MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde; kendisinin mülhak Tüccarı Mütemineden ... Vakfı'nın evladı olduğuna karar verilmesini istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtayın bozma kararlarına karşı direnme hakkı mahkemeye verilmiş olup, mahkemece bozmaya uyulduktan sonra gereklerinin yerine getirilmesi ve bozma ilamında yazılı hususları karşılayacak raporlar düzenlemesi zorunlu olduğundan; hakim uyduğu bozma ilamının gereklerinin yerine getirilip getirilmediğini denetlemek ve kendisinin bu hususlara aykırı değerlendirme yapılması halinde bilirkişiden bozma esaslarına uygun rapor düzenlemelerini istemekle görevlidir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, mahkemenin 16.01.2015 tarihli davacının galle fazlasına müstehak vakıf evladı olduğu yönündeki kabul kararı, Yargıtay 18.(kapatılan) Hukuk Dairesi'nin 2015-5978 Esas 2016-472 Karar sayılı ilamı ile ''1-Davacı tarafça mahkemeye sunulan dava dilekçesinde, davacıların sadece davaya konu vakfın evladı olduğunun tespiti istenilmiştir. 6100 sayılı HMK.nun 26. maddesine göre; hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Bu hükme aykırı olarak talep dışında davacının galleye müstehak vakıf evladı ve galle fazlasına istifade hakkının olduğunun tespitine hükmedilmesi, 2-Dosya içindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacının vakıf kurucusu ile irtibatını gösterir herhangi bir belge veya mahkeme kararı bulunmamaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının, evlat listesinde yer alan son mütevelli ... ile aynı soydan vakıf evladı olduğu belirtilmiş ise de, davacı ile vakıf kurucusu veya mütevelli arasındaki akrabalık ilişkisi nüfus kayıtlarıyla kurulamamaktadır. 24.02.1943 tarih ve 27/11 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay uygulamalarına göre; tevliyeti, vakıfın (vakfedenin) evladına ve evladı evladına şart kılınan vakıflarda, vakıf (vakfeden) birden ziyade olsa da, bu vakıfların tevliyetine müstehak (hak kazanmış) olduğunu dava eden kimsenin nesebini evvelce vakıfların evladı evladından olarak vakıflarına mütevelli olduğu tahakkuk eden kimseyle bağlantısını ispat etmesi; başka bir ifade ile yönetimine hak kazandığını dava eden yeni altsoyun, önceki belirlenmiş mütevelli ile bağlantısını kanıtlaması yeterlidir. Yukarıda yapılan açıklamalar dikkate alındığında mahkemece, tarafların göstereceği tüm deliller toplanarak ilgili nüfus kayıtları ve veraset ilamları getirtilerek davacının vakıf kurucusuyla soybağının yöntemince tespit edilmesi ve bu yönde gerektiğinde uzman bir bilirkişi raporu alınarak davacının vakıf evladı olup olmadığı hususunda karar verilmesi gerekirken vakıfla davacı arasındaki kan bağını denetime elverişsiz biçimde kuran bilirkişi raporuna itibar edilerek eksik araştırmayla davanın kabulüne karar verilmesi, 3-Vakıflar Genel Müdürlüğünün, kanuni hasım olması sebebiyle yargılama giderinden sorumlu tutulmaması gerektiğinin düşünülmemesi,'' doğru görülmediği gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyulmuş ise de 2 nolu bozma gerekçesi yönünden gereği yerine getirilmemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyulduğuna göre, bozma ilamında değinilen tüm hususlar dikkate alınarak, davacının vakıf kurucusuyla soybağı irtibatının tespit edilmesi hususunda denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davalı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının (1) nolu bent uyarınca reddine, taraflarca HUMK.un 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 06.11.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.