MAHKEMESİ : Şile Asliye (Aile) Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından, duruşmasız olarak davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 19.09.2017 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden taraftan kimse gelmedi ve karşı taraftan davalı vekili..... Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı asıl...., taraflar arasında görülen boşanma davasında karşı dava dilekçesi ile birlikte evlilik birliği içerisinde kendisine ait kişisel malın satımı ile davalı kadın adına edinilen 10 parsel sayılı taşınmaz yönünden tapu iptal ve tescil, bu talep mümkün olmadığı takdirde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 105.000,00 TL değer artış payı ve katılma alacağının faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş; mal rejiminin tasfiyesine ilişkin bu istek tefrik edilerek ayrı esasa kaydedilmiştir.
Davalı ... vekili, davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 31.03.2014 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen 100.328,75 TL katkı payı alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Hüküm, esasa ilişkin olarak davacı vekili, vekalet ücreti yönünden katılma yolu ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davalı vekilinin katılma yolu ile temyiz isteği yönünden;
Davacı tarafın temyiz dilekçesi 21.03.2016 tarihinde davalı vekiline tebliğ edilmiş olup, 10 günlük temyize cevapla temyiz süresi geçtikten sonra 04.04.2016 tarihinde davalı tarafça katılma yoluyla temyiz dilekçesi sunulduğu anlaşıldığından süresi içinde yapılmayan temyiz itirazının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 s.lı HMK 33 m). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, tapu iptal ve tescil olmadığı takdirde değer artış payı ve katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacak hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK 229.m) ve denkleştirmeden (TMK 230.m) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK 219.m) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK 231.m) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK 236/1.m). Katılma alacağı Yasa'dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur. Değer artış payı alacağı ise; eşlerden birinin diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun karşılık almaksızın esaslı katkıda bulunması durumunda, tasfiye sırasında bu malda meydana gelebilecek değer artışı için katkısı oranında sahip olduğu alacak hakkıdır (4721 sayılı TMK 227 m).
Somut uyuşmazlığa gelince, taraflar 10.07.2008 tarihinde evlenmiş, 22.01.2013 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne iişkin hükmün 06.10.2014 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmıştır. Tasfiyeye konu 10 parsel sayılı taşınmazın 1/2 hissesi eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 10.11.2009 tarihinde dava dışı Nahide Burgucu'dan satış yolu ile davalı adına tescil edilmiştir.
Davacı taraf, evlilik öncesi Şile Küçük Sanayi Sitesi Kooperatifinden üyelik yoluyla edindiği kişisel malı olan 6 nolu dükkanın (davaya konu taşınmazı satan şahsın oğlu dava dışı Nurullah Burgucu'ya) 10.11.2009 tarihinde devredilmesi ve kalan miktar içinde senet vermek suretiyle tasfiyeye konu taşınmazın 105.000,00 TL'ye edinildiğini iddia etmiştir. Davaya konu taşınmazla aynı gün kooperatiften edinilen dükkanın devredilmesi, davaya konu taşınmazı satan ve dükkanın devredildiği kişiler gözetildiğinde davalıya ait 6 nolu dükkanın tasfiyeye konu taşınmazın alımında kullanıldığının kabulü gerekir. Mahkeme tarafından taşınmaz hissesinin tamamı edinilmiş mallar ile karşılanarak satın alındığı kabul edilmiş ve davacı lehine sadece katılma alacağına hükmedilmiş ise de davacı tarafından devredilen dükkanın kişisel mal olup olmadığı hususu üzerinde gereği gibi durulup araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davacının ilgili kooperatife üye olduğu tarih, ödemeler ve devrine ilişkin evraklar getirtilerek öncelikle dükkanın davacının kişisel malı olup olmadığının tespitine çalışılması, kişisel mal ise 6 nolu dükkanın devir sözleşmesinde geçen 100.000,00 TL'nin davaya konu taşınmazın alım bedelinin ne kadarını karşıladığı belirlenerek devamında tasfiyeye konu taşınmazın alımında edinilmiş mal ve kişisel mallardan karşılanan kısımlara göre davacının katılma alacağı ile değer artış payı alacağının hesaplanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup, bozma nedeni yapılmıştır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davacı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte gösterilen nedenle reddine, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 19.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy