MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Vesayet
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı/vasi adayı vekili, kısıtlı adayı ...’in TMK 406 maddesi gereği kötü yönetim ve savurganlık nedeniyle kısıtlanmasını istemiş; kısıtlı adayı, davanın reddini kısıtlanmak istemediğini ileri sürmüş; mahkemece, ilk kararda kısıtlı adayı hakkında davacı tarafından açılan TMK md 405 gereği kısıtlanmasına ilişkin derdest dosya bulunduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’nin 10.02.2014 tarihli kararıyla derdest olduğu belirtilen dosyanın TMK 405 maddesine bu davada ise TMK md 406 ya dayanıldığı dava sebeplerinin farklı olduğu derdestlik şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle mahkeme kararını bozması üzerine mahkemece bozmaya uyularak yargılamaya devam edilerek dosya kapsamı, alınan bilirkişi raporu, bozma öncesi alınan sağlık kurulu raporu ve yapılan keşifte alınan beyanında davayı kabul etmediği, kendisine gelininin baktığı, kısıtlı adayının yürüyemediği, işlerini göremediği, ancak kısıtlanmak istemediği, tapu kayıtları üzerinde yapılan incelemede kısıtlanmasını gerektiren bir durum olmadığı ancak yasal danışman atanmasının uygun olacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısıtlı adayına gelini ...’in yasal danışman olarak atanmasına dair verilen karar kısıtlı adayı vekili ve davacı/vasi adayı ... vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava; savurganlık ve kötü yönetim nedeniyle TMK’nın 406.maddesi gereği vasi tayinine ilişkindir.
1) Davacı vekili ve kısıtlı adayı vekilinin mahkemenin yasal danışman atanmasına ilişkin kararına yönelik temyiz itirazları; dosya muhtevası, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilamında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre yerinde görülmemiştir.
2) Davacı vekilinin yasal danışmanın şahsına yönelik temyiz itirazlarına gelince; Türk Medeni Kanunu'nun 422. maddesi gereğince vasinin şahsına-sıfatına karşı yapılan itirazları veya vasinin ileri sürdüğü kaçınma sebeplerini (özürleri) inceleme görevi, öncelikle vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesine, onun kabul etmemesi halinde denetim makamına aittir. Türk Medeni Kanunu'nun 397. maddesinde de denetim makamı görevinin asliye hukuk mahkemesine ait olduğu hükme bağlanmıştır. Açıklanan bu hukuki düzenlemelere göre; temyiz dilekçesinin vasinin şahsına-sıfatına karşı yapılan itiraz olarak kabul edilip ileri sürülen sebeplerin öncelikle sulh hukuk mahkemesince değerlendirilmesi, itiraz nedenleri yerinde görülmediği takdirde buna ilişkin kararla birlikte evrakın denetim makamı olan asliye hukuk mahkemesine gönderilmesi ve denetim makamınca bu konuda kesin bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte gösterilen sebeplerle davacı vekili ve kısıtlı adayı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul, kanun ve bozma gereklerine uygun bulunan hükmün ONANMASINA; davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda 2. bentte gösterilen sebeplerle MAHKEMESİNE İADESİNE, HUMK'nın 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 22.01.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy