MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Katılma Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı ... vekili, dava dilekçesinde belirtilen malvarlıkları nedeniyle mal rejiminin tasfiyesi ile alacak isteğinde bulunmuştur.
Davalı ..., davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin davanın kısmen kabulü ile, araç için 5.000-TL ile taşınmaz için takdiren 86.643-TL olmak üzere toplam 91.643-TL alacağın karar tarihi olan 28.12.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine dair ilk kararı davalı vekilinin temyizi üzerine, Dairenin 15.11.2012 tarih, 2012/2078 Esas-2012/10542 Karar sayılı ilamı ile "...Davalı vekilinin 610 ada 3 parsel sayılı taşınmaza ilişkin temyiz itirazlarına gelince, dava konusu taşınmaz kooperatif üyeliği sonucunda 27.10.2005 tarihinde ferdileşme sonucu davalı ... adına tapuya tescil edilmiştir. Taşınmazın kooperatif tarafından davalıya ne zaman teslim ediliği belli değilse de, dosyadaki belgeler ve bilgilerden ... adına başlamış olan üyeliğin, 03.07.2000 tarihinde evlenmeden önce davalının annesi ...'e devredilmiş olduğu ve yine 06.01.2003 tarihinde ... tarafından davalıya bedelsiz olarak devredildiği anlaşılmaktadır. Taşınmazın yukarıda açıklanan edinilme şekline ve iddianın ileri sürülüş biçimine göre taraflar arasındaki uyuşmazlık katılma alacağı (TMK. mad. 231-236) isteğine ilişkindir. Bu tür davalarda, eklenecek değerlerden (TMK.m.229) ve denkleştirmeden (TMK.m.230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere edinilmiş malın (TMK.m.219) toplam değerinden mala ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan artık değerin (TMK.m.231) yarısı üzerinden (TMK.m.236/1) tarafların kazanılmış hakları da gözetilerek taşınmazın tasfiye tarihindeki değeri dikkate alınarak (TMK. m.235/1) katılma alacağı belirlenmelidir. Kooperatif üyeliği davalının annesi tarafından davalıya 06.01.2003 tarihinde bedelsiz olarak devredilmiş olmakla aynı yasanın 220/2. maddesi uyarınca bir eşin karşılıksız olarak edindiği herhangi bir mal o eşin kişisel malı olduğundan davalının annesinin kooperatif payını devrettiği 06.01.2003 tarihindeki inşaat seviyesi davalının kişisel malı sayılmalıdır. Ancak; bu tarihten sonra yapılan ödemeler TMK.nun 222/son maddesine göre edinilmiş malı olarak kabul edilmelidir. O halde mahkemece yapılacak iş; taşınmaz başında bir mülk sahibi ve inşaat mühendisi bilirkişi aracılığıyla keşif yapılmalı, tarafların bildirmiş olduğu tanıkların HMK. nun 243 ve 244 ve 259. maddeleri gereğince keşif yerine davetiyeyle çağrılmalı, mümkün olduğunca inşaatın başında dinlenerek dava konusu villa tipi konut niteliğindeki 610 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 06.01.2003 tarihinde ulaşmış olduğu inşaat seviyesi tanıklardan sorularak belirlenmeye çalışılmalı, beyanlar arasında çelişki bulunması halinde HMK. nun 261. maddesi gereğince giderilmeli tanıkların sözleri, bilimsel esaslara göre hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, uzman bilirkişilerce, taşınmazın 06.01.2003 tarihinde ulaşmış olduğu inşaat seviyesinin değeri saptanmalı ve bu değer, davalının kişisel malı olarak kabul edilmelidir. Taşınmazın edinilmesi sırasında 02.08.2005 tarihinde davalı tarafından kullanılan (40.000 TL ve ödenen faiz miktarı) banka kredisinin mal rejiminin sona erdiği 05.03.2007 tarihinden önce yapılan ödemelerinin edinilmiş mal, bu tarihten sonra ödenen taksitlerin ise, davalının kişisel malı olduğunun gözetilmesi, bu miktar ile yukarıda açıklandığı üzere belirlenen taşınmazın edinilmesi sırasındaki davalının kişisel mal miktarı ile birlikte ve varsa taşınmaza ilişkin diğer borçlar da gözetilerek taşınmazın tasfiye anındaki, yani karar tarihine yakın bir tarihte taşınmazın belirlenecek sürüm (TMK.m. 232) değeri esas alınarak hesaplama (açıklanan