MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı ... vekili, evlilik birliği içinde davalı adına edinilen bir adet taşınmazın edinilmiş mallara katılma rejimine göre tasfiye edilerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL katılma alacağının faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 15.02.2016 tarihli harcını yatırdıkları dilekçe ile talep miktarını 45.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, 45.000,00 TL toplam alacağın 1.000,00 TL'sine dava tarihinden, 44.000 TL'sine ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra 24.10.2014 tarihinde ikame edilmiştir. Dava dilekçesi, davalının dava dilekçesinde gösterilen yurtdışı adresine tebliği için işlemler yapıldığı ancak 24.02.2015 havale tarihli ... Başkonsolosluğu yazısı incelendiğinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 4829 sayılı Yasa ile değişik 25/a maddesi uyarınca tebliği teminen ihtaratı içeren davetiyenin Alman mevzuatının izin verdiği şekilde postayla iadeli taahhütlü olarak gönderildiği, posta görevlisinin muhatapla tebligat evrakında kayıtlı adreste şahsen karşılaşması mümkün olmadığından postacı tarafından adı geçene ait meskenin posta kutusuna "postaneden alınmak üzere bekletilen taahütlü bir mektubunun bulunduğu" belirten davet yazısı bırakıldığı, tebligat muhatabı söz konusu ihtaratı içeren tebligat bildirimini bekleme süresi içinde (7 iş günü) postaneden teslim almadığı açıklanarak, teblig edilemeyen evrakın ekte sunulduğu belirtilmiştir. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, davalıya dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiştir.
O halde, Mahkemece yapılacak iş; davalı tarafa dava dilekçesinin tebliği ile cevap ve delillerini bildirdikten sonra tarafın bildireceği deliller toplanıp, birlikte değerlendirerek bir sonuca ulaşmaktan ibarettir. Açıklanan bu hususlara riayet edilmeksizin yazılı şekilde davalının yokluğunda hüküm tesisi hukuki dinlenilme hakkının (HMK mad. 27) ihlali niteliğinde olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davalı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 26.02.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.