MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı ... Salman vekili, evlilik birliği içinde davalı erkek adına edinilen taşınmaz yönünden mal rejminin tasfiyesi ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla hesaplanacak alacağın ayni yada bedel olarak, ayrıca taşınmazın 2008 yılı ... ayından bu yana kullanım bedelinin de tespit edilerek tahsilini talep etmiş, harca esas değer 10.000,00 TL olarak bildirilmiştir. Harcını yatırmak suretiyle sundukları 26.03.2014 tarihli dilekçeyle talep miktarı 35.089,21 TL'ye yükseltilmiştir.
Davalı ... vekili, dava konusu taşınmazın kişisel mallar ile alındığını, davacının katkısının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın edinim tarihindeki değerinin 75.000,00 TL olduğu, evlilik birliği içinde ödenen toplam kredi miktarı olan 16.000,00 TL eklendiğinde dava konusu meskenin tasfiye tarihindeki değerinin 91.000,00 TL olduğu, bu meskenin edinilmesinde kişisel mal olarak ...... satışından elde edilen 8.250,00 TL ile kalan kredi ödemesi olan 39.419,00 TL olmak üzere toplam 43.422,00 TL kişisel mal olarak binanın tasfiye tarihindeki değeri olan 91.000,00 TL'den çıkarıldığında kalan 47.578,00 TL'nin edinilmiş mal olarak belirlendiği, binanın tasfiye tarihindeki değeri (91.000,00 TL) 1 birim kabul edildiğinde, edinilmiş mal ile kişisel mal oranının edinilmiş mal için 0,52284, kişisel mal için 0,47716 oranı belirlendiği, bu oran dava konusu taşınmazın karar tarihine en yakın keşif tarihindeki sürüm değeri olan 135.000,00 TL'ye uygulandığında bu değerin 64.416,00 TL'sinin kişisel mal 70.583,00 TL'sinin edinilmiş mal olarak tespit edildiği, edinilmiş malların yarısı olan 35.291,07 TL'nin davacının katılma alacağı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, taleple bağlı kalmak kaydı ile 35.089,89 TL katılma alacağının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacının kira alacağına ilişkin davanın tefriki ile ayrı bir esasa kaydedilmesine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Tasfiyeye konu taşınmazın, bedelinin tamamının ya da bir kısmının kredi ile karşılanması durumunda, kredi veren kuruluşa yapılan geri ödemelerin isabet ettiği dönemden, miktarından ve taksit sayısından hareketle mal rejiminin tasfiyesi sonucunda eşlerin alacak miktarları belirlenir. 4721 sayılı TMK'nin 202/1.maddesi gereğince edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde yapılan ödemelerde, eşler lehine değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacak hakları doğabilecektir. Kredi borcu ödemelerinin bir kısmının mal rejiminin devamı süresince, bir kısmının da daha sonraki tarihlerde yapılmasında, mal rejiminin geçerli olduğu dönemin sonrasına sarkan ödemeler, dava konusu taşınmazın borcu kabul edilerek tasfiye gerçekleştirilir.
Yukarıda açıklandığı gibi iki döneme yayılan kredi borcu ödeme tablosu mevcut olduğunda; öncelikle, mal rejiminin sona erdiği tarihte henüz vadesi gelmediği için ödenmemiş kredi borç miktarının, toplam kredi borcuna oranı bulunur. Sonra bulunan bu kredi borç oranının, taşınmazın toplam satın alım bedeli karşısındaki oranına dönüşümü gerçekleştirilir. Tespit edilen bu oranın, taşınmazın tasfiye tarihindeki(karara en yakın) sürüm(rayiç) değeri ile çarpılmasıyla borç miktarı belirlenir. Bu ilke ve esaslara göre saptanan taşınmazın borç miktarı, tasfiye tarihindeki sürüm değerinden düşüldükten sonra kalan miktar, değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı hesaplamasında göz önünde bulundurulur.
Buna göre; öncelikle, tasfiyeye konu taşınmazın satın alma bedeli, bunun kredi ile ve varsa kredi dışında eşlerin kendi imkanları ile karşıladıkları miktarlar ve oranları ile tasfiye(karara en yakın) tarihindeki sürüm(rayiç) değeri ayrı ayrı belirlenmelidir.
Açıklamalar doğrultusunda hesaplama yapılabilmesi için, iddia ve savunma çerçevesinde, taşınmazın satın alınmasına ilişkin akit tablosuyla birlikte tapu kaydı, kredi sözleşmesi ve kredi borcu ödeme tablosu dahil finans kuruluşu kayıtları, ihtiyaç duyulması halinde eşlerin malın alınmasında katkı olarak kullandıklarını ileri sürdükleri malvarlıklarına ilişkin sair belgeler bulundukları yerlerden getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde göz önünde bulundurulmalıdır. Uyuşmazlığın çözümünde kullanılabilecek belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden oluşan kurulundan da yardım alınmalıdır.
Somut uyuşmazlık incelendiğinde; dosya kapsamı, toplanan deliller, taraf ve tanık beyanlarından dava konusu evin 88.000,00 TL'ye satın alındığı, bu bedelin 40.000,00 TL'lik kısmının davalı adına çekilen konut kredisi ile, 8.250,00 TL'nin davalının babasından karşılıksız kazandırma yoluyla, kalan meblağın ise (davacı ve davalının evlilik birliği içinde edinilmiş mallara katılma rejimi döneminde tapuda müştereken edindikleri) dava dışı 1 nolu meskenin satılmasından ele geçen paradan kalan kısımla karşılandığı sabittir. Gerekçeli kararda yapılan hesaplama incelendiğinde uygulanan yöntemin Daire'nin yerleşmiş ilke ve esaslarıyla örtüşmediği gibi maddi hata da içerdiği anlaşılmaktadır. Bu şekilde yapılan hesaplamaya istinaden davacının katılma alacağının belirlenmesi hatalı olmuştur. Mahkemece, davacının katılma alacağı dosya kapsamına ve yukarıda izah edilen esaslara uygun şekilde, gerekli oranlamalar da yapılarak belirlenmeli, sonucuna göre talep miktarı ve tarafların lehine kazanılmış usuli haklar gözetilerek bir karar verilmelidir.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nin 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1). bentte gösterilen nedenle reddine,taraflarca HUMK'nin 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 02.10.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.