MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kayyım Atanması
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı ... vekili dava dilekçesinde, müteveffa...'in 08.08.2015 tarihinde vefat ettiğini, geriye mirasçıları olarak vekil edeni ... ile müşterek çocuk 2014 doğumlu ...in kaldığını, müteveffanın tek hissedarı olduğu ... Sigorta Aracılık Hizmetleri Limited Şirketi'nin yasal mirasçılarına devrolduğunu, mirasçılardan ...'nın henüz reşit olmadığını, bu nedenle kendisine kayyım atanması gerektiğini açıklayarak küçüğe miras yoluyla intikal eden şirket hisseleri üzerindeki haklarını kullanabilmesi için dedesi...'in kayyım olarak atanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacının küçüğün velisi, dolayısıyla yasal temsilcisi olup aralarında menfaat çatışması bulunmadığı, davacının kayyım talebinin kanunda sınırlı olarak sayılan hiçbir madde kapsamında kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
TMK'nun 426. maddesi "Vesayet makamı, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya resen temsil kayyımı atar: ... 2. bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışıyorsa..." hükmünü içermektedir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; miras bırakan...'in vefatı ile geriye mirasçıları olarak eşi ... ile 2014 doğumlu müşterek çocuk Mira Sönmez'in kaldığı, anne ...'in küçük ...'e babasından miras yoluyla intikal eden şirket hisseleri üzerindeki haklarını kullanabilmesi için kayyım atanmasına karar verilmesini istediği anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacı, küçük...in velisi, dolayısıyla yasal temsilcisi ise de, aynı şirketin ortakları olmaları nedeniyle aralarında menfaat çatışması bulunduğundan, TMK'nun 426.maddesi gereğince davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davacı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 24.01.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.