MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVACI (3.Kişi): ...
DAVALI(Alacaklı): ...,
DAVALI (Borçlu) : ...
DAVA TÜRÜ: İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili; hacze konu menkullerin mülkiyetinin müvekkiline ait olduğunu, borçlu ile haciz yapılan işyerinin ilgisi olmadığını öne sürerek, istihkak davasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacı üçüncü kişi şirket ile borçlu arasında organik bağ bulunduğu, üçüncü kişi şirketin borçlu tarafından kurulduğu, yetkilisi ve tek ortağının borçlu olduğu, bu haliyle alacaklının alacağın tahsili amacıyla borçlunun mal varlığına haciz koydurmasında yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesi ile, istihkak davasının reddine, taşkın haciz nedeniyle açılan şikayet davasının aktif husumet (taraf ehliyeti-dava şartı) yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, karar davacı üçüncü kişi vekili tarafından istihkak davası yönünden temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK'nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
İstihkak davalarında geçerli bir haczin bulunması dava şartı olup, hüküm kesinleşinceye kadar yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerekir.
İİK’nin 88/1. maddesinde: “Haczolunan paraları, banknotları, hamiline ait senetleri, poliçeleri ve sair cirosu kabil senetlerle altın ve gümüş ve diğer kıymetli şeyleri icra dairesi muhafaza eder…” düzenlemesi yer almaktadır.
Taşınırlarda haczin geçerli olabilmesi için haczi yapan memurun haciz iradesinin belirli bir şekilde haricileşmiş olması yeterli olup, yasada açıklanan ayrıcalıklı durumlar dışında fiili el koyma ve muhafaza tedbiri gerekli değildir. İİK’nin 88/1. maddesinde bu genel kural ile ilgili istisnai haller sayılmıştır. Buna göre madde metninde geçen taşınır eşyalar söz konusu olduğunda haciz merasiminin tamamlanabilmesi için, haczedilen eşyaların fiilen el konularak icra dairesinde muhafaza edilmesi gerekir.
Somut olayda, hacze konu değerli taşlar yediemin deposuna teslim edilmiş, fiilen el koyma ve icra dairesinde muhafaza edilme koşulları gerçekleşmemiştir.
Bu durumda Mahkemece, geçerli bir haciz bulunmadığından davanın ön koşul yokluğundan reddi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ise de, bu husus yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden ve hükmün redde ilişkin bölümü sonucu itibari ile doğru görüldüğünden, HUMK'un 438/7 maddesi uyarınca, hükmün gerekçesinin açıklanan şekilde değiştirilip kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Davacı üçüncü kişi vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile yukarıda yazılı sebeple hükmün gerekçesi düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 02.05.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy