MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Vesayet
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, ...'ne ...'ın yasal danışman atanmasına karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi ... vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 20.02.2018 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden vekili Av. ... geldiler ve karşı taraftan gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Dava dilekçesinde, kısıtlanması istenilen ...’ne vasi atanmasını ve birleştirilen dosyada ise kayyım veya kanuni temsilci atanması istenmiş; mahkemece ...'nün kısıtlanmasına yeterli sebep bulunmamakla beraber mal varlığının çokluğu ve okuma yazma bilmemesi gerekçesi ile yasal danışman atanmasına dair verilen karar kısıtlanması istenilen vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 405. maddesi kapsamında, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı ile 406. Madde kapsamında malvarlığını kötü yönetme sebebiyle kısıtlanma kararı verilmesi, birleşen dava da ise kayyım yada yasal danışman atanması istemine ilişkindir.
Vesayet, velâyet altında bulunmayan küçüklerin ve istisnaî olarak velâyet altına alınmamış bazı erginlerin korunması amacıyla kabul edilen bir hukukî kurumdur.
Kısıtlanmayı gerektiren haller kanunda tahdidi olarak sayılmış olup ergin bir kişi hakkında kısıtlama kararı verilerek, kendisine vasi atanabilmesi için, Türk Medenî Kanununun 405-408. maddelerinde öngörülen kısıtlama sebeplerinden birinin varlığı gerekir.
Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle, ergin bir kişi, işlerini göremediği veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gerektiği ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye soktuğu takdirde, kısıtlanır (TMK.md.405/I).
Türk Medenî Kanunu'nun 406. maddesinde savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü yönetmesi sebebiyle kendisini veya ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açan ve bu yüzden devamlı korunmaya ve bakıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehdit eden her erginin kısıtlanacağı hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanunun 429. maddesinde kısıtlanması için yeterli sebep bulunmamakla beraber korunması bakımından fiil ehliyetinin sınırlanması gerekli görülen ergin kişiye bir yasal danışman atanacağı; 431. maddesinde ise, "Vasinin atanması usulüne ilişkin kuralların kayyım ve yasal danışman atanmasında da uygulanacağı." hükümleri yer almaktadır.
Kısıtlama kararı verilmesi usulü, Türk Medenî Kanununun 409. maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasına göre, savurganlık, alkol ve uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yasama tarzı ve kötü yönetimi veya isteğe bağlı kısıtlama hâllerinde, kısıtlanması istenilenin dinlenmesi zorunludur. Aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca, bir kişinin akıl hastalığı ve akıl zayıflığı sebepleriyle kısıtlanması için, resmî sağlık kurulu raporu alınmış olmalıdır. Hâkim, bu sebeplerle kısıtlama kararı vermeden önce, kısıtlanması istenen kisiyi dinleyebilir.
Türk Yargı sistemine göre, hâkim kendiliğinden bir davayı inceleyip, uyuşmazlığı çözemez. (HMK. m.24) Taraflarca ileri sürülmemiş bir delile de kendiliğinden başvuramaz. (HMK.m.25) Bunun kaçınılmaz sonucu olarak da hâkim tarafların istekleriyle bağlı tutulmuştur. (HMK. m. 26) Genel kural bu olmakla birlikte, kanunlarımızda hakimin re’sen başka bir ifade ile doğrudan doğruya araştırma yapabileceği hallere de yer verilmiştir. Türk Medeni Kanunu'nun 405. maddesinde yer alan sebebe dayanan vesayete ilişkin davalar bunlardandır. Bu davalar re’sen yürütülür ve kendiliğinden araştırma ilkesi geçerlidir. İlgilinin isteği olup olmadığına bakmaksızın hakim kendiliğinden gerekli gördüğü bütün delillere başvurabilir.
Yapılan açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; mahkemenin 26.02.2014 tarihli ilk kararı (Kapatılan) 18 .Hukuk Dairesince, TMK 406. maddesine yönelik araştırma yapılması, yasal danışman atanması istemli birleşen dosya hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi ve gerekçeli karar ile ek karar arasındaki çelişki sebeplerine dayalı olarak bozulmasından sonra mahkeme bozmaya uyarak gerekli araştırmaları yapmış, ... Emniyet Müdürlüğü'nün 20.11.2015 tarihli yazısında kısıtlanması istenilen Hediye'nin savurganlığı, alkol ve uyuşturucu madde bağımlılığı ve malvarlığını kötü yönetme durumlarının olmadığı tespit edilmiş, malvarlığı yönünden keşif yapılmış ve sunulan bilirkişi raporunda taşınmazlar tespit edilerek rayiç kira bedellerine dair rapor alındığı, bir kişinin okuma yazma bilmemesi ve malvarlığının çokluğu tek başına fiil ehliyetinin kısıtlanmasını gerektirmediği gibi, kayyım atanması için de kanunun aradığı şartların oluşmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu yasal danışman atanması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK' nın geçici 3. Maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK' nın 428. Maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.630,00 TL Avukatlık Ücreti'nin davacılardan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan kısıtlanması istenilen ...'ne verilmesine, HUMK'nın 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 20.02.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy