MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Mal Rejiminin Tasfiyesinden Kaynaklanan Alacak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı ... vekili, davalı adına kayıtlı ... köyü ... parselin 224/768000 hissesi, ... plakalı ve ... plakalı araçlar üzerinde 2000 TL katılma alacağı talebinde bulunmuştur.
Davalı ..., davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Tapuda kısmen arazi kısmen çalılık vasfı ile kayıtlı olduğu görülen dava konusu ... parselin 10.08.2005 tarihinde 224/768000 hissesinin satış yolu ile davalı adına tescil edildiği, mahkemece bu hisse ile taşınmaz üzerindeki binanın edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde davalı tarafından edinildiği kabul edilerek, hisse ve bina yönünden artık değer ve katılma alacağı hesabı yapıldığı görülmektedir. Davalı tarafından gerek hisse gerekse binanın bedel ödenmeksizin alındığı, esasen bu karşılıksız edinme öncesinde 01.01.2002 tarihinden önce davalıya ait olup, kişisel malı olarak sayılması gerektiği ileri sürülmüştür. Dosyaya sunulan ... parselle ilgili tadavüllü tapu kayıtları ve dayanakları ile davalı tarafından 18.12.2015 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ekinde sunduğu belge içeriklerinden, 249 parselde dava konusu hissenin edinilmesinde bedel ödendiği ancak taşınmaz üzerindeki binanın 01.01.2002 öncesi inşa edildiği ve davalıya ait olduğu, bu hususun belgelerde de belirtildiği, bina ile ilgili bir karşılık ödenmediği anlaşıldığına göre, binanın davalının kişisel malı kabul edilerek hesaplamada dikkate alınmaması, artık değerin 249 parselin 224/76800 hissesinin sürüm değeri dikkate alınarak belirlenmesi, buna göre katılma alacağına hükmedilmesi gerekirken, binanın da hesaplamada gözetilmesi hatalıdır.
Ayrıca dava konusu taşınmaz kısmen arazi kısmen çalılık vasfında olup, öncesi itibari ile özel orman olduğu da dosya kapsamından anlaşıldığına göre, uzman orman bilirkişisinin de içinde bulunduğu bilirkişi kurulu tarafından değer tespiti yapılması gerekirken, orman bilirkişinin yer almadığı rapora itibar edilmesi de doğru olmamıştır. Mahkemece yapılması gereken iş; diğer bilirkişilerin de bulunduğu heyete uzman orman bilirkişisi de dahil edilmek suretiyle, önceki hükmü davalının temyiz ettiği gözetilerek, bozma öncesi karara en yakın tarih itibariyle taşınmazdaki hissenin rayiç değerini yeniden tespit etmek, bu hesaplamada binanın değerini dikkate almamak, bu değer artık değer kabul edilerek yarısı oranında davacı lehine katılma alacağını belirlemek, talep ve kazanılmış hakları dikkate alarak bir hüküm vermek olmalıdır. Açıklanan nedenlerle mahkemece bu hususlar dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Davalının temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nin 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nin 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 27.09.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy