MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tapu İptal Ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılardan ... Mal Müdürlüğü temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, dava konusu 101 ada 4-5-6 parsel taşınmazların ... veresesi ... adına kayıtlı olduğunu, malikinin kim olduğunun belirsiz, tanınmayan olduğundan bahisle taşınmazların bir bütün halinde davacı tarafından kullanıldığını davacıdan önce de davacının babası ... tarafından kullanıldığını 1985 yılında çocukları arasında taksim ettiğini ve taşınmazın davacıya kaldığını belirterek tapunun iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
Davalı ... vekili ve Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece;davacı tarafından dava konusu taşınmaz 20 yıldan fazla süredir nizasız fasılasız kullanıldığından ve ... veresesi ... isimli biri tanınmadığından bahisle davanın kabulüne 101 ada 4-5-6 parsellerde ... adına kayıtlı olan tapuların iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava; TMK'nin 713/2.maddesinde açıklanan kayıt malikinin tapu kütüğünde kim olduğunun anlaşılamaması sebebine dayalı olarak TMKnin 713/1.maddesi gereğince açılan tescil isteğine ilişkindir.
Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK'nin 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, "Aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir" hükmüne yer verilmiştir.
Kanunun açık hükmü dikkate alındığında tapu sicilinden malikin kim olduğunun anlaşılamaması hali; taşınmaz malın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak, kimliğini ortaya koyacak gerekli bilgi ve belgelerin tapu sicilinden (kütüğünden) çıkarılmasının imkansız olmasıdır. (Yargıtay HGK'nin 10.04.1991 tarih 1991/8-51 Esas, 194 Karar ve 15.04.2011 tarihli 2011/8-111 Esas, 2011/180 Karar sayılı ilamları). Genel olarak, gerekli dikkati gösteren herkesin kayıtlarda malikin kim olduğunu anlayamayacağı hallerde tapu sicilinde yazılı olan malikin bilinmediğinin kabulü gerekir. Ayrıca "tapu kütüğünde malik sütununun boş bırakılması, silinmesi ve yeniden yazılmaması, soyut ve nam-ı mevhum adına (mevcut olmayan hayali kişi) yazılması, hiç yaşamamış ve kaydının herhangi bir yerde bulunmamış olması, malik adının müphem, yetersiz ve soyut gösterilmiş olması gibi durumlarda malikin kim olduğunun anlaşılamadığı kabul edilir. Başka bir anlatımla, tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılamayan malik, tanınmayan, hatırlanmayan, adresi tespit edilemeyen, kendilerine tebligat yapılamayan, mirasçıları belirlenemeyen, uzun yıllar önce ölmüş ya da taşınmış bir şahıs değildir.
Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller incelendiğinde; dava konusu 101 ada 4-5-6 parsel sayılı taşınmazlarda kadastro tespiti 15.07.1986 tarihinde yapılmış ve taşınmazlar senetsizden olup vergi kaydı bulunmakla bu vergi kayıtlarına istinaden ( ... veresesi ) ... adına kayıtlı iken 1950 den önce ölümü ile mirasçıları 3 parça halinde ifraz etmiş ve zilyet etmişlerse de bugüne kadar intikale talip olmadıkları belirtilerek ölü olduğu beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle vergi kayıt maliki ... adına tespit edilmiş, askı ilan sonrası itiraz edilmemesi üzerine 24.05.1988 tarihinde kadastro tespiti kesinleşmiştir. Tapu kayıtları incelendiğinde ise tam hisse ile ... adına kayıtlı olup beyanlar hanesinde ...’in ölü olduğu belirtilmiştir.
Tüm bu açıklamalar ışığında; dosya içinde bulunan dava konusu 101 ada 4-5-6 parsellere ait kadastro tutanaklarındaki bilgiler, dayanak vergi kayıtları ile tapu kaydının beyanlar hanesindeki “ölüdür” şerhi dikkate alındığında tapu malikinin belli tanınan ve bilinen kişi ve 1950'den önce ölen kişi olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece, bu hususlar dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulü doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 02.12.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.