MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı
Assiye Ünal ile ... aralarındaki katılma alacağı davasının kabulüne dair .... Aile Mahkemesi'nden verilen 31.12.2013 gün ve 302/952 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... vekili; evlilik birliği içerisinde edinilen dava dilekçesinde belirtmiş olduğu davalı adına kayıtlı bir adet taşınmaz ile ilgili olarak mal rejiminin tasfiyesi ile artık değere katılma alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile 32.500 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine; hüküm süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2- Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK 33. m). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacak hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK 229.m) ve denkleştirmeden (TMK 230.m) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının(TMK 219.m) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK 231.m) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK 236/1.m). Katılma alacağı Yasa'dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur. Artık değere katılma alacak miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm(rayiç) değerleri esas alınır (TMK 227/1, 228/1, 232 ve 235/1. m). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye anı karar tarihidir.
Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK 222. m).
Yukarıdaki değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır.
Somut olaya gelince; eşler, 23.03.2004 tarihinde evlenmiş, 14.03.2011 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, 03.01.2013 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın 10, TMK 202/1.m). Tasfiyeye konu 2763 ada 25 parselde kayıtlı 15 nolu taşınmaz, 24.08.2009 tarihinde satış suretiyle davalı eş adına tescil edilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK 179.m).
Mahkemece; davalı adına kayıtlı taşınmazın edinme tarihi itibariyle davalının edinilmiş malı olduğu ve davacının, taşınmazın tasfiye tarihindeki değerinin yarısı olan 32.500 TL sı katılma alacağına hakkı bulunduğu gerekçesi ile hüküm tesis edilmiş ise de; varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Davalı cevap dilekçesinde evlilik birliğinin kurulmasından önce sahip olduğu taşınmazının satışından gelen paranın bir bölümünü dava konusu taşınmazın edinilmesinde kullandığını, diğer deyişle kişisel malı ile edindiğini ileri sürülmesine rağmen bu husus göz önünde bulundurulmaksızın hüküm kurulmuştur. Evlilik öncesinde davalı adına kayıtlı bulunan 2467 ada 10 parselde kayıtlı 9 nolu bağımsız bölüm satış suretiyle davalı ... adına 12.03.2004 tarihinde tescil edilmiş, daha sonra davalı tarafından 28.07.2009 tarihinde 3. kişiye satılıp devredilmiştir. Davalı, dava konusu taşınmazı 24.08.2009 tarihinde 55.000 TL sına aldığını, ödeme yapılırken önceki taşınmazın satış bedelinden 37.000 TL lık bölümünü dava konusu taşınmazın alımında kullandığını, kalan miktarı da borçlanmak suretiyle bu taşınmazı edindiğini bildirmiş; dinlenen tanıkları da bu hususu doğrulamıştır. Şu halde, dava konusu taşınmazın edinilmesinden hemen önce satılan davalıya ait kişisel mal niteliğindeki taşınmazın satım parasının bir bölümünün dava konusu taşınmazın edinilmesinde kullanıldığının kabulü gerekir.
Somut duruma göre; mahkemece yapılması gereken iş; dava konusu 25 parselde kayıtlı 15 nolu bağımsız bölümün edinilmesinden hemen önce satıldığı anlaşılan davalının kişisel malı niteliğinde olan 2467 ada 10 nolu parselde kayıtlı 9 nolu meskenin satımından gelen paranın bir bölümünün dava konusu taşınmazın edinilmesinde kullanıldığının anlaşılmasına göre; öncelikle 9 nolu taşınmazın satış tarihindeki sürüm değerinin 37.000 TL ya da daha fazla olup olmadığının keşif yapılmak suretiyle uzman bilirkişi vasıtası ile tespit ettirilmesi; bu şekilde saptanan sürüm değeri 37.000 TL veya daha fazlası ise 37.000 TL nın; sürüm değeri 37.000 TL den daha az olduğu takdirde de bu miktarın edinilmiş mal niteliğindeki alacak talebine konu taşınmazın alımında kullanıldığı kabul edilerek bu miktarın TMK. 230. maddesi uyarınca davalı yararına denkleştirilmesi suretiyle davacının artık değere katılma alacağının hesaplanması gerekirken; eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuş; bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın (2) sayılı bentte açıklanan nedenle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının (1.) bentte açıklanan nedenlerle reddine, taraflarca HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 555,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 03.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy