MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Mal Rejiminden Kaynaklanan Alacak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne ve fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş olup hükmün davacı-birleşen dosya davacısı vekili ile davalı-birleşen dosya davalısı vekili taraflarından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı-birleşen davacı ... vekili, asıl davada, dava dilekçesinde belirtilen taşınmazlar nedeniyle mal rejiminin tasfiyesi ile alacak isteğinde bulunmuş, daha sonra asıl dosyadaki bilirkişi ek raporu doğrultusunda aynı taşınmazlara ilişkin birleşen ek davayı açmıştır.
Davalı-birleşen davalı ... vekili, davanın ve birleşen ek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin davacının davasının talep ile bağlı kalınarak kabulü ile, 27.782,8-TL alacağın dava dilekçesindeki 2.500-TL'lik kısım için dava tarihinden itibaren, ıslah edilen kısım için ıslah tarihinden geçerli olmak üzere işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının fazlaya ilişkin hakkının saklı tutulmasına dair ilk kararı, davalı-birleşen davalı vekilinin temyizi üzerine Dairenin 02.12.2015 tarih, 2014/11342 esas-2015/21593 karar sayılı kararı ile "...Mahkemece, hangi bilirkişi raporunun hükme esas alındığı belirtilmemişse de; yapılan araştırma ve inceleme ile alınan bilirkişi raporları ve raporlardaki değerlendirmeler yukarıda belirtilen ilkelere ve hesaplama yöntemlerine uygun düşmemektedir. Mahkemece yapılması gereken iş, yukarıda belirtilen ilkeler ve hesaplama yöntemleri dikkate alınacak şekilde bilirkişiden ek rapor almak ve hasıl olacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. Bundan ayrı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 239/3.maddesi hükmüne göre; Aksine anlaşma yoksa, tasfiyenin sona ermesinden başlayarak katılma alacağına ve değer artış payına faiz yürütülür. Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi buna ilişkin mahkeme kararının verildiği tarihtir. Mahkemece, mal rejiminin tasfiyesi ile davacı lehine hüküm altına alınan alacağa, kararın verildiği 31.12.2013 tarihinden geçerli olmak üzere faiz uygulanmasına karar verilmesi gerekirken, yanlışa düşülerek 2.500-TL'lik kısım için dava tarihinden, ıslah edilen kısım için ıslah tarihinden itibaren faiz uygulanması yasal düzenlemeye ve Yargıtay uygulamalarına aykırıdır...." gereğine işaret edilerek bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, davacının asıl davası ve birleşen davasındaki taleplerinin kısmen kabulü ile, mesken açısından 4.675-TL katılma payı alacağına, dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte 8.792,17-TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davaya konu diğer parsele ilişkin 12.105,165-TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı-birleşen davacı vekili ile katılma yoluyla davalı-birleşen davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı-birleşen davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre, davacı-birleşen davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davalı-birleşen davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Hüküm, davacı-birleşen davacı vekiline 23.12.2016 tarihinde, davalı-birleşen davalı vekiline ise 21.12.2016 tarihinde tebliğ edilmiş, süresi içinde 06.01.2017 tarihinde davacı-birleşen davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı-birleşen davacı vekilinin temyiz dilekçesi, davalı-birleşen davalı vekiline 12.01.2017 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine davalı-birleşen davalı vekili, harcını da yatırdığı 26.01.2017 tarihli dilekçesi ile katılma yolu ile temyiz isteğinde bulunmuştur.
Davalı-birleşen davalı vekili tarafından hüküm, 10 günlük temyize cevap süresi kaçırıldıktan sonra 26.01.2017 tarihinde harcı yatırılarak katılma yoluyla temyiz edildiğine, süresinden sonra yapılan temyiz istemi geçersiz bulunduğuna göre davalı-birleşen davalı vekilinin katılma yolu ile temyiz isteminin sürenin geçmiş olması nedeniyle HUMK'nun 432/4. maddesi hükmü uyarınca reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davacı-birleşen davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın ONANMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davalı-birleşen davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 35,90 TL onama harcının 505,60 TL peşin harçtan mahsubu ile artan 469,70 TL'nin temyiz eden davacı-birleşen dosya davacısına, istek halinde peşin harcın temyiz eden davalı-birleşen dosya davalısına iadesine, 28.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.