MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil, Tazminat
... ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil, tazminat davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen ... sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, ... parsel sayılı taşınmazların tapuda davalı adına kayıtlı olduğunu, ... parsel sayılı taşınmazların ise elbirliği mülkiyeti şeklinde taraflar ve dava dışı mirasçılar adına kayıtlı olduğunu, davalı adına kayıtlı olan ... parsel sayılı taşınmazları 1982 yılında haricen davalıdan satın aldığını, ayrıca davalının ... parsel sayılı taşınmazdaki miras payını 1996 yılında, ... parsel sayılı taşınmazdaki miras payını ise 1993 yılında haricen satın aldığını açıklayarak davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile adına tesciline, bu isteklerinin yerinde görülmemesi durumunda ise taşınmazların dava tarihindeki rayiç bedelinin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının dayandığı harici satış sözleşmelerinin 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, miras payının devri sözleşmelerinin geçerli olduğu gerekçesiyle elbirliği mülkiyetine tabi ... parsel sayılı taşınmazlarda davalıya isabet eden 1/7' şer payların tapu kayıtlarının iptaliyle davacı adına tesciline; davacının ... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin isteklerinden tapu iptal tescil talebinin tapulu taşınmazların harici satışının geçersiz olduğu gerekçesiyle, bedel isteğinin ise 10 yıllık zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Hüküm, süresi içerisinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise, aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2- Davacı vekilinin ... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin temyiz itirazlarına gelince; tapuda kayıtlı bulunan bir taşınmazın haricen satışı Türk Medeni Kanunu'nun 706, .//..
Borçlar Kanunu'nun 213 ve Tapu Kanunu'nun 26. maddesi hükümleri karşısında geçersizdir. Böyle bir satış haricen satın ve devralan kişiye herhangi bir hak bahşetmez.Ancak davacı, iptal ve tescile ilişkin isteğinin kabul edilmemesi halinde ödediği bedel yönünden tazminat talebinde bulunmuştur. Kural olarak, 10.07.1940 tarih ve 2/77 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre harici satışın hüküm ifade etmemesi durumunda taraflar verdiklerini geri alabilirler. Bilindiği üzere geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri vermek zorunda olduğunu ve eski hale getirmede mal varlığında artış olan tarafın yükümlülüğünün bulunduğunu ifade eder.
Yine, 07.06.1939 tarih 1936/31 ve 1939/47 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da, “Taşınmazın haricen satışına ve satış vaadine ilişkin muameleler kanunen geçerli bulunmamış ise de, satıcının bu işte görevli memur önünde ferağın icrasını ve aksi takdirde almış olduğu bedelin geri verileceğini taahhüt etmiş ve alıcıyla aralarında kararlaştırılmış bulunan bedeli bu şartla satıcıya vereceğini üstlenmiş ise, bu gibi uyuşmazlıklar Borçlar Kanunu'nun 125. maddesine göre on yıllık zamanaşımına bağlıdır. Zamanaşımı süresinin başlangıcı, ferağdan dönme ve vazgeçme tarihidir” denilmektedir. Şu halde, satıcı geçerli bir sözleşme yapmadığı takdirde aldığı satış bedelini geri vermeye mecburdur. Bu nedenle alıcı, satıcının ferağ vermesini bekler. Ferağ verme yönündeki ümidi kesildiği takdirde, verdiği parayı isteme hakkı doğar. İşte satış parasının geri verilmesi davalarında zamanaşımının başlangıcı bu ümidin kesildiği veya satışın yapılmasının imkan dahilinden çıktığı ya da tapuda devir yapma olanağının ortadan kalktığı tarih olmaktadır. Somut olayda, davacı yönünden bu durum dava tarihi itibarıyla gerçekleşmiş olup, zamanaşımının başlama tarihi de dava tarihidir. Dolayısıyla mahkemenin zamanaşımının geçtiğine ilişkin gerekçesi yerinde değildir. Davacının satış bedelini isteme hakkının doğduğunun kabulü gerekir.
Ülkemizde yaşanan ve uzun yıllar boyu yüksek oranlarda seyreden enflasyon nedeni ile belli bir miktar paranın verildiği tarihteki alım gücü ile aynı miktar paranın aradan geçen zamana bağlı olarak iade günündeki alım gücünün farklı ve çok daha az olduğu bir gerçektir. Hukuken geçersiz sözleşmeler tasfiye edilirken, denkleştirici adalet kuralı göz ardı edilmemelidir. Davacının harici satış nedeniyle davalıya ödediği harici satış bedelinin denkleştirici adalet ilkesine göre tazmini gerekir.
O halde mahkemece yapılacak iş, dosyanın bir hukukçu, bir mali müşavir veya muhasebeci ve bir bankacıdan oluşturulacak üçlü bilirkişi kuruluna tevdi edilmesi, sözleşmede nakten ödendiği belirtilen satış bedeli tutarının, ödeme tarihinden itibaren belirlenen TEFE–ÜFE endekslerindeki artışlar, altın, döviz fiyat ve kurlarındaki artışlar, işçi ve memur aylıklarındaki artışlar ve benzeri ekonomik etkenler gözetilerek ödeme tarihinden dava tarihine kadar uyarlamanın yapılması, uyarlanma suretiyle dava tarihinde vardığı değerin belirlenmesinin istenmesi, bu konuda gerekçeli, karşılaştırmalı, tarafların ve Yargıtay’ın denetimine elverişli rapor alınması, ondan sonra bedel konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekir. Mahkemece, yazılı gerekçeyle alacak isteğine ilişkin davanın reddine karar verilmesi yukarıda açıklanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararlarına ve açıklanan ilkelere aykırı olmuştur.
.//..
SONUÇ: Davacının temyiz itirazları yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle, temyiz edilen hükmün ... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin kısmının 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalının tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının ise yukarıda 1.bentte belirtilen sebeple reddine, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 82,95 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine ve 313,45 TL peşin harcının da istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 11.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy