MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın Kaldırılması
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı vekili 01.05.2012 başlangıç tarihli yazılı kira sözleşmesine dayanılarak 19.11.2012 tarihinde başlattığı icra takibi ile aylık 4.000-TL üzerinden muaccel hale gelen 2012 yılı mayıs, haziran, temmuz, ağustos, eylül, ekim ve kasım ayları ile sözleşmedeki muacceliyet şartı gereği 2012 yılı aralık, 2013 yılı ocak, şubat, mart ve nisan ayları kira bedelleri ile 1.331,92 TL damga vergisinin tahsili ile tahliye talep etmiştir. Ödeme emrinin davalı borçlulara tebliği üzerine borçlular borçlarının olmadığından bahisle takibe itiraz etmişlerdir. İtiraz üzerine davacı vekili icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması talebinde bulunmuştur. Mahkemece 35.921,08 TL üzerinden takibin devamına karar verilmiş, karar davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dava kira alacağının tahsili amacı ile başlatılan takibe itirazın kaldırılması talebine ilişkindir.
1-) Davalı vekilinin davalı ... yönünden temyiz itirazlarının incelenmesinde; davalı ... takipte ve davada dayanılan 01.05.2012 başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli kira sözleşmesini kefil olarak imzalamışlartır. TBK'nun kefalet sözleşmesinde şekil şartını düzenleyen 583.maddesi “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.” hükmünü içermektedir. Taraflar arasındaki kira sözleşmesinde kefilin sorumlu olduğu azami miktar ve kefalet tarihine ilişkin el yazısı ile yazılmış bir ibare bulunmamaktadır. Bu durumda TBK'nun 583. maddesinde belirtilen şekil şartlarına uyulmadan yapılan kefalet sözleşmesi geçersiz olduğundan, mahkemece davalı ... hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
2-) Davalı vekilinin davalı ... yönünden temyiz itirazlarına gelince;
A-) Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin davalı ... yönünden aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
B-) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun Kiracı Aleyhine Düzenleme Yasağı başlıklı 346.maddesinde; Kiracıya kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilemeyeceği, özellikle kira bedelinin zamanında ödenmemesi halinde ceza koşulu ödeneceğine veya sonraki kira bedellerinin muaccel olacağına ilişkin anlaşmaların geçersiz olduğu, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un Geçmişe etkili olma başlıklı 2.maddesinde; Türk Borçlar Kanunu'nun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kurallarının gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanacağı, aynı kanun'un görülmekte olan davalara ilişkin uygulama başlıklı 7.maddesinde de; Türk Borçlar Kanunu'nun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76'ncı, faize ilişkin 88'inci, temerrüt faizine ilişkin 120'nci ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138'inci maddesinin görülmekte olan davalara da uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Kiracıyı koruma amacıyla getirilen TBK'nun 346. maddesindeki bu yasal düzenlemenin kamu düzenine ilişkin olduğu kuşkusuzdur. Bununla birlikte 6217 Sayılı Yasanın geçici 2.maddesinde değişiklik yapan 6353 sayılı Yasa'nın 53.maddesine göre; kiracının Türk Ticaret Kanunun'da tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 323, 325, 331, 340, 343, 344, 346 ve 354'üncü maddelerinin 01.07.2012 tarihinden itibaren 8 yıl süreyle uygulanamayacağı, bu halde kira sözleşmelerinde bu maddelerde belirtilmiş olan konulara ilişkin olarak sözleşme serbestisi gereği kira sözleşmesi hükümlerinin tatbik olunacağı da öngörülmektedir.
6102 sayılı TTK'nın 12.maddesinde "bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Anılan Yasanın 11. maddesinde "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir." 15. maddesinde de "İster gezici olsun ister bir dükkanda veya sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri 1,.maddenin 2.fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır. Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu'na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez.
Somut olayda Mahkemece, davalının tacir olduğu kabul edilerek kontratın Hususi Şartlar bölümünün 7.maddesindeki "kira bedeli süresinde ödenmez ise diğer ayların kira bedeli muaccel olacağı" düzenlenmesine bağlı kalınması gerektiği gerekçesi ile muaccel kira aylarının istenebileceği yönünde hüküm kurulmuş ise de; dosya kapsamından davalıların vergi mükellefiyetinin götürü usulde olup olmadığının sorulmasına yönelik vergi dairesi yanıtlarının davalı ... hakkında bilgi verdiği davalı ...'in Türk Ticaret Kanunu hükümleri dairesinde tacir olup olmadığının anlaşılamadığı görülmektedir. Bu durumda mahkemece davalı ...'in tarafların sunacağı delillere, Ticaret Sicili ve Vergi Dairesi kayıtlarına göre tacir olup olmadığı araştırılarak, tacir olması durumunda hakkında TBK'nun 346.maddesinin 01.07.2012 tarihinden itibaren 8 yıl süre ile uygulanamayacağı gözetilmeli, tacir olmadığının anlaşılması halinde ise; yeni yasal düzenleme karşısında bu koşulun davalı kiracı yönünden geçersiz hale geldiği kabul edilerek değerlendirmenin takip tarihi itibariyle ödenmemiş muaccel kira alacağına göre yapılması gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda (2) nolu maddenin (A) bendinde açıklanan nedenler ile temyiz itirazlarının reddine, (1) ve (2) nolu maddenin (B) bendinde açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK'ya 6217 sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK'nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, taraflarca İİK'nın 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 07.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy