve katılma alacağı miktarı 510.888,85 TL olduğu, ancak taleple bağlı kalarak davanın kabulüyle 162.126,83 TL katkı payı alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile 137.873,17 TL katılma alacağının ise karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının tapu iptal ve tescil talebinin reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davacı asıl ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı asılın ve davalı vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davacı asılın diğer temyiz itirazlarına gelince gelince;
Dava konusu 2734 ada 4 parsele kayıtlı taşınmaz üzerine eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejimi döneminde inşa edilen bina yönünden davacı kadın lehine hesaplama yapılırken; binanın yapımında davacı kadının emekli ikramiyesi, evlilik birliği içinde davalı adına alınan dava dışı 7 nolu meskenin satımından gelen para ve davalı adına ... bankasından çekilen kredinin kulanıldığının kabulü yerinde ise de dava dışı 7 nolu meskenin tamamının davalı erkeğin kişisel malı olarak hesap yapılması hatalı olmuştur.
Dosya kapsamındaki bilgi, belge, tapu ve tedavül kayıtlarının incelenmesinden, söz konusu dava dışı 7 nolu meskenin babasının vefatı ile davalı ve diğer mirasçılara mirasen intikal ettiği, eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 17.07.1992 tarihinde mirasen intikal eden kendi hissesi dışında kalan hisseler diğer mirasçılardan satın alınarak tamamının davalı adına tapuya tescil edildiği ve bu meskenin 29.04.2005 tarihinde satıldığı anlaşılmaktadır. Mal ayrılığı rejimi döneminde edinilen mallar yönünden düzenli ve sürekli gelire sahip eşin, aksi kanıtlanmadıkça, yapabileceği tasarruf oranında katkıda bulunduğunun kabulü gerekir. Somut olayda da davacı hemşire olup evlilik birliği içinde düzenli ve sürekli gelire sahip olduğu tartışmasızdır.
Bu nedenle, Mahkemece yapılacak iş; dava dışı 7 nolu meskende diğer mirasçılardan alınan hisseler yönünden tarafların evlendikleri tarihten hisselerin satın alındığı tarihe kadar olan gelirleri gözetilerek Dairenin yerleşmiş ilke ve esaslarına göre davacının katkısı belirlenmeli ve bu katkının 7 nolu meskenin satımından gelen paradaki karşılığı bulunduktan sonra dava konusu 4 parsel üzerine inşa edilen bina yönünden davacı lehine mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklı alacak hesap edilmelidir.
3- Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
a. Yargıtay'ın ve Dairenin yerleşmiş uygulamalarına göre, eşlerden birinin anne veya babalarından gelen mallar söz konusu olduğunda; satış gösterilse dahi mal bağış olarak değerlendirilmektedir. Bu tasarrufi işlem, hayatın olağan akışına göre, fiili karine olarak bağış kabul edilmektedir. Bu karinenin aksini, yani parasını vererek gerçek anlamda satın alındığını iddia eden eş iddiasını ispatlamakla yükümlüdür. Kabul edilen bu fiili karine, ispat yükümlülüğü altındaki tarafı değiştirmektedir. Anne yada babadan gelen mala ilişkin tasarrufun bağış değilde gerçek anlamda satış olduğunu iddia eden eş, başta satış bedelinin ödendiğine ilişkin ödeme kayıtları olmak üzere iddiasını güçlü ve inandırıcı delillerle ispatlamalıdır.
Somut uyuşmazlığa gelince taraflar, 10.11.1983 tarihinde evlenmiş, 02.05.2008 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 02.04.2012 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Tasfiyeye konu 55 parsele kayıtlı bahçe niteliğindeki taşınmaz tapuda davalının annesi dava dışı Esma adına kayıtlı iken evlilik birliği içinde 29.08.2005 tarihinde satış yolu ile davalı adına tescil edilmiş, boşanma davasından sonra 12.05.2008 tarihinde ise satış yolu ile tekrar anne dava dışı Esma'ya tapuda devredilmiştir.
Mahkemece, aynı taraflar arasında görülen ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/224 esas ve 2014/1115 karar sayılı ilamı ile 55 parsel sayılı taşınmazın boşanma davasının mali sonuçlarından etkilenmemek adına muvazaalı olarak devir işleminin yapıldığı değerlendirildiği ve taşınmazın 1/2 hissesinin davalı ... adına tesciline karar verildiği gerekçesiyle; taşınmaz davalının edinilmiş malı olarak kabul edilip davacı lehine alacağa hükmedilmiştir. Ne var ki, anneden davalıya yapılan bu devrin yukarıda açıklanan ilkelerden anlaşılacağı üzere bağış olarak kabulü gerekir. Bu fiili karinenin aksini ispat yükü davacı taraftadır. Davacı taraf parası ödenerek taşınmazın davalının annesinden satın alındığını dosya kapsamından ispatlayamadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, bahçe niteliğindeki taşınmaz yönünden bağış suretiyle edinilmesi nedeniyle davalının kişisel malı olduğu ve tasfiyeye dahil edilemeyeceği gözetilmeden davacı tarafın alacak talebinin kabulu ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
b. Dava konusu 2734 ada 3, 4 ve 5 parseller (zeminleri) yönünden yazılı şekilde davacı lehine katılma alacağına hükmedilmiş ise de, dosya kapsamındaki tapu ve tedavül kayıtları incelendiğinde bu taşınmazların imaren 2010 yılından oluşan parseller olduğu, bunlara dayanak kök taşınmaz olan (eski) 415 ada 14 parselin 1/2 hissesinin 17.12.1999 tarihinde satış yolu ile davalı adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK 179.m). Bu taşınmazların (esasen kök taşınmazın) eşler arasında mal ayrılığı rejimi dönemi geçerli iken edinildikleri gözetilerek bu taşınmazlar yönünden Daire'nin ilke ve esaslarına uygun şekilde davacı lehine katkı payı alacağı hesap edilmelidir. Mahkemece, dosya kapsamında uygun düşenmeyen şekilde yanılgılı değerlendirme ile en son oluşan tapu kayıt tarihleri esas alınarak katılma alacağı hesap edilmesi hatalı olmuştur.
c- Dava konusu araç yönünden, katılma alacağı hesap edilirken dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporu doğrultusunda aracın keşif tarihi itibariyle belirlenen değeri 8.000,00 TL iken gerekçeli kararda bunun 9.000,00 TL olarak gösterilmesi, dolayısıyla davacının katılma alacağı sadece 4.000,00 TL iken yazılı şekilde 4.500,00 TL alacağa hükmedilmesi yerinde olmamıştır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davacı asılın, (3-a-b-c) bentlerden gösterilen nedenler ile davalı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının (1) nolu bentte gösterilen nedenler ile reddine, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,
08.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
M.E.
Full & Egal Universal Law Academy