MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Davacı alacaklı ... vekili, asıl davada; borçlu ... aleyhine, ... İcra Müdürlüğü'nün 2013/25265 Esas sayılı dosyasıyla başlatılan takipte yapılan haciz esnasında Volkan tarafından borçlunun kardeşi Veysel lehine istihkak iddiasında bulunulduğunu, kendilerine İİK. 99 madde uyarınca dava açmak üzere süre verildiğini, oysa borçlu ile 3. kişinin taşınırları birlikte ellerinde bulundurduklarını, aralarında organik bağ olduğunu, faaliyet alanı itibariyle de ortaklık bulunduğunu belirterek, icra müdürlüğünün, haczin İİK.99 maddesi uyarınca yapıldığına ilişkin kararının kaldırılarak, takibin İİK. 97. maddesi uyarınca devamına karar verilmesi için icra memur muamelesini şikayet etmiş; birleşen davada ise aynı gerekçelerle 3. kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen cevap dilekçesi sunmayan davalılar, duruşmalar sırasında, açılan davanın haksız ve yersiz olduğunu, alacaklının davasını kanıtlaması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece, istihkak iddiasının reddine ilişkin birleşen dava bakımından; ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği adres ile haczin gerçekleştirildiği adreslerin farklı olduğu, bunun somut olayda İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin davalı 3.kişi yararına işletilmesi gerektiği anlamına geldiği, dolayısı ile somut olayda karineden 3.kişi istifade ettiğine göre karineyi hükümden düşürme ödevinin davacı alacaklıda olduğu, yani davacı alacaklının İİK'nun 97/a maddesindeki usul ve esaslar çerçevesinde mahcuzların borçluya ait olduğunu, borçlu ile 3.kişinin malları birlikte bulundurduklarını yahut 3.kişi ile borçlunun ittifak ederek mahcuzları alacaklının takibinden kaçırdıklarını kanıtlamakla ödevli olduğu, bu bağlamda davacı takip alacaklısına 3.kişinin istihkak iddiasını hükümden düşürmek için yeteri kadar imkan ve kolaylık tanındığı, davacının dava dilekçesinde iddiasını takip dosyasına, alacağın kaynağı satış sözleşmesi, kambiyo senedine, haciz tutanağına, bilirkişi, tanık, ticaret sicil kaydı, vergi kaydı emniyet araştırması ile tüm delillere yasladığı, ''tüm
deliller''in soyut niteliğinden ötürü kabul edilebilir bir delil olmaktan çıktığı, dolayısı ile bu delile yaslanmanın mümkün olmadığı, haciz tutanağı ile takip dosyasının getirtilerek incelendiği, bu iki delil kabul edilebilir olmakla birlikte davacının ispat külfetini gerçekliğe dönüştürecek yani iddiasını kanıtlayacak nitelik ve debiye sahip bulunmadığı, takip dayanağı belgeler ile alacağın kaynağı kambiyo senedinin tek başına İİK’.nun 97/a maddesi ile davacıya tevdi edilen ispat külfetini yerine getirecek nitelikte bulunmadığı, davacıya tanıklarını sunması için davanın başından yani tensip aşamasından başlamak üzere süre ve olanak tanındığı, ancak mahkemeye usulüne uygun olarak verilmiş biçimde tanıkların teşhisine imkan verecek ya da onların hangi konuda dinleneceğine ilişkin bilgiyi içerir bir dilekçenin mevcut olmadığı, ticaret sicil kaydının tek başına muvazaa iddiasını çözücü nitelikte bulunmadığı, vergi kayıtlarının davalı 3.kişiye ait olduğu, 3.kişinin devletle ilişkilerinde tek taraflı beyan üzerine almış olduğu bu belgenin onun yararına olduğu, 3. kişileri bağlayıcı nitelikte telakki edilemeyeceği, Emniyet araştırmasının hangi konuda yapılacağının izahtan vareste tutulduğu, Emniyet araştırmasının bu yönü ile bu davada hükmü belirleyecek bir etkiye ve debiye sahip bulunmadığı, oradan bakıldığında