MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davalı üçüncü kişi vekili ve davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı alacaklı vekili, 26.08.2014 tarihli haciz esnasında borçluya ait menkullerin haczedildiğini, haciz yapılan işyerinin borçlu tarafından muvazaalı olarak üçüncü kişiye devredildiğini öne sürerek, davanın kabulü ile istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı üçüncü kişi vekili, mahcuzların müvekkiline ait olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, haciz yapılan iş yerinin 15.08.2014 tarihinde üçüncü kişi tarafından kiralandığı, vergi kayıtlarına göre 26.08.2014 tarihine kadar borçlu tarafından; 26.08.2014 tarihinden sonra ise üçüncü kişi tarafından işletildiği, borçlunun başka bir takip dosyasında 14.08.2014 tarihinde gerçekleştirilen hacizden beş gün sonra işyerindeki malları üçüncü kişiye satmasının, satışın muvazaalı olduğunu göstermeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı alacaklı vekili tarafından esas yönünden, davalı üçüncü kişi vekili tarafından vekalet ücreti yönünden temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, İİK'nin 99.maddesine dayalı alacaklının istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
1. Yargıtayın ve Dairemizin istikrar kazanan uygulamasına göre; takip borçlusunun istihkak iddiasına karşı tutumu belirli ise davada taraf olarak gösterilmesi gerekli değildir. Ne var ki, yokluğunda alınan haciz kararlarından haberdar edilmeyen, 103 davet kağıdı da tebliğ edilmeyen borçlunun istihkak iddiasına karşı tutumu belirlenemediğinden, davalı sıfatı ile davaya katılmasının sağlanması için, davacı alacaklıya süre verilerek taraf teşkilinin sağlanması, tarafların tüm delillerinin toplanmasının ardından, işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekir.
Mahkemece taraf teşkili sağlanmadan işin esasına yönelik karar verilmesi isabetli olmamıştır.
2. Bozma neden ve şekline göre davacı alacaklı vekili ve davalı üçüncü kişi vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nin 366 ve 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekili ve davalı üçüncü kişi vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 06.03.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.