kişisel paralar ve varsa borçlar sürüm değerden düşürülmeli) yapılması, bu amaçla belirtilen eksikliklerin yerine getirilmesinden sonra dosya hukukçu ve serbest muhasebeci ya da mali müşavirden oluşacak bir bilirkişi heyetine tevdi edilerek yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda Yargıtay'ın ve tarafların denetimine açık, gerekçeli bilirkişi raporu alınması, taşınmazdan kaynaklanan katılma alacağı hakkında hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. (Sürüm değerinin tespiti bakımından TMK m. 232, 235 gözönünde tutulmalıdır). ..." gereğine işaret edilerek, 610 ada 3 parsel sayılı taşınmaz yönünden bozulmuş, araç yönünden onanmıştır. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulü ile taşınmaz için takdiren 16.670,14-TL alacağın karar tarihi olan 09.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının araçla ilgili talebi hususunda ayrıca yeniden bir karar verilmesine yer olmadığına, davacının taşınmaz ile ilgili fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre, davacı vekili ile davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davacı vekili ile davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozmaya uyulmakla taraf yararına usuli kazanılmış hak doğar ve bozma ilamı çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılması gerekir. Mahkemece bozma sonrası taşınmaz başında keşif yapılmış, bir tane davacı tanığı ile bir tane davalı tanığı keşif mahallinde dinlenmiş, inşaat ve mülk bilirkişisinden rapor ve ek raporlar ile hesap bilirkişisinden rapor ve ek rapor alınmışsa da anılan raporlar hüküm kurmaya elverişli nitelikte değildir. Bu halde, anılan bozma ilamı gereğince, mahkemece, taşınmaz başında önceki bilirkişiler dışında mülk bilirkişisi ve inşaat bilirkişisi marifetiyle keşif yapılmalı, tüm taraf tanıkları keşif mahallinde dinlenmeli, dava konusu taşınmazın 06.01.2003 tarihinde ulaştığı inşaat seviyesi tanıklardan sorularak belirlenmeyi çalışılmalı, beyanlar arasında çelişki olması halinde bu çelişki giderilmeli, tanık beyanları bilimsel esaslara göre hazırlanan bilirkişi raporu ile denetlenmeli, uzman bilirkişilerce taşınmazın 06.01.2003 tarihinde ulaştığı inşaat seviyesinin değeri belirlenmeli, bu değer davalının kişisel malı olarak kabul edilmelidir. Ayrıca taşınmazın edinilmesi sırasında 02.08.2005 tarihinde kullanılan kredinin mal rejiminin sona erdiği boşanma dava tarihinden önce yapılan ödemelerinin edinilmiş mal, bu tarihten sonra yapılan ödemelerinin ise davalının kişisel malı olduğunun gözetilmesi, bu miktarla yukarıdaki şekilde belirlenen davalının kişisel mal miktarı ile birlikte varsa taşınmaza ilişkin diğer borçlar da gözetilerek taşınmazın tasfiye yani karar tarihindeki (önceki karar bozulmakla değer güncelliğini yitirdiğinden bozma sonrası yeni karar tarihindeki) belirlenecek sürüm değeri esas alınarak hesaplama yapılması (açıklanan kişisel paralar ve varsa borçlar sürüm değerden düşülmeli), bu doğrultuda önceki bilirkişiler dışında hukukçu ve serbest muhasebeci veya mali müşavir bilirkişiden oluşacak heyetten yukarıdaki esaslar dikkate alınacak şekilde Yargıtay ile tarafların denetimine açık gerekçeli bilirkişi raporu alınarak tarafların kazanılmış hakları da gözetilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, hüküm kurmaya elverişli nitelikte olmayan raporlar hükme esas alınarak karar verilmiş olması doğru değildir.
SONUÇ: Davacı vekili ile davalı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2.) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin yargılama giderlerine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, davacı vekili ile davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle reddine, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine,
14.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.