sunulan delillerle davacı yararına sonucu ulaşmanın mümkün olmadığı, haczin yapıldığı iş yerinin borçluya aidiyeti konusunda maliye ile yapılan tüm yazışmaların mahkemeyi ikna etmekten uzak olduğu, netice itibarıyla bu işyerinin borçluya ait olduğunun belirlenemediği, tarafların yani 3.kişi ile borçlunun kardeş olmalarının tek başına onların alacaklıları hükümden düşürecek bir ittifak içerisinde oldukları manasına gelmediği, ikna edici başka delillere gereksinim bulunduğu, kaldı ki somut olayda ispat külfetinin 3.kişide olmamasına rağmen 3.kişinin mahcuzlarla ilişkisini kuracak yeteri kadar fatura da sunduğu, haciz mahallinde borçluya ait herhangi bir belgeye rastlanmadığı, bu haliyle somut olayda alacaklının davasını ispat ettiğinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İcra memur muamelesini şikayete yönelik asıl dava bakımından ise; davacı alacaklının icra müdürlüğünün 16.05.2014 tarihli kararını şikayet ettiğini, İcra Müdürlüğünün haciz mahallinde 3.kişinin bilgilerini referans alarak dava açma külfetini İİK’nun 99 maddesi üzerinden alacaklıya bırakmasının haciz tutanağının muhteviyası gözetildiğinde yerinde olduğu, onca bilgiye rağmen icra müdürlüğünün mali bu bilgilerin aksine hareket ederek İİK’nun 97 maddesinin işletmesi mümkün bulunmadığı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiştir. Kararı davacı alacaklı vekili temyiz etmiştir.
Asıl dava hacizde İİK'nun 96, 97. maddelerinin uygulanmasına yönelik şikayet başvurusu ve birleşen dava alacaklının, İİK’nin 99 maddesine dayalı olarak açtığı, 3. kişinin istihkak iddiasının reddi davası niteliğindedir,
1-İcra Mahkemesi kararlarından hangilerinin temyiz olunabileceği özel hükümlerle ve genel olarak da İİK'nin 363. maddesinde birer birer açıklanıp gösterilmiştir. Bunların dışında kalan mahkeme kararları kesindir. Yargıtayca incelenmesi istenen karar bu maddelerle tespit edilen kararlar arasına girmeyip kesin nitelikte bulunduğundan davacı alacaklı vekilinin asıl davaya ilişkin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı alacaklı vekilinin, 3. kişinin istihkak iddiasının reddi davasının reddine ilişkin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Dosya kapsamından yapılan tahkikat ve delillerin incelenmesinden, borçluyla 3. kişinin kardeş oldukları, 3. kişinin haciz yapıldığı tarihte 20 yaşında olup haczin yapıldığı iş yerinde hacizden 1 gün önce faaliyete başladığı, gerek haciz tarihinde ve gerekse de Vergi Dairesi'nce bildirilen faaliyete başlama tarihinde 3. kişinin askerlik hizmetini yapıyor oluşu ve haciz tutanağında beyanı alınan Volkan'ın anlatımında, borçlu ve 3. kişi arasındaki ilişkinin işyerini vekaleten yürütmek şeklinde olduğunu bildirmesi ve 3. kişi tarafından bu vekaletnamenin dosyaya ibraz edilememesi karşısında, borçlu ve 3. kişi arasında organik bağ bulunduğunun kabulü gerekir. Bu durumda ispat yükü borçlu dolayısıyla alacaklı yararınadır.
3. kişi mülkiyet iddiasını muvazaadan arınmış bir şekilde ispatlayamamıştır. O halde alacaklının açmış olduğu 3. kişinin istihkak iddiasının reddine yönelik davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple İstihkak iddiasının reddi davası yönünden BOZULMASINA; şikayete ilişkin istemin reddine yönelik temyiz dilekçesinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple reddine, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 27,70 TL'nin temyiz edene iadesine 02.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verilmisi