MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili; kadastro tespiti sırasında, vekil edeni zilyetliğinde bulunan dava konusu taşınmazın 1.Derece sit alanı olduğu gerekçesi ile davalı Hazine adına tescil edildiğini, ancak taşınmazın sit alanı olmaktan çıkartılıp imar planı kapsamına alındığını belirterek; davalı adına olan tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bilindiği üzere HMK’nin 303.maddesinde “...(1) Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. (2) Bir hüküm, davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden, sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil eder. (3) Kesin hüküm, tarafların küllî halefleri hakkında da geçerlidir. (4) Bir dava dolayısıyla ortaya çıkan kesin hüküm, o hükmün kesinleşmesinden sonra dava konusu şeyin mülkiyetini tarafların birisinden devralan yahut dava konusu şey üzerinde sınırlı bir ayni hak veya fer'î zilyetlik kazanan kişiler hakkında da geçerlidir. Ancak, Türk Medenî Kanunu'nun iyiniyetle mal edinmeye ait hükümleri saklıdır. (5)... ” düzenlemelerine yer verilmiştir.
Tüm dosya kapsamı incelendiğinde; dava konusu taşınmaza ilişkin Bodrum 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005-209 esas sayılı dosyasında tarafları, sebebi ve talep sonucu aynı olan dava görüldüğü, davanın red ile sonuçlandığı, bu haliyle önceki tarihli davanın, eldeki dava için kesin hüküm oluşturacağı, kesin hükmün HMK'nin 114/1-i maddesi uyarınca dava şartlarından olduğu ve tarafları bağlayıcı olduğu hususu gözetilmeden davanın kabulüne karar verildiği görülmüş ise de; açıklanan sebepler ile davanın reddi gerektiğinden, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 02/12/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy