MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Alacak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı ... vekili, dava dilekçesinde belirtilen taşınmaz nedeniyle mal rejiminin tasfiyesi ile tapu iptal-tescil, olmadığı takdirde alacak isteğinde bulunmuş, davacı asıl sunduğu 21.09.2015 havale tarihli ıslah dilekçesinde, tapu iptal-tescil isteğini katılma alacağı olarak ıslah ettiğini açıklamıştır.
Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, tarafların ... Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi'ne başvurarak anlaşmalı boşanmaya karar verilmesini istedikleri, mahkemeye sunulan 25.03.2008 tarihli protokol incelendiğinde “Eşyalarımız konusunda karşılıklı anlaştık, bu anlaşmada hisseme düşen eşyalarımı aldım, başka bir eşya alacağım da yoktur” şeklinde bir beyanın olduğu, tarafların müşterek imzasını taşıdığı, duruşmada da protokol içeriğini doğruladıkları ve tarafların TMK'nun 166/3 maddesi uyarınca boşanmalarına, ibraz edilen protokolün onaylanmasına karar verildiği, kararın kesinleştiği, tarafların boşanma davasında ibraz ettikleri belgeye göre aralarındaki borç ilişkisini sonlandırdıkları anlaşıldığından artık davacının aynı konuya ilişkin alacak isteminde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir(6100 sayılı HMK 33. m). İddianın ileri sürülüş şekline, dava ve ıslah dilekçesindeki açıklamalara göre dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Eşler, 20.09.1998 tarihinde evlenmiş, 25.03.2008 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir(TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı(743 sayılı TKM 170.m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın 10,
TMK 202/1.m). Tasfiyeye konu 118 ada 9 parseldeki 11 nolu bağımsız bölüm, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 01.07.2008 tarihinde satın alınarak, davalı eş adına tescil edilmiştir. Tasfiyeye konu taşınmaza ilişkin davalı eş ile satıcı arasında arasında düzenlenen 06.08.2003 tarihli taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesi de dosya arasındadır. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır(TMK 179.m).
Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de, ulaşılan sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki, tarafların ... Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi'nin 04.04.2008 tarih, 2008/200 esas-2008/151 karar sayılı kararı ile TMK'nun 166/3.maddesi uyarınca anlaşmalı olarak boşandıkları, boşanma dosyasındaki 25.03.2008 tarihli tarafların imzasını taşıyan protokolün 4.bendinde “Eşyalarımız konusunda karşılıklı anlaştık, bu anlaşmada hisseme düşen eşyalarımı aldım, başka bir eşya alacağım da yoktur” şeklinde düzenleme bulunduğu, temyize konu iş bu dosya davacısı kadın eşin boşanma davasının 04.04.2008 tarihli duruşmasında “nafaka ve maddi ve manevi tazminat talebim yoktur. Evdeki eşyalar hakkında aramızda paylaşım yaptık bu nedenle davalıdan herhangi bir eşya talebim de yoktur. Bu konuda bir sorun yoktur. Anlaşmamız doğrultusunda boşanma kararı verilmesini istiyorum” şeklinde beyanda bulunduğu, boşanma kararının 3.bendinde “Tarafların karşılıklı olarak hazırlayıp mahkememize ibraz ettikleri protokolün onaylanmasına” şeklinde hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Davacının boşanma dava dosyasındaki beyanları, boşanmanın ferisi niteliğindeki nafaka ve maddi ve manevi tazminat ile ev eşyalarına yönelik olup, mal rejiminin tasfiyesi ve dava konusu 11 nolu bağımsız bölüme ilişkin bir açıklama ve istek bulunmamaktadır. Mal rejiminin tasfiyesi davası boşanma davasının eki niteliğindeki davalardan değildir.
O halde Mahkemece, iddia ve savunma çerçevesinde taraf delilleri toplanarak tartışılması ve tüm deliller değerlendirildikten sonra talebin esası hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davacının temyiz itirazlarının bu nedenle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 28.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy