MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Katkı Payı Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne, davacının fazlaya dair haklarının saklı tutulmasına, davacının değer artış payı talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K... A R A R
Davacı ... vekili, dava dilekçesinde belirtilen araç ve banka medvuat hesabı nedeniyle mal rejiminin tasfiyesi ile alacak isteğinde bulunmuştur.
Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu .....plakalı araç nedeniyle 5.000-TL, bankadaki para nedeniyle 5.000-TL olmak üzere toplam 10.000-TL katılma alacağının karar tarihinden yasal faizi ile davalıdan tahsiline, davacının fazlaya dair haklarının saklı tutulmasına, davacının TMK'nun 227.maddesine dayalı değer artış payı talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından katılma alacağı isteğine yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davanın 10.000-TL üzerinden açıldığı, davacı vekilinin 08.12.2014 tarihli dilekçesinde ise harç ödemek suretiyle davasını ıslah ettiği, davanın 2.000-TL'lik kısmının değer artış payı, 10.000-TL'lik kısmının ise katılma alacağına ilişkin olduğunu ileri sürerek bu miktarın faiziyle tahsilini istediği, dosya kapsamından davacının TMK.nun 227.maddesi anlamında katkıda bulunduğuna dair bir delil bulunmadığı, kaldı ki, ıslahın dava konusu üzerinde olacağı, davaya yeni talepler eklemek suretiyle talepte bulunmanın ıslah olmadığı, zaten iddianın da kanıtlanadığı, katılma alacağının dava dilekçesinde 10.000,00-TL olarak istenmiş olup, ıslahla yeniden 10.000,00-TL katılma alacağının istenmesi de anlamsız olduğu, ancak davacı vekilinin yasaya uygun şekilde harcını ödeyerek gereksiz de olsa ıslah hakkını kullandığı, ıslahın bir kez yapılabileceği, dolayısıyla ikinci kez harç ödemek suretiyle 11/01/2016 tarihinde yapılan ıslahın geçersiz olduğu, dikkate alınmasının da mümkün olmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmişse de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki; davacı vekili dava dilekçesinin istem bölümünde, davalı adına kayıtlı .... plakalı araç ve ... Şubesinde bulunan mevduat nedeniyle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 10.000-TL katılma alacağı isteğinde bulunmuştur. 08.12.2014 tarihinde harcını yatırmak suretiyle sunduğu "dava dilekçesiyle talep ettiğimiz kısmi alacağın, gerçek alacak miktarı net olarak anlaşıldığı aşamada arttırılmak üzere şimdilik 10.000-TL katılma alacağı ve 2.000-TL değer artış payı alacağı olmak üzere toplam 12.000-TL belirsiz alacak davası olarak ıslahı istemidir" konulu ıslah dilekçesinde, davanın belirsiz alacak davası olarak ıslahının kaçınılmaz olduğu açıklanarak istem bölümünde, davalı adına kayıtlı ..... plakalı araç ve Bank Asya Siteler ... Şubesinde bulunan mevduat nedeniyle gerçek alacak miktarı net olarak anlaşıldığı aşamada arttırılmak üzere şimdilik 10.000-TL katılma alacağı ve 2.000-TL değer artış payı alacağı olmak üzere toplam 12.000-TL belirsiz alacağın tahsiline karar verilmesini istemiştir. Daha sonra davacı vekili 11.01.2016 tarihinde harcını yatırmak suretiyle sunduğu "talep sonucunun arttırılması istemidir" konulu dilekçede istem bölümünde, bilirkişi raporunda tespit edilen toplam 63.867,27-TL alacağın tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece 11.01.2016 havale tarihli dilekçenin 2.ıslah dilekçesi olduğu kabul edilmişse de, 08.12.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile dava belirsiz alacak davasına dönüştürüldüğünden ve dava artık belirsiz alacak davası olduğundan, belirsiz alacak davasına dönüşen davada verilen 11.01.2016 havale tarihli dilekçenin ıslah dilekçesi değil, son hesap raporuyla belirlenen değere göre talep arttırım dilekçesi olduğu kabul edilmelidir. Son hesap raporuyla belirlenen değere göre harç ikmal edildiğine göre, HMK'nun yürürlükte olduğu dönemde açılan belirsiz alacak davası niteliğindeki davada son belirlenen doğru değerler üzerinden katılma alacağına hükmedilmesi gerekirken dosya kapsamına uymayan düşüncelerle usul ve kanuna aykırı bir şekilde son verilen dilekçenin 2.ıslah dilekçesi olduğu kabulünden hareketle yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu nedenle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 05.07.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.