MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne, husumetten reddine karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalılar ile babas.... paydaş olduğu 13 ada 6 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan binanın babası tarafından yapıldığını açıklayarak, bu hususun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan Bahriye; açılan davayı kabul etmediğini, annesi, babaannesi, amcası ve babasının 1924 yılında ..göçmen olarak gelip bu arazi üzerinde bulunan eski eve yerleştiklerini, daha sonra bu eski evi yıkıp yeni evi üçü birlikte babaannesinin Göçkündeki tarlası satılarak yeniden yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, bozmadan önce; davalı ... yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle, diğer davalı yönünden ise davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiş, Daire'nin 15/6/2015 tarihli ve 2014/ 12551 2015/13242 K. sayılı ilamı ile; dava, miras ortaklığına dahil bir taşınmaza ilişkin olduğuna göre davacının bu davayı tek başına yürütemeyeceği, 6100 sayılı HMK'nun 124. maddesi de gözönünde bulundurularak öncelikle davacının, kendisi dışındaki Osman mirasçılarının muvafakatlarını alıp dosyaya bildirmesi, bu mümkün olmadığı takdirde Osman Bıyıklı terekesine temsilci atanması için davacıya süre verilmesi (TMK madde 640) ve bu hususun bekletici sorun yapılması, terekeye temsilci atandığı takdirde davanın onun tarafından takibinin yapılması gerektiği gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemesinde yeniden yapılan yargılama sonucunda; murisin mirasçıları davaya dahil edilmiş ve davanın kısmen kabulü ile, Davalı ... hakkında açılan davanın Husumet Yokluğu Nedeni ile Reddine, 13 ada 6 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan, dosyada mevcut 18/09/2013 tarihli fen bilirkişisi rapor ve krokisinde gösterilen 2 katlı kargir taş ve tuğla ile yapılmış yığma binanın davacıların murisi Osman Bıyıklı tarafından yaptırılmış olduğunun tespitine karar verilmiş; hüküm davalılardan ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesatın aidiyetinin tespiti isteğine ilişkindir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 684/1.maddesi hükmüne göre, bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur. 718.maddeye göre de, arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
-//-
Diğer yandan, aynı kanunun “Beyanlar” başlıklı 1012/2, 3. maddesine göre ise, taşınmaz mülkiyetine ilişkin kamu hukuku kısıtlamalarının beyanlar sütununa yazılması ve bu sütuna yazılabilecek diğer hususlar tüzükle belirlenir. Özel kanun hükümleri saklıdır. Tapu Sicili Tüzüğü'nün 60. maddesine göre de, kütüğün beyanlar sütununa, mevzuatın yazılmasını öngördüğü hususlar tarih ve yevmiye numarası belirtilerek yazılır. Mevzuatın yazılmasına izin vermediği bir belirtme kütüğün beyanlar sütununda gösterilemez.
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 19/11. maddesi, muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetine ve tapunun beyanlar sütununda gösterilmesine izin veren özel yasal düzenleme getirmiştir. Anılan kanun maddesinde, taşınmaz mal üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlardan birine ait muhdesat mevcut ise bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterilebileceği belirtilmiştir.
Kadastro Kanunu, kadastro bölge ve çalışma alanlarında üzerinde çalışma yapılan taşınmazlara uygulanan özel nitelikli bir kanundur. 33. maddesinde, Kadastro Kanunu'nun uygulandığı alanların dışında da uygulanabilecek genel nitelikli maddelere yer verilmiştir. 19. madde, genel nitelikli maddeler arasında sayılmamıştır. Buna göre ancak, aynı kanunun 12/3. maddesi gereğince, on yıllık hak düşürücü süre içinde kadastrodan önceki nedenlere dayanılarak genel mahkemelerde açılan davalara 19. madde uygulanır ve iddianın kanıtlanması halinde muhdesatın mülkiyetinin arz malikinden başkasına aidiyeti ile tapunun beyanlar hanesine tesciline karar verilebilir.
On yıllık süre kamu düzenine ilişkin olup, hak düşürücü niteliktedir ve olumsuz dava koşuludur. Hak düşürücü sürenin geçmesi, işin esasının incelenmesini önler. Hak düşürücü süre tüm def’i ve itirazlardan önce göz önünde bulundurulur. Yargılama bitinceye kadar hak düşürücü sürenin geçtiği taraflarca ileri sürülebileceği gibi, görevden ötürü hakim tarafından da kendiliğinden dikkate alınır.
Somut olayda; dava konusu 13 ada 6 parsel sayılı taşınmazın, kadastro tespiti 19/1/1983 tarihinde yapılmış, kadastro tutanağı 18/10/1983 tarihinde kesinleşmiş ve taşınmaz tapulama yoluyla kargir ev ve bahçe vasfı ile tapuya tescil edilmiştir. Mahkemece 17/09/2013 tarihinde yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporuna göre; muhdesatın tahminen 1950 yıllarında yapıldığı belirtilmiş, yine keşif sırasında dinlenen tanıklar da; muhdesatın 1950li yıllarda yapıldığını beyan etmişlerdir.
Davaya konu taşınmazın kadastro tespit tutanağından, bilirkişi raporundan, tanık anlatımlarından ve tüm dosya kapsamından davaya konu muhdesatın, kadastro tespit tarihinden önce yapıldığı anlaşılmaktadır. Dava konusu parsele ait tutanak, 18/10/1983 tarihinde kesinleşmiş, temyize konu eldeki dava ise, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde belirtilen on yıllık hak düşürücü sürenin geçmesinden sonra 20/12/2012 tarihinde açılmıştır.
O halde, dava konusu muhdesat yönünden davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalılardan ...'nın temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 25.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy